Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Nisâ Suresi, 58.Ayet.
İyi olmak kolaydır. Zor olan adil olmaktır. Victor Hugo.
Aylar evvel, 20. Ulusal Biyoloji Kongresi’nin ağ sayfasına baktığımda “Davetli Konuşmacılar” kısmında Dr. Max Kasparek’in adını görmüştüm. Dr. Kasparek, 21-25 Haziran 2010′da Denizli’de düzenlenecek olan 20. Ulusal Biyoloji Kongresi’nin açılış dersini verecekti. Dersin konusu şuydu; “Biodiversity Conservation and Biodiversity Research: Where Does Turkey Stand Compared to Its Neighbours?”. Mealen; “Biyoçeşitliliğin korunması ve biyoçeşitlilik araştırmalarında, Türkiye’nin komşularıyla mukayesesi”.

O günlerde kongrenin açılış dersi için, düzenleme kurulunun bu tercihine çok içerlemiştim. Pekâlâ camianın önde gelen (emekli) isimlerinden birisine verilebilirdi bu onur. Hatta aklıma gelen ilk isim, Prof. Dr. Nihat Şişli hoca olmuştu. Elbette bir başkası da olabilirdi. Mesele ahde vefa ve liyakat idi. Davetli konuşmacı illa ki ecnebi olacaksa, Prof. Dr. Achille Casale ya da Prof. Dr. Augusto Vigna Taglianti gibi (mutlaka farklı branşlardan çok değerli araştırmacılar da vardır) Türkiye’nin biyoçeşitliliği üzerine yarım yüzyıldır çalışan, bu konudaki eserleri binlerce atıf ile taçlandırılan büyük otoriteler davet edilebilirdi.
Kongre, sempozyum vs. düzenlemek zor iştir. İnsanları memnun edemezsiniz. Sürekli aksaklıklar olur; o sunulan kahveyi beğenmez, bir diğeri yemeğin yağını. Birinin yaka kartı eksiktir, diğerinin çantası. Bunlar normaldir. Mesleki bir organizasyonda böylesi ayrıntılara takılmak görgüsüzlüktür, şımarıklıktır. İnsanlar son derece meşakkatli bir işe soyunmuşlardır, taktir edilmek haklarıdır, emeğe saygı şarttır. Amenna… Gelgelelim adının başında “Ulusal” kelimesi bulunan bir kongrenin bilim kurulu üyelerinden bir tanesinin bile adil olmaması, affedilemez.
Dün kongrenin ağ sayfasında “Bilimsel Program” duyuruldu (bknz). Benim dikkatimi “sözlü sunuma” kabul edilen bildiriler içerisinde “derleme” çalışmaların çokluğu çekti. Oysa “poster sunum” olarak kabul edilen çalışmaları şöyle bir incelemiştim geçmişte; içlerinde hakikaten çok değerli olanları vardı. İnsanların çalışmalarını küçümsemek benim tarzım değil. Bununla beraber bilimsel kurallar bellidir. Revizyonal ve güncel veri içeren özgün çalışmalar dururken, derleme çalışmaların sözlü sunuma kabul edilmeleri bana son derece adaletsiz geldi. Meslektaşlarım ellerini vicdanlarına koyup bu yazdıklarımı okur ve poster sunumların başlıklarını incelerlerse inanıyorum ki söylediklerime hak vereceklerdir.
Bir diğer ve beni çok üzen husus ise kongrenin “Biyoloji ve Geleceği” kısmında sadece iki sunumun olması. Bu; bu kafa yapısı ve meslek sevgisizliğiyle, Türkiye’de Biyoloji’nin geleceğinin olmadığına en büyük ispattır.
Kaydımı yaptırmış olmama rağmen bu kongreye katılmayacağım. Hatta ve hatta bundan sonra hiç bir Ulusal Biyoloji Kongresi’ne katılmayacağım, vesselam.

