Ümitköy Minibüsleri

8 Ağustos 2008. Saat 22:30 suları. Figen’i İzmir’e uğurlamak için, Ulusoy’un Söğütözü tesislerindeyiz. Otobüsü saat 23:30’da. Ben bir sigara içimi eşlik edip, iznini istiyorum. Vedalaşıyoruz.

Saat 22:45. Armadanın önünde minibüs beklemeye başlıyorum. Ümitköy minibüsü

Saat 23:00. Bekliyorum.

Saat 23:30. Bekliyorum.

Saat 23:45. Hâlâ bekliyorum…

Minibüs gelmiyor. Saat 00:30 oluyor. Ümidimi kesiyorum. O an tıka basa kelimesini kifayetsiz bırakan bir Sincan minibüsü duruyor önümde. Bir yolcu iniyor. Kavga dövüş, ite kaka sokuyorum bedenimi içeri.

Kelle koltukta bir seyahatin ardından, Ümitköy köprüsüne yakın atıyorum kendimi dışarı. Yürümeye başlıyorum. Allahtan ev yakın. Yürüyerek 20 dakika falan.

~~~~~~

80 kuşağı hemen her Alanyalı gibi; minibüs, belediye otobüsü, banliyö treni vb. toplu taşım araçlarını bilmeden, tanımadan büyüdüm. Onlarla haşır neşir olmam 1991 senesinde üniversiteyi kazanıp Alanya’dan, Ankara’ya yerleşmemle başladı. 90’lı yılların ilk yarısında, Sincan’da ikamet ederken, ekonomik olması sebebiyle genelde banliyö trenini tercih ederdim. Sincan o yıllarda yeni yeni dolmaya başlamıştı. Param oldukçada minibüse binerdim. Daha rahat olurdu.

Minibüslerden ilk kez nefret edişim, 1998-2001 yılları arasında Antalya’da ikametime rastlar. Evimiz Fener kavşağında, iş yerim Soğuksu’da olduğundan, 100. Yıl-Soğuksu minibüslerine binerdim. Şimdilerde aynı mı bilmiyorum; ancak o sıralar kağnı hızıyla hareket ederdi minibüsler. Bu kağnı özentisi Antalya minibüscülerinin takıntısıydı adeta.

Alanya’nın büyüyüp, şehirleşmesi ile boy gösterip, sayıları artan Kestel, Mahmutlar minibüslerine de gıcık olmaya başladım zamanla. 50 derece sıcakta, bir tek turist kapabilmek için insanlara işkence eden şoförler.

Sonra Niğde yılları. Kampüs minibüsleri. Allahım ne kepazelikti onlar öyle? Tüm dertleri öğrenciyi yolup, zulmetmek olan bir güruh.

Şimdide Ümitköy minibüsleri. Ülkenin başkentinde saat 22:30’dan sonra, Ümitköy’e bir tek minibüs bulamaz mı insan? Anlarım; yolcu az, mesafe uzun. İyi de yarım saatte bir çıkartın o zaman. Saatte bir çıkartın. En azından son bir minibüs kaldırın. Bu nasıl esnaflık anlayışıdır? Bu nasıl insanlıktır? Mesai saatleri içinde, yolcu bol iken, insanları tıka basa doldurup para kazanmayı biliyorsan, hizmet etmeyi de bileceksin.

Hoş bunlar zurnanın son deliği. Esas utanması lazım gelenler, elin adamı 1930’lu yıllarda koca Alp dağlarını delip, tüneller açıp halkın hizmetine toplu taşım araçlarını sunar iken, 21. yüzyılda bozkırın orta yerinde bir metro inşaatını tamamlayamayan zavallılardır.

“Ümitköy Minibüsleri” üzerine bir yorum

  1. Yıl 2016. Tam şu anda aynı dertten muzdaribim ve eve nasıl gideceğimden emin değilim. İyi geceler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir