Udumbara Çiçeği Nedir?

Bugün Türkiye’nin önde gelen haber portallarından bir tanesinde şöyle bir başlık vardı: “Udumbara çiçeği Elazığ’da görüntülendi”. İnsan yüzlü örümcek saçmalıklarının sözde en güvenilir haber sayfalarında okuyucu bulduğu bir ülkede böylesi bir habere rastlamak şaşırtmadı beni.

Zaten ağda şöyle bir araştırma yapınca daha evvel de Udumbara çiçeğine dair yapılmış bazı haberlere rastladım. Hatta bir keresinde Bolu’da bir vatandaşa denk geliyor. Vatandaşımız Udumbara çiçeğinin üzerinde açtığı elmayı Abant İzzet Baysal Üniversitesi Biyoloji bölümüne götürüyor. Bölümde bir meslektaşımız elma üzerindeki bitkiyi Udumbara çiçeği olarak teşhis ediyor. Şahsen bu olayın gerçekleşmiş olabileceğine inanmak istemiyorum.

Herneyse nedir bu efsanelere konu olan Udumbara çiçeği? Udumbara çiçekleri olarak adlandırılan bu doğa harikası yapılar aslında böcek yumurtalarından başka bir şey değildir. Yumurtaların sahipleri Neuroptera takımından, Chrysopidae familyasına mensupturlar.

İlgi duyanlar familya ismini arama motorlarında taratacak olurlarsa Udumbara çiçeğine ve bu çiçeğin ekicisine ait bir çok fotoğrafı ağ üzerinde görebilirler.

“Udumbara Çiçeği Nedir?” üzerine 3 yorum

  1. Onlarca saçma ve uydurma bilgi arasında yeralan tek bilimsel veri sizinki olmuş. emeğinize sağlık. bilgiler için teşekkürler…

  2. 1970’li yılların başları. O zamanlar Mamak’taki Piyale Paşa ilkokuluna (şimdi ilköğretim okulu) gidiyorum. Teneffüsteyken babamı gördüm elinde bir ağaç fidanı yokuş yukarı Kartaltepe’ye doğru evimizin o uzun yolunda gidiyor. Okul çıkışı tabanlara kuvvet eve geldim, baktım sağ köşeye bir fidan dikmiş babam. Adını “iğde” olarak öğrendiğim o fidan çatı boyunda iki kavak ve ufak bir dut fidanından sonra dördüncü ve sonuncu ağacımız oldu gecekondumuzun etrafı açık 8-10 adımlık daracık “bahçesinde” ve yıllar içinde serpilip gelişti. 1970’li yılların sonlarına doğru mahallemizde tek olan bu iğde ağacının meyvelerini yemeye başlamıştık. Daha ilkokul “bebesi” (ve de evimizde tek bir ansiklopedi yok) iken bitki ve hayvanlara karşı dayanılmaz ve karşı konulamaz bir ilgi oluşuyordu bende. Sonbaharda kızarmış olan ve sonradan başka yerlerde “sultan iğdesi” adıyla kullanıldığını öğrendiğim iğdenin aşılı iri uzun meyvesini yerken bir şey dikkatimi çekti. İğde yaprağının alt yüzünde yukarıdaki yazıda ot üzerinde görülen “saplı ucu tombul şey” idi bu dikkatimi çeken. Tabii ki o zamanlar ne olduğunu bilmiyordum. Yıllar sonra (sanırım lisede iken bir ansiklopedide) o küçük “uçan balonların” bir böceğin yumurtası olduğunu öğrendim. Daha da ilginci, o yumurtaların sahibi olan böcekleri yıllar sonra Keçiören’de evde görmemdir. Sonbahara doğru evin içine seyrek de olsa gelen ve kireçli oda tavanına hareketsizce yerleşen Chrysopidae familyasından yeşil dantel ya da tül gibi kanatları olan altın gözlü “kelebeğimsi” ya da “sineğimsi” bir böceğin o baloncuklu yumurtaları yaptığını yıllar önce ilkokul bebesi iken öğrenebilseydim keşke. Fakat, okullarda doğayla iç içe bir bilgilendirme maalesef hâlâ yapılamıyor. Ankara’da hangi ilkokul zaman zaman öğrencilerini alarak bir biyologun kapısını çalıp hep birlikte doğaya çıkıyor ve o biyologun bilgisini açık alan dersi olarak paylaşıyor?

    Öğretmenlerimiz, sizler bunu yapabilirsiniz. Masa başından kalkın ve arayın tarayın bir biyolugu kolundan tutup öğrencilerinizle birlikte en azından mahalle parkına ya da bulabileceğiniz en uygun açık alana çıkın ve canlıları “canlı” olarak gözlemleyin ve öğrencilerinize doğa ve hayvan sevgisini aşılayın. Siz yapın ki bunları o nesilden yıllar sonra çıkacak olan gazeteciler bir daha “senaryo haberler” yapmasınlar ve insanları kandırmasınlar.

    Kadir hocam elinize sağlık, kaleminiz kırılmasın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir