İki yıl mı oldu? Doğrusu hatırlamıyorum. Saat sabahın üçüydü ama o e-postayı okuduğumda. Halil’den geliyordu. Kısa ve net. “Abi Ersen’i Suriye’de arazi çalışması yaparken tutuklamışlar !” Telefona sarılmıştım hemen. Halil uykudan uyanmanın sersemliği ile tüm bildiklerini anlatmıştı. Sadece sınırdan giriş yaptığı biliniyordu Ersen’in; gerisi meçhul… Halil ile konuşurken sesimin tonu nasılsa, Figen hanım fırlayıp gelmişti yatak odasından. Sabahın dördü olmuştu. Kimi arardık o saatte? Kime başvururduk? Kime dert yanardık? Karı koca bu soruları sora sora birbirimize yeni gelen günü karşılamıştık. Sonrasında asırlar gibi geçen günler. Telefon bürokrasileri, MİT, Genel Kurmay, Dış İşleri ve dualar. En nihayetinde babası Mehmet Faik abinin sınırdan Ersen’i teslim alışı. İşte böyle ivme kazanmıştı Leiurus abdullahbayrami nin keşif öyküsü.
Gecesini gündüzüne kattı Ersen. Binlerce kilometre katetti örnekleme yapmak için. Kimileri can güvenliği yok diye akademideki rahat koltuklarını terk edemezlerken, Ersen ve Halil terörün en yoğun olduğu günlerde Güneydoğu Anadolu’da çalıştılar. Halil Hakkari’ye kadar gitti. Kurşunlandı.

Leiurus abdullahbayrami Yağmur, Koç et Kunt, 2009
Örnekleme çalışmaları bitince, sıra değerlendirme aşamasına gelmişti. Çalışacak laboratuvar yok! Mikroskop yok! Fotoğraf makinası yok! Hepsinden önemlisi elimizde karşılaştırma materyali yok. Ersen’in İstanbul’daki bir ahbabından temin ettiği, kimbilir hangi petshoptan satın alınmış, İsrail’den toplandığını umduğumuz bir Leiurus quinquestriatus örneği. Hepsi bu.
Ersen türlü imkansızlıklar içerisinde makaleyi yazdı. Editöre yolladı. Son derece acımasız hakem raporları ile boğuştu. Sonra şansımız döndü. Uzun zamandır aradığımız karşılaştırma materyallerine kavuştuk. Günler haftaları, haftalar ayları kovaladı ve en nihayetinde 5 Ekim 2009 günü Leiurus abdullahbayrami türünü insanlığa tanıttık. Makalenin yayınlanıncaya kadar geçen tüm aşamalarında sarfedilen emeğin büyüğü elbette Ersen ve Halil’e aittir. Ben, mavi gezegenin belkide en zehirli akrep türü olan L. abdullahbayrami nin keşfedilme sürecine beni de dahil ettiklerinden dolayı kendilerine çok teşekkür ediyorum. Sizinle çalışmak onurdu.
Önemli not: İnsan zaman zaman bir makalenin yazım sürecinde, emeği geçenlerin adlarını teşekkürler kısmına yazmayı unutuyor. Çektiği birbirinden güzel fotoğraflarla makalemizin zenginleşmesine sebep olan sevgili kardeşim Mert Elverici ye arkadaşlarım ve şahsım adına çok teşekkür ederim.

