16 Kasım 2008 , 02:47 · Kategori: Hezeyanlar
Alanya AKP İlçe Başkanlığı, birkaç gün önce yaşamını yitiren Kurtuluş Savaşı’nın son gazisi emekli albay Mustafa Şekip Birgöl’ün ardından yerel gazetelere başsağlığı ilanı verdi. İlanlarda, Kurtuluş Savaşı gazisi olmasına karşın “Çanakkale Gazisi” olarak da anılan Birgöl’ün fotoğrafı yerine, 3 Nisan 2008′de Eskişehir’de vefat eden Kurtuluş Savaşı gazisi Yakup Satar’ın fotoğrafı yayınlandı. Kaynak
Haberin devamını sayfamda yayınlamıyorum. Gerek yok çünkü. Hey benim yeryüzü cenneti, güzel Alanyam; Sen kimlere emanetsin?
6 Kasım 2008 , 03:01 · Kategori: Figen'e Mektuplar

Bir kaç gün evvel; Figen’le birlikte Afgan yazar Khaled Hosseini nin aynı adlı romanından uyarlanan “The Kite Runner-Uçurtma Avcısı” filmini izledik. Film hakkında sinema eleştirmenlerinin dedikleri umurumda değil; benim ömrüm boyunca izlediğim en güzel filmlerden birisiydi.
Yazının devamı »
13 Eylül 2008 , 04:48 · Kategori: Hezeyanlar
Cuma vaazında, Allah’ın bikiniyi savunanları ahirette sorguya çekeceğini belirten Vaiz, “Bikini ile çarşıda dolaşmayı savunmak Allah’a en büyük isyandır” diye konuşarak şaşırttı. Alanya Müftülüğü’nde görev yapan Nazif Fethi Yalçınkaya, bikini yasağı ile ilgili Cuma vaazında yaptığı konuşmada, “Günahı savunursak ebedi hayatımızı mahvederiz. Doğruyu söylemediğimiz zaman Allah bizi sorguya çeker” dedi. Alanya’da Belediye Meclis Üyesi Hilmi Arıkan’ın çarşı, pazar ve alışveriş merkezlerinde mayo yasağı istemesi, yurt işi ve yurt dışında büyük ses getirdi. Cuma Namazı sırasında konuya değinen Vaiz Nazif Fethi Yalçınkaya, “Bu konuda bazı yorumlar okuyorum. Yorumlarda “Burası turizm kenti, ne var bunda” deniliyor. Bikini ile çarşıda dolaşmayı savunmak Allah’a en büyük isyandır” dedi. Vaaz sırasında turistlerin bikini ve mayo ile dolaşmalarına destek olanlara sert çıkan Yalçınkaya, “Günahı savunmak daha büyük günahtır. Günahı savunursak ebedi hayatımızı mahvederiz” şeklinde konuştu. Kaynak: Alanya Haber 07
Yorum: Alanya’nın son kaymakamı sayın Hulusi Doğan’ın çalışmalarını uzun zamandan beri takip ediyorum. Anlaşılan kendileri Alanya Dünya Ormanı Projesi ile çok meşgul. Zira aylardır buradan (Ankara) göründüğü kadarıyla sayın Doğan’ın gündeminde sadece bu proje var. Oysa Alanya, taciz ve mayo olaylarıyla ulusal basında çok sık anıldı bu sıralar. İlçenin mülki amiri olarak acaba ne zaman el atacak bu gidişe? Alanya’nın ulusal ve uluslararası ölçekte itibar kaybettiğinin farkında değil mi acaba? Merak ediyorum.
11 Eylül 2008 , 02:51 · Kategori: Börtü Böcek, Figen'e Mektuplar

Benim güzel Alanyam bu seferde, mayo yasağı ile gündemde. Gerçi olup biten, alınan bir karar yok şu ana kadar, sadece (beğenelim ya da beğenmeyelim) bir fikir beyan edilmiş.
Efendim hadise kısaca şu; DP’li Belediye Meclis Üyesi Hilmi Arıkan, son aylarda Alanya’da ahlâki bir erozyon yaşandığını, vatandaşların da bu durumdan son derece rahatsız olduğunu, Ramazan ayında turistlerin mayolarla sokakta dolaşmasının vatandaşları rahatsız ettiğini söylüyor ve devam ediyor, “Turistler neredeyse vücudunun tamamını açıkta bırakan kıyafetlerle cadde, sokak, ana yol, çarşı ve pazarda pervasızca dolaşmaktadır. Turistler uyarılabilir. Bilindiği gibi belediyelerin, halkın huzur ve refahını temin etme konusunda önemli görevleri vardır”
Yazının devamı »
10 Eylül 2008 , 02:35 · Kategori: Figen'e Mektuplar
Bir insan bencileyin çocukluk ve gençliğinin önemli bir kısmını Bursa ve Alanya gibi, iki büyük imparatorluğa başkentlik etmiş şehirlerde geçirecek olursa; han, hamam ve kervansaray tarzı yapıların toplumsal anlamını sindire sindire büyür, yetişir.
Alanya Lisesinde, ortaokul tahsilimi yaparken; Tarih derslerimize Ali Rıza Gönüllü hocamız girerdi. Allah selâmet versin, kendisini saygı ve hürmetle anıyorum. Hoca o yıllarda yüksek lisans yapmaktaydı. Sonrasında takip ettiğim kadarıyla bilhassa Alanya Tarihi üzerine çok değerli bilimsel çalışmalara, tez ve makalelere imza attı. Bir dersinde Ali Rıza Gönüllü hoca; Selçuklu İmparatorluğunun Sosyal Devlet olduğunu, buna ispat arayacak olursak etrafımızdaki Selçuklu döneminden kalma kervansaray, han, hamam ve yollara bakmamız gerektiğini söylemişti. Selçuklu döneminde Alanya’dan yola çıkan bir yolcu, barınma, yemek ve sağlık hizmetlerinin tamamını devlet imkanlarından ücretsiz tedarik edip, imparatorluğun en uzak köşesine seyahat edebilmekteydi.
Yazının devamı »
7 Eylül 2008 , 01:28 · Kategori: Figen'e Mektuplar

Şair Sunay Akın “Makiler” şiirinde ne güzel dile getirir;
Bir an önce görülsün diye Akdeniz, Toroslarda ağaçlar hep çocuk kalır…
İşte Alanya’nın, Elikesik köyü ağaçların hep çocuk kaldığı, Torosların güney yamaçlarına kurulu, kekik kokulu bir köydür. Ve bir gün Elikesik’li çocuk İlyas, köyünün kendi gibi çocuk ağaçlarını özler. Oynamaya gelir onlarla, allar içinde, eller üstünde.
Yazının devamı »
19 Ağustos 2008 , 03:01 · Kategori: Hezeyanlar

Alanya Bu Olmamalıydı
12 Ağustos günü, Alanya’nın yerel basınında bir haber;
Utanmazlar
Alanya’da turistlere sözle ve elle tacizde bulunan gençler, Alanya Belediyesi‘nin güvenlik kameralarına yansıdı.
Görüntülerde, İskele Caddesi üzerinde bulunan Barlar Sokağı’nda yürüyen turist kızlara sözlü ve elle tacizde bulunan gençler yer alıyor. Diskolardan çıkan turist kızları hedef seçen gençler, bir süre sonra şikayet üzerine polis tarafından yakalandılar. Gençler, kimlik kontrolünün ardından bölgeden uzaklaştırıldılar. Kaynak
Yazının devamı »
26 Haziran 2008 , 23:00 · Kategori: Figen'e Mektuplar
Bugün tarihli bir haber;
Konya’da emekli bir imam, bahçesindeki ağaçtan kayısı çalan 11 yaşındaki çocuğa havalı tüfekle ateş ederek yaraladı. Yaralanan çocuğun sırtından bir adet havalı tüfek saçması çıkartılırken, gözaltına alınan yaşlı adam, “Sürekli bahçeme geliyordu, plastik boncuklu ateş ettim” diyerek kendini savundu. Olay, merkez Karatay ilçesi Emir Gazi Mahallesi’nde meyve ağaçlarının bulunduğu bahçede meydana geldi. İddiaya göre, 59 yaşındaki emekli imam İ.K, sürekli bahçesindeki ağaçlara çıkarak kayısı çaldığını iddia ettiği 11 yaşındaki K.C’ye ağaçtayken, kuşları avlamakta kullandığı havalı tüfekle ateş etti.
Çocukluğumun Alanya’sı; bağlık, bahçelik, yemyeşil. Portakal, mandalina, limon, muz bahçeleri, her köşede adeta. Çocuğuz, canımız çekerdi… Çalmazdık ancak… Gerek yoktu buna. Zaten her bahçe sahibi, göz hakkıdır diye, bahçe duvarına bırakırdı, sepet sepet yeni dünya, portakal, muz, mandalina…
15 Nisan 2008 , 06:54 · Kategori: Doğa Koruma, Figen'e Mektuplar

Çocukluğum Alanya’nın Turunç, Limon ve Portakal ağaçlarıyla bezeli bahçelerinde, sokaklarında, caddelerinde geçti. Akşam olunca kapatırdık dükkanımızı babamla beraber. Atlayıp mobilete önce bir iskele turu yapar, ardından Atatürk caddesine çıkardık. Çoğu zaman genzimi yakardı şehri süsleyen turunç, limon, portakal çiçeklerinin kokusu. Hele yaz akşamları, Hasbahçe’den inen serin hava beraberinde yasemin kokularını sürüklerdi. Caddenin sonu evimizdi; annem karşılardı bizi. Alanya gibiydi annem. Sıcak, kuşatıcı, turunç kokulu. Annem gibiydi Alanya; rayihası binbir çiçek özünden.
Yazının devamı »
15 Mart 2008 , 09:54 · Kategori: Figen'e Mektuplar
Şiir Gibidir Alanya
Yeni Alanya Gazetesi‘nin bugünkü sayısında Nermin Adalı’nın yazısını okudum az evvel. Ben hayal meyal hatırlarım Nermin Hanımı. Önceleri İskele caddesindeydi dükkanı. Sonraları Damlataşa taşındı zannedersem. Yazısının sonuna bir şiir eklemiş. Bir Alanya şiiri. Çok hoşuma gitti, duygulandım. Yüzlerce kilometre öteden bir anda nergis, zinbit, yasemen kokuları doluştu odama. Alanya düştü hatırıma. Ağladım…
Yazının devamı »
Sonraki Yazılar »