Taraf Olduk Bir Kere

Taraf olduk bir kere. Helal Olsun başlıklı yazımın ardından dün (01. Şubat 2011) e-posta adresime küfür ve hakaret dolu mesajlar gönderilmeye başlandı. Beni asıl şaşırtan ve biraz kasınmama sebep olan şey ise birilerinin Ankara’ya telefon açıp; kimdir? necidir? hangi cemaattendir? gibisinden sualler sormaları olmuş. Öncelikle şunu ifade edeyim, hiç bir üniversite, enstitü, akademik kuruluş vs. ile bir bağlantım yoktur. Hasılı ayağımı kaydıramaz, kulağımı çektiremezsiniz. Hiç bir cemaatle de bağım yok. Olamaz zaten zira sosyalistim. Ama önce Türk’üm ve yörüğüm. Üniversite yıllarında bir dönem MHP ile bağım oldu. Asla pişman değilim, çok güzel dostluklar edindim. Şu an adı geçen siyasi partinin fikirlerini benimsemiyorum. Zaten sağcılar sağcı; solcular da solcu olarak görmediler beni hiç bir zaman.

Tehditlere de alışığım. Hatta ve hatta benimle birlikte çalışan arkadaşlarım da alışıktırlar. Onu da bilin. Evet, umarım bu kadar açıklama yeterli olmuştur. Şimdi asıl konuya geçelim. Dün gelen e-posta mesajlarından sonra bugün nihayet “Helal Olsun” başlıklı yazıya [uygun üslupla] soru içeren bir yorum geldi. Yorumu ilgili yazının altında da yayınladım. Burada olduğu gibi bir kez daha yayınlayacağım.

PhPsofter demiş,

2 Şubat 2011 @ 03:19

Sayın Kadir Bey, yaptığınız çalışmalar harika tebrik ederim. Fakat Ben sizin bazı düşüncelerinize katılmıyorum. Şöyle. Siz bu yayınları yapmak için bölüm okudunuz, yüksek lisans yaptınız ve doktora öğretimi yaptınız veya yapacaksınız. Ben yazılımcıyım. Sizin bölümünüze geldim ve ben doktora yapmak istiyorum beni alacaksınız dedim ve beni sizin mezun olduğunuz bölüme aldınız. 1 yıl yabancı dil eğitimi aldım konuları almak için, 1 yılda toplam 8 ders aldığımı farzedelim. 1 yılda tez çalışması yaptım ve bir şekilde (şeklini söylemiyorum) doktoramı aldım. Yani 3 yılda doktoramı bitirdim. (Bilim kimsenin tekelinde değil biliyorum) benim karşı çıktımız şu 3 yıl gibi bir sürede hiç bir bilgi almadan uzmanlaşmak mümkünmü. Yanlızca doktorada alınan dersler uzmanlaşmak için yetermi? Ben zannetmiyorum. O zaman bende 20 000$ cebime koyayım ve 3 yıl içinde herhangi bir bölümünde Amerika’da doktora yapabilirim. A. Murat Eren’in doktora yaptığı üniversitenin doktora programına baktım. O doktoradaki dersler içinde geçen latince kelimeleri anlamam ve öğrenmem için 1 yıl geçmesi gerekiyor. Hani ben çok zekiyim ya 1 ayda öğrendim, hemde anadilim dışında ingilizce olarak. Derslerinde bir kaç konunun ingilizcesini çvireyim dedim (ingilizcemde iyidir hani) abi moralman çöktüm, bir sürü latince kelime her üç kelimesinden biri latince, ya o neydi bu neydi diyene kadar 1 sayfalık metni valla 1 saat zaman harcadım. (Bakın benim hiç bir bilgim yok, hemde ingilizcem mükemmel olmasına rağmen)

Ya bende bir şeye takıldım, A. Murat Eren’in CVsine baktım, iris tanıma ile ilgili hiç bir çalışma yok. Adını unuttum şimdi bir prof. un makalesine yorum yapmış. Ya bende bakayım dedim şu makaleye , adam bir yöntem kullanmış hakkatten 2005 yılında bende duymamıştım. Yani çok az çalışma yapıldığını biliyorum. A. Murat Eren yanlızca atıp tutmuş, bu hiç hoş değil, yazıktır günahtır.

Bende mesela; Kunt, K.B., Tezcan, S., Yağmur, E.A. 2011. The first record of the family Selenopidae (Arachnida: Araneae) from Turkey. Turkish Journal of Zoology. [Baskıda (Zoo-0906-49)] makalenizi ele alayım, diyeyimki the family Selenopidae yazdığınız yazı sitilini beğenmedim, biçimsiz yazmışsınız, bunu türkiye’de ve yurt dışında başkalarıda inceledi, yaptığınız yöntemi beğenmedim gibi laflar ettim.

Ben bu konuda hiç yayınım olmadan sie yorum yapmam bilimsel anlamda etikmidir değilmidir, lütfen söyleyin. ben bunlara takıldım.

Saygılarımla

Sayın PhPsofter. Teveccühünüz için teşekkür ederim. Keşke isminizi belirtip, benden yayınlamamamı isteseydiniz. Böylesi daha şık olurdu. Öncelikle benim bildiğim kadarıyla A. Murat Eren, Biyoloji alanında değil Bilgisayar Bilimleri üzerinde doktora çalışması yürütmektedir. Kendisinin Biyoloji alanında doktora yaptığının sanılmasına neden olan şu makaledir. Özgeçmişini okumamama rağmen A. Murat Eren kişisel ağ sayfasında bunu (Bilgisayar Bilimleri alanında doktora yaptığını) dile getirmektedir. Kaldı ki küçük bir ayrıntıyı gözden kaçırıyorsunuz, “PhD” yapmak bir kişiye “PhD” yaptığı alanda uzmanlık sağlamaz. “PhD” yapmak, yapan kişiye bilim felsefesini, bilisel araştırma metodlarını, bilim etiğini vs. öğretir. Bu yüzden “PhD” yapan kişiye “Felsefe Doktoru” ünvanı verilir. O ünvana sahip olan kişi, bilimsel araştırma metodlarında ustalaşmıştır ama belli bir dalda uzmanlaşmamıştır. Lütfen bu yazdıklarımı pratikte ve evrensel ölçülerde düşünün. Hele hele Biyoloji gibi ucu bucağı olmayan bir ummanda, 4-6 yıl süre ile doktora yapmak, bir kaç ders almak o kişiye asla uzmanlık sağlamaz. Amaç uzmanlaşmak değil, metod ya da geleneksel ifade ile adap, usul, erkan öğrenmektir. Öğrenci yüksek lisansa geldiğinde hamdır, doktorada yanar; pişmekse ona kalmıştır. Ben on yıldır örümcek sistematiği çalışıyorum ve ustaların gözünde hala genç bir araknoloğum (örümcek bilimci). Bizde bir uzmana uzman diyebilmek için en az elli yılı devirmiş olması gerekir (Bknz). Kişisel günlüğümde; kuş uzmanıyım, yaban hayatı uzmanıyım vs. diye kendini tanıtanları eleştirdiğim bir çok yazı bulabilirsiniz.

Sn. PhPsofter, olaya bu açıdan baktığınızda (yapmıyor ama) A. Murat Eren’in Biyoloji doktorası yapmasında hiç bir engel yoktur. Terminolojik zorluklar elbette olacaktır, bunu aşmak ise onu göze alabilenin sorunudur ve lütfen inanın bana sn. PhPsofter öyle her cebine 20.000 dolar koyan Amerika’da Biyoloji üzerine doktora yapamaz. Belki başlar ama bitiremez.

Yorum yaptığınıza göre, yazımı baştan sona okudunuz. Ben kendi yazımda A. Murat Eren haricinde hiç bir isim vermedim. Bu konuda özellikle titiz davranmaya çalıştım. Beni o yazıyı yazmaya iten sebep A. Murat Eren’e karşı olan seviyesiz üsluptu.

Ya bende bir şeye takıldım, A. Murat Eren’in CVsine baktım, iris tanıma ile ilgili hiç bir çalışma yok. Adını unuttum şimdi bir prof. un makalesine yorum yapmış. Ya bende bakayım dedim şu makaleye , adam bir yöntem kullanmış hakkatten 2005 yılında bende duymamıştım. Yani çok az çalışma yapıldığını biliyorum. A. Murat Eren yanlızca atıp tutmuş, bu hiç hoş değil, yazıktır günahtır.

Belki doğrudur dediğiniz. Bilemem! A. Murat Eren bir halt ettiyse bunu dile getirmenin usulü vardır. Ben onun “İmece Usulü Bilim Cinayeti Konferansları” başlıklı yazısını bir kaç kez okudum. Ağır eleştiriler olduğu doğrudur ama hakaret, aşağılama, tehdit göremedim. Oysa açın okuyun bahsi geçen ağ sayfasını (Çomü.tv), ÇOMÜ alenen ve resmen bir karalama kampanyası yürütüyor onun için. Hakaret var, aşağılama var, tehdit var.  Bunu bir üniversite yapıyor. İşin en ilginç yanı ise adı geçen öğretim üyesi susuyor. Niçin o konuşmuyor? Niçin A. Murat Eren haksızdır, şarlatandır demiyor? Ya diğerleri? Ünvan almak ayrı bir şey, ünvanı taşıyabilmek ayrı. “Karalama kampanyası, yönetimi yıpratma kampanyası” de ve geçiştir. Ben şu ana kadar beni tatmin edebilecek bir açıklamaya rastlamadım. “Yönetimi yıpratma kampanyası” ya Allah aşkına bu çocuğun eti ne? budu ne?

Benim makalem üzerinden bir konuya dikkat çekmişsiniz. Benim ya da her hangi bir bilim adamının her hangi bir makalesini elbette eleştirebilirsiniz. Bunun için bilimsel araştırma ve makale yazım kurallarını bilmeniz ya da en azından fikir sahibi olmanız yeterlidir. Neticede bilimsel makalelerde belirlenmiş ve herkesin kabul etmiş olduğu bazı evrensel kaideler vardır. Bunlar disiplinler arasında değişmez. Sistematik zooloji dergilerinin bir çoğunda “Editöre Mektup” kısımları bulunur ve buralarda insanlar birbirlerini yerden yere vururlar. Ancak bir kez daha dikkat çekiyorum; üslup. A. Murat Eren, ÇOMÜ’de Arş. Gör. olarak çalış mıdır? Evet. Bilgisayar Mühendisi midir? Evet. Bu kadarı kendi dalında yayınlanmış bir makaleyi eleştirebilmesi için fazlasıyla yeterlidir. Haksız eleştirilerde bulunuyorsa, eleştirilen makalenin yazarı bizleri aydınlatmakla mükellefdir. Unutmayın bizler siyasetçi değiliz, bilim adamıyız. Onu kaale almam, bunu kaale almam. Böyle bir hakkımız yok.

Eleştirilen makalenin yayınlandığı ya da uygun bir dergiye makaleni savunan bir mektup yazarsın. Bu yayınlanır ve A. Murat Eren’den yanıt istenir. Kendisi yanıt vermez ise o kepaze olur. Etik bunu gerektirir.

Hiç bir kurum, kuruluş, kişi, akademisyen vs. eleştirilemez değildir. A. Murat Eren kendi kişisel sayfasında bahsi geçen kişileri eleştirmiştir. Üstelik bunu yaparken yazısına ana sayfasından bile bağlantı vermemiştir. Oda.Tv ise bunu yazarından habersiz yayınlamıştır. Şu an yapılan ise A. Murat Eren’in şahsında alenen bir linç kampanyasıdır. Sizin yorumunuzdan sonra gelen yorumu okuyacak olursanız bunu idrak edeceğinize eminim.

Esasında A. Murat Eren, yazarak Türkiye’de herkesin bilip fısıldamaya bile cesaret edemediği bazı konulara dikkat çekmiştir. Bir süre evvel bir yazı kaleme almıştım (buradan). Bu yazının yayınlanmasının hemen ardından şöyle bir e-posta gelmişti bana. Resmi büyültmek için lütfen tıklayınız.

Hasılı herkes birşeylerin farkında ama konuşamıyorlar. Korkuyorlar. Haklıdırlar nihayetinde korku da insana özgü bir davranış. Saygılarımla. KBK.

“Taraf Olduk Bir Kere” üzerine 2 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir