Geçmiş Zaman Olur ki…

16.10.2001/Alanya

Şu an açım. Sigarasızım.
Hava soğuk, donuyor ayaklarım. Çayımın limonu yok. Allah’tan şekersiz içerim bu mereti. Ya şekerli içeydim, ne halt ederdim? O da yok zira…
Sene 1995. Mayıs ayı. Yine aynı halde, Ankara Sincan’da ki evimdeyim. Yalnız değilim çok şükür. Yanımda ev arkadaşım Sırrı.

Tüm stokları tüketmişiz. Sırrı salonda oturmuş, her nereden bulmuşsa, elinde bayat bir ekmek parçası onu kemiriyor. Dışarıya çıktım. Maksadım biraz hava almak. İstasyona doğru yürüdüm. Çaktırmadan insanlara, yerlerden izmarit topladım. Aralarında kayda değer bir şey olmasa da, gözüme kestirdiğim bir banka ilişip, iki-üç tanesini tüttürdüm.
Dönüş yolum bankanın önünden geçiyordu.
“ Hani belki” dedim.
“ Olur a…”
“ Bir şans,bir ihtimal…”
“ Bir mucize.”

~~~~~~

Banka kartımı cihazın yuvasına yerleştirip, şifremi girdim.
Kısa bir bekleyiş.
İnanamadım. Bakiye; 2.000.000.TL gösteriyordu. Oysa ben hiçbir yerden para beklemiyordum. Sıradakilerin uyarısıyla kendime geldim. Olayı sorgulamanın bir anlamı yoktu. Para hesabımdaydı dolayısıyla benimdi.
Çektim tamamını.

~~~~~~

Bakkala uğradım. On yumurta, bir kangal sucuk, iki buçuk litrelik kola, çay, şeker, ekmek ve bir pakette iyi sigara satın aldım.
Eve geldiğimde Sırrı hâlâ bıraktığım yerde oturuyordu; ancak, dikkatimi ağzındaki sigara çekti. Lâf etmedim.
Malzemeleri sakladım. Açıkta sadece yumurta ve ekmekler kalmıştı. Sucuğu da cebime sokmuştum.
Mutfaktan seslendim;
“ Sırrı. Zeytin yağı nerede?”
Bıkkın bir ses…
“ İçecek misin?”
Gülesim geldi.
“ Yoo, hayır işe çıkacağımda…”
Bu kez umutsuzdu sesi…
“ Sincan’da mı?”
Tutamadım kendimi, gülmeye başladım. Laçka olmuştu sinirlerim.
“ Sırrı gel buraya.”
Bitiverdi yanımda. Sigarası da bitmek üzereydi. Tezgahın üstünü işaret ettim.
“ Şunları kırda yiyelim.”
Sırrı yutkunarak yumurtalara baktı. Sol eli çenesinde ki seyrek sakallarını okşadı. Bakışları mutfağın mozaik zemininde fink atarken, düşünceli,düşünceli;
“ Evet” dedi.
Omuz başlarına gelen saçlarını at kuyruğu yaptı. Sonra tezgaha doğru yürüyüp yumurtaları kesekağıdından çıkarttı.
O, telaşla bir şeyler yapabilme gayretindeyken, cebimde duran sucuğu eline tutuşturdum.
“ İçine şunu da kat. Yavan olmasın.”
Sırrı şok olmuştu. Benim kalemim, Onun o anda ki surat ifadesini tanımlayabilecek kudrette değil. Az sonra, küçük çaplı ziyafetimiz, salonda ki yemek masasının üzerinde bizi beklemekteydi.
Elimle böldüğüm ekmeğim yarısını kendime ayırdım, diğer yarısını da Sırrı’ya verdim. Sırrı bir gurme edasıyla, ekmeğinden minik bir lokma koparttı. Çatalını, tavanın içinde ki sucuk parçalarından bir tanesine sapladı. Sucuk parçası, yumurta sarısına bandırıldı. Meydana gelen karışımın üzerine karabiber ekildi. Çatalını ağzına götürürken, gözlerini kapatmıştı. Onun bu haline özensem de, benim beklemeye tahammülüm yoktu. Yemeğe çalakaşık saldırmadan evvel, masanın altına gizlediğim kola şişesini çıkarttım.
“ Sırrı. Bardağında ki suyu içte,kola koyayım.”
Pis pis sırıttı uzatırken bardağını.
“ Üzülme canım kardeşim. Bir kereden hiçbir şey olmaz.”

~~~~~~

Yemeğimizi yemiş,karnımızı doyurmuştuk. Çayımız demleniyordu. Salonda ki pofuduk koltuklarımıza kurulmuş tokluğun keyfini çıkartıyorduk.
“ Eh, şimdi bir sigara içilir” dedi Sırrı.
“ Elbette” deyip elimi cebime attım. Sırrı, çıkacak olan kaliteli sigaranın hayaliyle karşımda şekilden şekile giriyordu; ancak umduğunu bulamadı. Yollardan topladığım izmaritleri çıkartıp kucağına fırlattım.
“ Buyur birader, istediğini içebilirsin.”
Hışımla suratıma baktı.
“ Ulan ib… Sucuk alacağına bir paket Maltepe alsaydın ya.”
“Ziftlenirken öyle konuşmuyordun.”
“ Ne bileyim ben.”
Mahzunlaşmıştı. Kucağında ki izmaritlerden en içilebilecek durumdakini seçip, ağzına götürdü. Bu esnada ben, iyi sigaramı yakmıştım çoktan.
“ Ateş ister misin?”
“ Ver” dedi.
Paketi fırlattım kucağına, sonrada çakmağı. Sevinçten koltuğa çıkıp, striptiz yapmaya yeltenmesi, doğrusu epey komikti…
NOT:Parayı anneciğim göndermiş.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir