Prof. Dr. Paolo Marcello Brignoli (1942-1986)

2003 yılı Ankarasının ayaza teslim bir kış günü; İncesu’daki evimden çıkmış kah kara, kah çamura batarak Kolej’e doğru ilerlerken bir anda çalan telefonumun sesiyle irkilmiştim. Arayan sevgili Tolga’ydı (Dr. Tolga Kankılıç/A.Ü.F.F.-Biyoloji).
– Acele Fakülteye gel. Sevinç Hoca (Prof. Dr. Sevinç Karol), Cevat (Prof. Dr. Cevat Ayvalı) beyin odasında seni bekliyor.

Bu kısa görüşmenin ardından ellerimle ceplerimi yoklamış, taksi tutmaya yetecek paramın olduğunu anlayınca da, büyük bir gönül ferahlığıyla kendimi caddeye fırlatmıştım. Bir süre sonra fakültede Cevat beyin odası. Sevinç hoca hanım, her zamanki güzelliği ve zerafetiyle oturduğu koltuğu değil adeta tüm odayı kaplamıştı. Kendimi takdim edip, meramımı da anlattıktan sonra sohbete başladık. Dakikalar geçti ve geçen her dakika beraberinde saatleri getirdi. Zaman zaman sohbetimiz Cevat beyin elleriyle hazırlayıp, ikram ettiği çay ve kahvelerle tatlandı, ballandı adeta.Sohbetin en can alıcı yeri, bana göre hoca hanıma “Brignoli” yi sorduğum andı.
-Hocam İtalyan bir araknolog vardı. L’Aquila üniversitesinden, Paolo Marcello Brignoli. 60′lı yılların sonunda yine İtalyan biyospeleologlarla beraber, bilhassa Akdeniz bölgesindeki mağaralarının örümcek faunası üzerinde çalışmıştı. Telaffuzumu düzeltti önce.
-Brignoli değil. “Brinyoli” … Elbette hatırlıyorum. Esmer, ince ve uzun boylu, kibar bir bey…
Hoca hanım o gün neler anlatmadı, kimlerden bahsetmedi ki… Paris Doğa Tarihi Müzesinde doktora yaptığı yıllardan tutun da, müzenin Arthropoda seksiyonu şefi; efsanevi araknolog, akrep bilimci Max Vachon’a kadar onlarca kişi, hatıra, olay v.s.
Hatta Max Vachon’un bizzat kendi el yazısıyla yazıp, şahsına postaladığı bir mektubu da hediye etti o gün bana. Lakin beni en fazla heyecanlandıran hoca hanımın “Brignoli” hakkında söyledikleriydi; “Esmer, ince ve uzun boylu, kibar bir bey”.
Heyecanlanmıştım zira o kibar bey benim için çok önemliydi. Örümcek sistematiğine, dolayısıyla Araknoloji’ye giriş yaptığım ilk günlerde, baharın eş arayan ürkek yer örümcekleri gibi her taşın altından o çıkıyordu. Yazdığı makaleler, makalelerine yapılan atıflar, ortaya attığı teoriler, kitapları, ekskürsiyonları, mağara sevdası, karısına olan muhteşem aşkı. Bencileyin toy bir araknolog ondan etkilenmeyecekti, onu örnek almayacaktı da kimi örnek alacaktı? Ah birde yaşasaydı… Ne vardı bu kadar erken göçecek?

Paolo Marcello Brignoli

İtalyan Araknolog Prof. Dr. Paolo Marcello Brignoli (1942-1986)

Değerli okuyucularım şimdi izninizle 44 yıllık kısa ömrünü Araknoloji ve Zoocoğrafya’ya adamış; ülkemizde gerçekleştirdiği arazi çalışmaları sonrasında yazdığı makaleler ve tanımladığı türlerle Türk Araknolojisine büyük katkılar sağlamış bu kibar İtalyan beyefendisinin hayatı hakkında bir şeyler yazmak istiyorum ancak bundan evvel edindiğim bilgileri bana sağlayan değerli meslektaşım ve hocam Prof. Dr. Giuseppe Osella’ya sonsuz teşekkürü bir borç bilirim.

Brignoli’nin kişilik gelişiminde şiddetli birer sanat ve tarih tutkunu olan anne ve babasının etkisi son derece büyüktür. Yine lisan öğrenmeye dair müthiş yeteneğini de ebeveynlerinden almıştır. İlk gençlik yıllarında doğa bilimlerine karşı olan meylini keşfetmiş ve bu doğrultuda bir eğitim almasının kendisi için en doğrusu olacağına karar vermiştir.
1965 yılında Roma üniversitesinden, “Myrmecomorph (Karınca taklitçisi) Örümcekler” konusunda hazırladığı bitirme teziyle mezun olan Brignoli, 1966′da yine Roma üniversitesinde Zooloji doçenti olarak göreve başladı. Yaptığı bilimsel araştırmalar ve özverili çalışmalarından dolayı henüz 32 yaşındayken üniversite senatosu tarafından Profesörlük unvanıyla ödüllendirildi.
Takip eden yıllarda Brignoli’yi bu kez L’Aquila üniversitesinin Zooloji Enstitüsünde müdür olarak görüyoruz. Bu görevinin ardından Brignoli aynı üniversitede Biyoloji bölüm başkanlığına terfi ettirilmiş ve nihayet 1980 yılında Matematik, Fizik ve Doğa Bilimleri fakültesinin dekanı olmuştur.
Gerek meslektaşlarının, gerekse bilim tarihçilerinin onun hakkında en fazla merak ettikleri husus; bunca bürokratik görevi yanında, yaklaşık yirmi yıl süren bilimsel yaşamına 300′e yakın makaleyi nasıl sığdırabildiğidir.
Temelde ele aldığı takım örümcekler (Araneae) olsa da, Brignoli başta akarlar (Acari) olmak üzere Ricinulei (Başlıklı kene örümcekleri), Palpigradi (Kırbaçlı örümcekler), Schizomida (Kırbaçlı akrepler), Opiliones (Otbiçenler) ve Amblypygi (Kamçılı örümcekler) gibi hemen hemen bilinen tüm araknid takımları üzerinde araştırmalar yapmıştır. Dünya’nın bir çok bölgesinden topladığı, birbirinden farklı örümcek familyaları üzerinde yaptığı çalışmalarla da takdir toplamıştır (Not: Uzmanlık alanı örümcek sistematiği olan bir çok araknolog, genelde tek bir familya üzerinde yoğunlaşır. Oysa Brignoli keskin dehasının bir getirisi olsa gerek farklı örümcek familyalarıyla çalışmıştır).
Ancak burada vurgulamamız gereken bir husus var ki o da şudur; farklı familyalar üzerinde uzmanlaşmış ve çalışmış olsa da Onun ilgi alanını üç ana kategoride değerlendirmemiz gerekir. Evrimsel Sistematik, Taksonomi ve Biyocoğrafya…
Bilhassa erkek (pedipalpus-pedipalp) ve dişi (epigyne-epijin) üreme organlarının farklı gruplarda taksonomik karakterleri ortaya koymasının önemi belirterek örümceklerin evrimsel sistematiği hususunda araknolojiye önemli bir katkı sağlamıştır. Dahası bir çok haplojin (haplogynae) örümcek familyasının dişi bireylerinin içsel üreme organlarının şekillerini çizerek bunların evrimsel önemini ilk kez vurgulamıştır (Not: Modern örümcekleri içerisinde barındıran Aranaeomorphae alt-takımında örümcekler üreme organlarının basit ya da karmaşık olup olmamasına göre haplojin-haplogynae ve entelejin-entelegynae diye iki alt-grupta incelenirler. Haplojinlerde pedipalp ve epijin basit yapıdayken, entelejin örümceklerde bunlar ilave kitin yapılarla karmaşıklaşmış ve anahtar-kilit özelliği kazanmışlardır).
Taksonomi alanındaki katkılarınıysa şöyle özetleyebiliriz. Brignoli, yaklaşık 20 yıllık bilimsel hayatında 33 araknid familyasına ait 23 yeni cinsi ve 367 yeni türü bilim dünyasına kazandırmıştır. Yine 1983′de yayınlanan ve 1940 ila 1981 yılları arasında tanımlanan yaklaşık 7000 örümcek türünü derlediği, 755 sayfalık dev eseri ( A Catalogue of the Araneae Described Between 1940 and 1981) hala temel bir başvuru kaynağı olarak birçok araknoloğun çalışma masasının en müstesna köşesini süslemektedir.
Gelelim Biyocoğrafyaya… Brignoli en fazla eseri bu alanda vermiştir. Yaklaşık 136 makalesi faunistik çalışmalarla ilgilidir. Bunlardan 90′ında Palearktik (Avrupa, Kuzey Afrika, Asya’nın önemli bir bölümü ve Ortadoğu), 22’sinde Avustralya (Avustralya, Yeni Gine, Tazmanya ve Endonezya adalarının bir kısmı), 9′unda Etiyopya (Madagaskar, Güney Afrika ve Arap yarım adasının güneyi), 10′undaysa Neotropikal (Meksika’nın güneyi ve Antil adalarını da içerisine alan bölge) araknidlerini incelemiştir. Lakin asıl üzerinde durduğu Akdeniz bölgesidir. Brignoli, bölgede özellikle mağara örümceklerini incelemiş ve haklarında biyocoğrafik sentezlerde bulunmuştur.
İşte bu bağlamda Onu, 1960′lı yılların sonuyla, 1970′lerin ortaları arasında ekibiyle beraber sık sık Türkiye’de görürüz. Ülkemize Valerio Sbordoni, Vigna Taglianti gibi İtalyan biyospeleologlarla beraber gelen Brignoli, özellikle Akdeniz bölgemizdeki mağaralardan örneklemeler yapmış ve farklı familyalara mensup 15 mağara örümceğini bilim dünyası için yeni tür olarak kaydetmiştir. Ancak toplamda ülkemizden tanımladığı tür adedi 57 olup, yine ülkemizden tanımlanan iki örümcek türü de onuruna adlandırılmıştır (Cybaeus brignolii Maurer, 1992 ve Cryphoeca brignolii Thaler, 1980).
Brignoli, Dünya’nın dört bir tarafından topladığı araknid numunelerinin tamamını ne yazık ki değerlendiremedi. Buna ömrü vefa etmedi. 1942′nin 25 Nisan günü Roma’da Dünya’ya açılan gözler, 1986′nın 8 Temmuzunda L’Aquila’da, çok yoğun çalıştığı bir günün gecesinde bir daha açılmamak üzere kapandılar.
Onun ölümüyle L’Aquila üniversitesi değerli bir akademisyenini, insanlık güzel bir evladını yitirdi. Örümceklerse öksüz kaldılar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir