Suyu Korumaya Çağrı

4 Aralık Perşembe günü Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) tarafından gerçekleştirilen “Suyu Korumaya Çağrı” başlıklı basın açıklamasının metni aşağıdadır. Yukarıda kullanılan fotoğraf sayın Özer Akdemir tarafından çekilmiştir.

2009 yılında İstanbul’da gerçekleştirilecek 5. Dünya Su Forumu, dünyanın çeşitli ülkelerinden gelecek yöneticileri ve asıl önemlisi dünya su devlerini buluşturacak. Peki bu forum ne için yapılıyor, önce bunu açıklamakta fayda var. Sekreterliğini DSİ 14. Bölge Müdürlüğü’nün yapacağı bu forumun iki ana teması var.

– “Sürdürülebilir Kalkınma İçin Su Temini”,
– “Suya Dayalı Kalkınma İçin Gerekli Mekanizmaların Temini”

Yani; “suyu sürdürülebilir kalkınmanın yani sömürünün bir aracı haline getirmek ve bunun mekanizmalarını oluşturmak”.

Her fırsatta belirttiğimiz gibi, sürdürülebilir kalkınma, yaşamın sürdürülebilirliğinin karşısında olan ve kalkınma için sağlıklı çevreden ve dolayısıyla da yaşamdan bir miktar vazgeçebilmeyi öngörmektedir. Çünkü kalkınma, kapitalist sistem içerisinde ele alınınca halkın değil tekellerin kalkınması şeklinde anlaşılacağı açık olan bir kavramdır.

5. Dünya Su Forumu hedefinin “Farklılıkların Su İçin Birleştirilmesi” olarak belirlenmesi de oldukça anlamlıdır. Bunlar kulağa hoş gelen ve tuzaklar içeren sözlerdir. Neyin ve kimin farklılıklarıdır sözü edilen. Ülkemiz için oluşturulan bu temalar, gerçekte devletin ve onun bir kurumu olan DSİ’nin görevleridir ve bunun için dev su şirketlerinin ülkemize gelmesine neden gerek duyulmaktadır?

Dünya su devleri, bizi çok düşündükleri için mi buralara kadar zahmet etmektedirler? HAYIR; amaçları, suyumuzdan para kazanmaktır. Dünya Su Forumu, suyun bir hak olduğunu kabul ediyor gibi yapıp, sudan yararlanabilmenin maliyetini dünya halklarına yüklemeyi amaçlamaktadır. 5. Dünya Su Forumunu irdelemek amacıyla, içinde EGEÇEP’in de yer aldığı çok sayıda meslek örgütü, sendika ve toplumsal hareketin temsilcisi 8–9 Kasımda İstanbul’da bir araya gelerek bir sonuç bildirgesi yayınlamışlardır.

Suyun tüm canlıların en doğal hakkı olduğu düşüncesiyle, Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu ile birlikte hareket ediyoruz. Bu kapsamda İzmir ve Ege Bölgesi’nde bu gün itibariyle çalışmalara başlıyoruz. Ve Açıklıyoruz;

– Suyun ve enerjinin ticarileştirilmesi amacıyla kurulan ve kurulacak olan tüm barajların yapılmasına karşıyız. Özellikle, tüm dünya halklarının ortak toplumsal kültürel mirasının vazgeçilmez unsurları olan Munzur, Hasankeyf, Allianoi ve Karadeniz bölgeleri ile ilgili projelerin derhal durdurulması için dünyadaki diğer su hareketleri ile birlikte yürüttüğümüz mücadeleleri genişleterek devam ettireceğiz.

– Suya erişimi olmayan halkların yıllardır çekmekte olduğu insanlık dışı uygulamalara son vermek için, doğaya zarar vermeyen teknoloji ve buluşların uygulamaya konması için tüm dünya halkları ile birlikte mücadele edeceğiz.

– Bütün su havzalarının koruma altına alınması, su havzalarında madencilik ve kirletici sanayi faaliyetleriyle mevcut havza işgallerine son verilmesi için çalışacağız. Tahtalı ve Çamlı havzasını kirletecek, yöreyi yaşanamaz hale getirecek, İzmir’i susuzluğa ya da arsenikli suya mahkûm edecek olan Efemçukuru altın madenine karşı sonuna kadar direneceğiz.

– Yaşamlarını geçimlik tarım yaparak sürdüren küçük çiftçilerin, sulama kanallarına takılan kontörlerle bir kez daha ezilmesine seyirci kalmayacağız. Akarsuları, gölleri, göletleri şirketlere teslim ederek, sadece parası olan çiftçilerin suya erişimine neden olacak olan su özelleştirmelerine göz yummayacağız.

– Suya ulaşamayanların, “sizi suya kavuşturacağız” benzeri söylemlerle aldatılmalarına izin vermeyeceğiz. Dünya Su Forumunun tek derdinin suyun bir piyasa malı haline getirilmesi olduğu gerçeğini halkla paylaşacağız. Suya ulaşamayan dünya halklarının yıllardır çekmekte olduğu insanlık dışı uygulamalara son vermek için mücadele edeceğiz.

– Belediyelerin su hizmetlerinde görevli ücretlilerin işsizleştirilmesine ve güvencesizleştirilmesine karşı, ortak örgütlenmeler yoluyla mücadele edeceğiz.

– Suyun ticarileşmesi sonucunda toplumsal ölçekte artacak zehirlenme, bebek ölümleri, salgın hastalıklar ve sakat doğumlar benzeri sağlık riskini önlemek amacıyla, ticarileşme sürecini bizden önce yaşayan ülkelerin örneklerini daha yakından izleyecek, gecikmeden kamuoyu ile paylaşacağız ve suyun ticarileştirilmesine karşı toplumsal tepkiyi örgütleyeceğiz.

– Kentlerde, 10 tona kadar su tüketimini ücretsiz, belli KW a kadar elektriğin ise sadece maliyetine sağlanmasını talep etmekteyiz.

– Yeni sulama barajları yapmak için harcanacak paraların, damla sulama tesislerinin kurulmasına harcanmasının üretimi daha çok arttıracağı ve maliyeti düşüreceğine inanıyoruz.

– Enerji amaçlı barajların ve son dönemlerde hızlanan HES regülâtörlerinin, ekolojik dengeyi bozduğunu, enerji sağlamak için, kayıp –kaçak oranının düşürülmesi, rüzgar, güneş ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelinmesinin şart olduğunu vurguluyoruz.

– Aşırı su tüketimi ve kullandığı kimyasallarla yeraltı ve yerüstü sularının kirlenmesine yol açan golf sahası yapımından derhal ve kesinlikle vazgeçilmelidir.

– Aşırı su tüketen kirli sanayilerden vazgeçilmelidir.

– Başta Gediz ve K. Menderes olmak üzere akarsularımızın havzalarında kurulu sanayi tesislerinin en az sulama suyu seviyesinde arıtma yapmaları sağlanmalı, bunu yapmayan kuruluşlar kapatılmalıdır. Bu akarsularımızdaki aşırı kirliliğin giderilmesi için bilimsel çalışmalara hızla başlanmalıdır

– Kaçak sondaj kuyuları denetim altına alınmalı, suyun ortak bir değer olduğu gerçeğinden hareketle bu kuyulardan yapılan sulamalar merkezi olarak yönetilmelidir.

Mart/2009’da İstanbul’da kurulacak büyük su pazarı Dünya Su Forumu na karşı Ege Bölgesi’ndeki tüm yaşam savunucularını birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.

EGEÇEP Dönem Sözcüsü
Erhan İçöz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir