"Önemli Kuş Alanı" nedir?

1. “Önemli Kuş Alanı” nedir?
Önemli Kuş Alanı (ÖKA), doğadaki kuş türlerinin nesillerini sürdürebilmeleri için özel önem taşıyan coğrafyaları tanımlar. ÖKA kavramının geliştirilmiş olmasının temel nedeni, yeryüzündeki doğal coğrafyaların büyük bir hızla insan kullanımına açılması karşısında kuş türlerini güvence altına alabilmek. ÖKA’ların en güçlü yanı, uluslararası ölçekte önemli olan alanları işaret etmeleri. Alanları belirleme sürecinde ölçülebilir ve somut kriterlerin kullanılması ise, ÖKA fikrini güçlendiren diğer bir nokta. Bunların yanında, dünyanın pek çok yerindeki araştırmalar ÖKA’ların sadece kuşlar için değil, aynı zamanda diğer canlı türleri için de yaşamsal bir öneme sahip olduğunu göstermekte. Başka bir değişle, bir ülkede etkin bir ÖKA ağının oluşturulması, o ülkedeki pek çok canlı türünün yaşama hakkını güvence altına almak anlamına geliyor.

2. ÖKA’ların kısa tarihçesi;
ÖKA terimi ilk olarak 1981 yılında basılmış olan “Avrupa Birliği’nin Önemli Kuş Alanları” kitabında kullanıldı (Osieck ve Mörzer Bruyns 1981). Daha sonraki yıllarda bu kitap genişletilerek yeniden basıldı ve 1989 yılında ise tüm Avrupa ülkelerini ve Türkiye’yi de kapsayan yeni bir envanter yayımlandı (Grimmet ve Jones 1989). Aynı yıl, Türkiye’nin Önemli Kuş Alanları kitabı da ilk kez yayıma girdi (Ertan ve ark. 1989). 1989 ile 2000 yılı arasında Avrupa ülkeleri başta olmak üzere Dünyanın pek çok ülkesinde ulusal ÖKA envanterleri hazırlandı. 1997 yılında, Türkiye’nin ikinci ÖKA kitabı basıldı ve burada 1989 yılındaki envanterde yer almayan pek çok yeni ÖKA tanımlandı (Yarar ve Magnin 1989). 2000 yılında ise Avrupa’nın ikinci ÖKA kitabı yayımlanarak Avrupa’da tanımlanmış olan 3619 ÖKA belgelendi (Heath ve Evans 2000). Adı geçen son iki yayında, Türkiye’de 1996 yılına kadar tanımlanmış olan 97 ÖKA yer alıyor.

3. ÖKA’ların ilgi grupları kimlerdir?
ÖKA’ların nerede oldukları ve neden korunmaları gerektiği pek çok farklı insan grubunun bilmesi gereken bir konu. Bunların başında şu gruplar yer alıyor:

Kuş gözlemcileri: Dünya’nın pek çok yerinde ÖKA’ların korunabilmesi için ilk adımı atanlar, yani onları keşfetmek ve tanımlamak işini yapanlar çoğunlukla kuş gözlemcileri. Daha sonraki aşamada ÖKA’lardaki kuşların sayılarını ve onlara yönelik tehditleri izleme işini de çoğunlukla yine kuş gözlemcileri gerçekleştiriyor. Etkin bir kuş gözlemcisi ağının bulunmadığı ülkelerde, ÖKA’ların belirlenmesi ve korunması hemen hemen olanaksız.
Karar vericiler: ÖKA’ların varlığının, hem uluslararası, hem ulusal, hem de yerel ölçekte çalışan karar vericiler tarafından bilinmesi gerekmekte. Çünkü, bu alanların korunması veya kısıtlı kullanıma açılması yönündeki kararları verme işinden resmi kurumlar adına bu kişiler sorumlu. Bu nedenle, bir ÖKA’nın korunması için her aşamada karar vericilerin yapılan çalışmalara dahil olması gerekiyor.
Yatırımcılar ve yerel kullanıcılar: Pek çok ÖKA’nın içinde ve onu etkileyen çevre alanlarda insanlar yaşamakta ve her birinin bu alanın kullanımıyla ilgili farklı görüşleri ve çıkarları bulunuyor. ÖKA’ların bölge hakkında geliştirilen fikirlerden zarar görmemesi için, öncelikle bu insanların eksiksiz bir şekilde bilgilendirilmesi gerekmekte. Bu insanların küçük bir kısmının dahi bölgelerindeki ÖKA’nın korunması yönünde destek vermesi, alanla ilgili sorunların çözülmesinde büyük kolaylık sağlayabiliyor.
Üniversiteler: Bugün Türkiye’nin hemen her yerinde doğal alanlar üzerinde araştırma yapan yüksek öğretim kurumaları bulunuyor. Sadece biyolojik bilimlerde değil, aynı zamanda diğer disiplinlerde çalışan uzmanların da (coğrafya, tarım, sosyoloji, jeoloji, tarih, arkeoloji vs.) araştırmalarını yaparken ÖKA’lara öncelik vermeleri, bu alanlarla ilgili bilgimizin daha artmasını ve buradaki koruma çalışmalarının daha sağlam bir zemin üzerinde yükselmesini sağlayabilir.
Danışman çevre firmaları: Çevre Bakanlığı’nın denetimi altında hazırlanan Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporları genellikle danışman statüsüyle çalışan profesyonel firmalar tarafından yazılmakta. Bu firmaların hazırladığı raporlarda, proje yerinin doğal özellikleriyle ilgili bilgiler Türkiye’de oldukça yetersiz bir şekilde ele alınıyor ve bu da projenin doğaya olan etkileri göz ardı edilerek uygulamasına neden oluyor. ÖKA’ların bu firmalar tarafından bilinmesi, kalkınmaya yönelik projelerin doğaya en az zararla yürütülmesini sağlayacaktır.
Doğa korumacı sivil toplum örgütleri: Türkiye’de çevre ve doğa koruma amaçlı, ulusal ve yerel ölçekte etkinlik gösteren pek çok sivil toplum örgütü bulunmakta. Bu kurumların çalışmalarını yaparken uluslararası önemi olduğu bilenen ÖKA’lara öncelik vermeleri, harcanan emeğin hem Türkiye hem de dünya ölçeğinde daha faydalı olmasını sağlayacaktır.
Sponsor kuruluşlar: Doğa koruma projelerinin yürütülebilmesinde, sponsor kuruluşlarının oynadığı rol giderek daha da büyüyor. Sponsor kuruluşların hangi projelere destek verecekleri hakkında karar verirken ÖKA’lara öncelik tanıyabilmeleri için, ÖKA kavramının bu kuruluşlardaki kişilere tam olarak anlatılması gerekmekte.

4. ÖKA’ların yasal geçerliliği nedir?
Uluslararası bir kavram olan ÖKA’lar, en güçlü yasal desteği Avrupa Birliği’nin (AB) Kuşları Koruma Yönetmeliği’nden (EC Council Directive on the conservation of wild birds 79/409/EEC) almakta. Bu yönetmelik uyarınca AB’ye üye olan her ülke toprakları üzerindeki kuşlar açısından uluslararası öneme sahip alanları koruma altına almakla yükümlü. Kuşları Koruma Yönetmeliği altında korunması gereken alanlar, Özel Koruma Alanı (SPA – Special Protected Area) olarak tanımlanmakta. Yönetmeliğin kendisi söz konusu alanları nasıl belirleneceğini açıklamamakla beraber, 1998 tarihli Avrupa Mahkemesi kararıyla ÖKA kriterleri, SPA’ların belirlenebilmesi için tek geçerli yöntem olarak kabul edildi. Başka bir değişle, eğer bir alanın ÖKA kriterlerini sağladığı bilimsel olarak kanıtlanabiliyorsa, AB’ye üye ülkeler bu alanı SPA statüsü altında koruma altına almak zorundalar.
Türkiye’nin yasalarında ÖKA kavramı yer almamasına ve yine ülkemiz AB üyesi olmamasına rağmen, AB ile bütünleşme sürecinde Kuşları Koruma Yönetmeliği Türk mevzuatıyla uyumlulaştırılması gereken bir belge olarak ortaya çıkacak. Daha da önemlisi, Türkiye’nin bu yönetmeliğin uygulanabilmesi için gerekli ön hazırlıkları yapması gerekecek. İşte bu noktada, ÖKA’ların sivil toplum ve kamu kuruluşlarının işbirliğiyle eksiksiz bir şekilde belirlenmesi Türkiye’nin doğasının korunması açısından yaşamsal bir öneme sahip.

Eken, G. (2002) Onemli Kus Alanlari Kilavuzu. Dogal Hayati Koruma Dernegi, Ankara – Diyarbakir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir