Türkiye'de Moleküler Biyolojinin Gelişimi

Moleküler biyoloji ülkemiz biliminin gündemine oldukça gecikmeli biçimde 1970’li yıllarda girmiş, o yıllarda az sayıda bilim insanının çevrelerinde oluşturdukları çalışma gruplarının özverili çabalarıyla belirli gelişmeler sağlanmıştır.

1980’li yılların başında, moleküler biyoloji ve genetik alanındaki çarpıcı buluş ve gelişmelerin ve bu temel bilimsel kazanımlara dayalı olarak moleküler biyoteknoloji gibi güçlü bir ileri teknolojinin ortaya çıkmasının sonucu, tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de bu alana karşı bir ilgi uyanmıştır. Bu yıllarda moleküler biyoloji adı altında üniversitelerde ayrı bir anabilim dalı kurulmuş ve “Türk Bilim Politikası: 1983-2003” başlıklı raporda moleküler biyoloji ve genetik öncelikli bir alan olarak tanımlanmıştır. Bu yönetsel-akademik düzenlemelere ve sözkonusu raporda alanın önemine yönelik olarak yapılan vurguya karşın, ülkemizde moleküler biyolojide arzulanan atılımların gerçekleşmesini sağlayacak koşullar ve imkanlar yeterince yaratılamamıştır. Ancak, aradan geçen yaklaşık 20 yıllık sürede daha çok ülkemiz biliminin iç dinamiklerinin sonucu bu alanda, herşeye karşın, belirgin bir yol kaydedilmiştir. Başta kağıt üzerinde kurulan moleküler biyoloji anabilim dalları aradan geçen sürede içerik kazanmış, kısmen 1970’li yıllarda faaliyet gösteren çalışma gruplarında yetişenlerin yetiştirdikleri, kısmen de yurtdışında eğitim görmüş araştırıcılardan oluşan yeni bir bilimci kuşağı ortaya çıkmıştır. Türkiye Bilimler Akademisi tarafından yürütülen bir anket çalışması bu alanda çalışan araştırıcı sayısının son yıllarda 2000 civarına ulaştığını göstermekte, ayrıca bu alandaki yayın sayılarında günümüzde oldukça hızlı bir artış gözlenmektedir.

Türkiye moleküler biyoloji ve genetikte günümüzde geldiği noktada, gerekli koşullar sağlandığı takdirde, ciddi atılımlar gerçekleştirebilecek konumda gözükmektedir. Halen değişik kuruluşlarca yürütülen bilim ve teknoloji öngörü çalışmalarının sonuçlarına dayalı olarak hazırlanacak ulusal politikaların yaşama geçirilmesi moleküler yaşam bilimi ve teknolojileri alanında beklenen atılımların yolunu açacaktır. Ayrıca, Türkiye’de siyasi erkin Avrupa Birliği 6. Çerçeve Programına katılmak üzere vermiş olduğu karar da bu yönde yeni imkan ve fırsatlar yaratmıştır.

Kaynak: Bu tebliğ; 14-16 Mayıs 2003 tarihlerinde, İzmir’de düzenlenen 1. Ulusal Glikobiyoloji Kongresi’nde, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Biyofizik Anabilim Dalı Başkanı sayın Prof. Dr. Engin Bermek tarafından sunulmuştur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir