Oturum Başkan Yardımcısı

İnternet ve iletişim teknolojilerinin gelişip yaygınlaşmasına kadar kongre, sempozyum ve benzeri bilimsel toplantıların son derece gerekli oldukları hepimizin malumudur. Zira insanlar bu tarz toplantılarda meslektaşları, hocaları ya da mesleğe yeni atılan genç yeteneklerle tanışma, konuşma ve iletişime geçebilme imkanı buluyorlardı. Bununla beraber insanların günümüzde Dünya’nın diğer ucundaki meslektaşlarıyla icabında tek bir tık ile (amiyane tabiriyle) iletişime geçebildiği düşünülürse bu etkinliklerin faydasını ya da ne denli faydalı olduklarını sorgulamanın vaktinin geldiği düşüncesindeyim.

Elbette meslektaşlarla gerçek hayatta “doğrudan tanışmak, el sıkışmak, göz teması kurmak, sohbet etmek” kesinlikle olması ve yaşanması gereken insani olgular ancak bunlar bol yıldızlı otellerde, fahiş ve tabiri caiz ise haraç gibi katılım ücretleri ile tertip edilen etkinlikleri haklı çıkarma yolunda kullanılmamalı.  Her neyse benim asıl değinmek istediğim (takıldığım) nokta son yıllarda ülkemizde tertip edilen kongre ve sempozyumların bazılarında oturum başkanı bir profesörün yanına, oturum başkan yardımcısı olarak bir doçentin yerleştirilmesi ve bu sıfatın matah bir şeymiş gibi ilan edilmesi.

Allah aşkına Profesörlük mertebesine gelmiş bir insan üç-beş, beş-on bilemediniz onbeş-yirmi kişinin sunumlarının yönetiminde, ahenk içinde sıralanmasında bir yardımcıya niçin ihtiyaç duyar? Dahası bilimsel kişiliğinin en verimli yıllarında bir doçent, böylesi bir sıfatla niçin hakir gördürür kendisini?

Akademi tanımı ve kavramına göre “Akademi ve Akademi ruhunun” bulunmadığı ülkemizde akademisyenlerin bu titr ve bir şeylere bir şey olma merakı duvarı çürüten nem misalidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir