Prof. Dr. Semahat Geldiay

Prof. Dr. Semahat Geldiay

TÜBİTAK Bilim Ödülü ve TÜBA Şeref Üyeliği ile onurlandırılmış olan  kendisi gibi Zooloji profesörü olan ve Ege Üniversitesi Fen Fakültesinin kuruluş ve gelişmesinde katkılarıyla iz bırakan Sayın Prof. Dr. Remzi Geldiay’ın eşidir. Özenle büyüttüğü çocukları Vedat ile Beril’in anneleridir. 1923’de İzmir’de doğan Semahat Geldiay, ilk ve orta eğitimini İstanbul’da (1930-1941), Biyoloji Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesinde (1942-1946), Doktora eğitimini ise Ankara Üniversitesi Fen Fakültesinde Prof. Dr. Selahattin Okay’ın yönetiminde tamamlamıştır. Doktora sonrası eğitimini de (1957-1959) Columbia Üniversitesi Zooloji bölümünde (New York, U.S.A) gerçekleştirmiştir. 1961-1966 yıllarında Ankara Üniversitesinde Doçent olarak çalışmıştır. 1967 yılında Ege Üniversitesinde profesörlüğe yükselmiş ve emekli oluncaya kadar bu üniversitenin kuruluşunda ve gelişmesinde önemli katkıları olmuştur. Yönetim sorumlulukları alarak, Kürsü Başkanlığı, Bölüm Başkanlığı, Senato Üyeliği ve Dekan Yardımcılığı dönemlerinde Ege Üniversitesi Fen Fakültesinde Biyoloji Öğretim Programlarının temelleri oluşturulmuştur.

Bilimin gelişme çizgisini yakından izleyen ve dolayısıyla geleceği gören bir hoca olarak, bulunduğu akademik birimin gelişme doğrultusunu güncel konularla belirlemiştir. Öğrencilerini de bu gelişme politikasına uygun yönlendirmiştir. Kütüphane ve laboratuvar olanaklarıyla o yıllarda E. Ü. Fen Fakültesi Genel Zooloji Kürsüsünde çağdaş düzeyde gelişmiş bir araştırma ve eğitim kurumu oluşturmuştur. Yönetiminde 17 yüksek lisans tezi ile 9 doktora tezi tamamlanmıştır. Doktora öğrencilerinin hemen hemen tümüne yurtdışı burslar ve seçkin araştırma laboratuvarlarında çalışma olanağı sağlamak için özel çaba sarfetmiştir. Yüksek lisans ve Doktora öğrencilerinden beşi profesör, dördü doçent ve iki yardımcı doçent olarak üniversitelerdeki görevlerini sürdürmektedir.

Nöroendokrinoloji alanında dünyadaki çalışmalar göz önüne alındığında, Prof. Dr. Semahat Geldiay bu alanda az sayıdaki ilk çalışan öncülerin hemen arkasından gelen kuşakta yer almıştır. Böcek nöroendokrin sistemine ait temel yapısal bilgilerin ve fizyolojik rollerin anlaşılmasında önemli katkı sağlayan çalışmalar yapmıştır. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Zooloji Bölümünde Prof. Dr. Selahattin Okay’ın yönetiminde 1954 yılında tamamladığı doktora çalışmalarında Locusta migratoria (çekirge) da nörosekresyon hücrelerinin beyinde dağılışı, tipleri ve salınma yerlerini ışık mikroskobu düzeyinde belirlemiştir. Bu çalışma ülkemizde Omurgasız Nöroendokrinolojisi alanında yapılmış ilk çalışmadır.

Eşi Prof. Dr. Remzi Geldiay ile

Doktora sonrası gittiği Amerika’da Columbia Üniversitesinde Dr. HODGSON ile çalışarak (1957-1959), nörosekresyonun fizyolojik etkisini gösteren iki önemli çalışmayı gerçekleştirmiştir. Bu çalışmalardan birisi nörosekresyon materyalinin sinir sistemi üzerine etki ettiğinin ve hayvan davranışlarını kontrol ettiğinin deneysel olarak gösterilmesidir. Nörosekresyonun hayvan davranışlarını kontrol ettiği ise nörohemal bölge ekstreleri enjekte edilmiş böceklerin isli kağıt içeren deney kutusunda bıraktıkları izlerin karşılaştırılmasıyla gösterilmiştir. Etkili materyalin kaynağının beyin nörosekresyon hücreleri olduğunu deneysel olarak göstermiştir. Alanında ilk olan bu deneylere, omurgalı-omurgasız hayvanlarda yapılmış benzer çalışmalarda ve izleyen yıllarda yazılmış temel ders ve başvuru kitaplarında da çok sayıda atıf yapılmıştır.
İzleyen yıllarda ergin yumurta bırakma diapozunun fotoperiyodun ve beyin nöroendokrin sistemin kontrolu altında olduğunu, uzun gün ışığının ergin diyapozu kırdığını deneysel olarak göstermiştir. İzleyen çalışmalarında; ışığa duyarlı bölgenin başın merkezi bölgesinde yer aldığını, ışığın beyin nörosekresyon hücrelerini doğrudan uyardığını ve uzun ışık periyodunun beyin nörosekresyon hücrelerini aktifleştirdiğini radyoaktif sistein kullanarak göstermiştir. Çevre faktörlerinden özellikle ışığın nöroendokrin sistem üzerine etkilerinin anlaşılmasına önemli katkıları olan bu çalışmalara yine çok sayıda atıf yapılmıştır.

1970’li yıllar elektron mikroskobunun Biyolojide yaygın şekilde kullanıldığı yıllardır. Prof. Dr. Semahat Geldiay da beyin nörosekresyon hücrelerinin ince yapısını Amerika’da Seatle’da Prof. Dr. J. Edwards ile birlikte elektron mikroskobuyla çalışmıştır. Nörosekresyon hücrelerinin tiplerini, yapısal özelliklerini belirlemiştir. Yine bu çalışmalar sırasında, bilinen nörohemal organların dışında, serebral nörohemal organ olarak isimlendirilen nörohormonların doğrudan beyinden salındığı yeni yerler de bulunmuştur. Türkiye’de de tüm bu güncel ve başarılı çalışmalarıyla 1975 yılında TÜBİTAK Bilim Ödülü ile onurlandırılmıştır.

1975-1980 yılları arasında Dr. Karaçalı ile birlikte, böcek nöroendokrin sisteminde ince yapı çalışmalarına devam etmek için bir NATO projesi vermiştir. Prof. Dr. Geldiay, Devlet Planlama Teşkilatının desteğini de sağlayarak Ege Üniversitesine bugün hala kullanılan bir transmisyon elektron mikroskobu kazandırmıştır. CENTO ve İngiliz Hükümetinden bu projeye sağlanan ek desteklerle birlikte elektron mikroskobu hazırlık laboratuvarını kurmuştur. Bu projenin desteğiyle hem serebral nörohemal organın diğer türlerde de varlığı gösterilmiştir ve hem de nöroendokrin sistemin çeşitli kısımlarında başka çalışmalar da yapılmıştır. Yapılan çalışmalar uluslararası seçkin dergilerde yayınlanmış, yurtiçi yurtdışı kongrelerde sunulmuştur.

Nörosekresyonun önemi anlaşılmaya başlandıktan sonra, bir yandan nöroendokrin sistemin çeşitli kısımları üzerinde ince yapı çalışmaları ile hormonların şekillenmesi, taşınması ve salınması mekanizmaları araştırılırken bir yandan da böceklerin kendi hormonlarını kullanarak zararlı böceklerle mücadele edilebileceği düşünceleri ve bu konu ile ilgili çalışmalar güçlenmeğe başlamıştır. Prof. Dr. Geldiay Türkiye’de bu konuda yapılan çalışmalara öncülük etmiştir. Bu konudaki çalışmalardan biri 1976-1978 (Dr. Karaçalı ve Dr. Akyurtlaklı ile birlikte) diğeri de 1983-1985 (Dr. Deveci ile birlikte) yıllarında olmak üzere iki TÜBİTAK projesiyle desteklenmiştir.

Bitki büyüme regülatörlerinin böcek mücadelesinde kullanılabileceği konusu Prof. Dr. Geldiay’ın Türkiye’de öncülük ettiği bir diğer konudur. Yaş haddinden emekli olacağı son günlere kadar, Montana Üniversitesinden Prof. Dr. Visscher ve Dr. Deveci ile birlikte bu konuda çalışmıştır.

Prof. Dr. Geldiay bir yandan nörosekresyon materyelinin sentezi, taşınması, salınması ve nöroendokrin sistemin çeşitli kısımları ile ilgili ince yapı çalışmalarını sürdürmüştür. Bir yandan da nörosekresyonun sinir sistemi, hayvan davranışları, yumurta gelişmesi, diyapoz ve su dengesinin kontrolu üzerine rollerini çalışmıştır. Alanında bazı ilk bildirimlere sahip olma mutluluğunu, çoşkusunu yaşamıştır. Nörosekresyon materyelinin sinir sistemini ve hayvan davranışlarını etkilediğinin, elektriksel şokla salındığının, serebral nörohemal organın böcek beyninde de bulunduğunun ve bilinen fotoreseptörlerin dışında başın derinlerindeki bir nörohemal organda (corpus cardiacumlarda) ışığa duyarlı hücrelerin belirlenmesi onun evrensel boyuttaki ilk kayıtlarıdır. Böcek hormonları ve bitki büyüme regülatörlerinin böcek mücadelesinde kullanılabileceğiyle ilgili çalışmaları da Türkiye’deki ilkleridir. Yüksek öğretimde Türkçe kitap eksikliği sorununa kısmen çözüm oluşturmak için, Genel Zooloji Laboratuvar Kılavuzu, Embriyoloji Atlası (Dr. Karaçalı ile birlikte) ve Genel Zooloji Kitabını (Zooloji profesörü olan eşi Remzi Geldiay ile birlikte) yazmıştır.

Prof. Dr. Semahat Geldiay’ın 1949 yılında Ankara Üniversitesi, Fen Fakültesi, Zooloji Kürsüsünde başlayan akademik yaşamı, 1990’da E. Ü. Fen Fakültesi, Biyoloji Bölümünde yaş haddinden emekli olduğu güne kadar aralıksız, evrensel bilime önemli katkılarla sürmüştür. 42 yıllık hizmet süresinin son günlerine kadar enerji ve heyacanını koruyan Prof. Dr. Semahat GELDİAY başarılı çalışmaları nedeni ile 1996’da TÜBA Şeref Üyeliği ile onurlandırılmıştır.

Kaynak: Bu anma yazısı, merhume Prof. Dr. Semahat Geldiay hocamızın ilk doktorantı ve Ege Üniversitesi, Biyoloji bölümü öğretim üyelerinden sayın Prof. Dr. Sabire Karaçalı hanımefendi tarafından, Birinci Ulusal Glikobiyoloji Kongresi’nde sunulmuştur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir