Kızılay’ın Kurucusu Vefayı Hakketmiyor mu?

Macarlı Miralay Dr. Abdullah Bey

Timeturk haber sitesinde, 12 Haziran 2008 tarihli bir haber. Başlığı şöyle; Kızılay’ın kurucusunun mezarı kayıp. Haberi yapan kişi, Emine K. Arslaner isimli bir hanımefendi.

Başlığın akabinde sayın Arslaner haber metnine şöyle bir girizgah yapıyor; “Dün Kızılay’ın kuruluşunun 140. yıldönümüydü. Kızılay, kurucusunu hatırlamazken, basın da onları unuttu. Kızılay’ı ve kurucusu Abdullah Bey’i, bir Avusturya gazetesi hatırladı. Uluslararası Kızılhaç yardım kuruluşuna kardeş kuruluş olarak 11 Haziran 1868 yılında Miralay Dr. Abdullah Bey’in girişimleriyle kurulan Kızılay teşkilatı halkımızın ilgisizliği ve kurum çalışanlarının kayıtsızlığı yüzünden uluslararası platformda hak ettiği itibari kazanamadı. Deprem kuşağında yer aldığı için yardım kuruluşlarına diğer birçok dünya ülkesinden daha çok ilgi ve alaka göstermesi gereken Türkiye, kendi yardım teşkilatı olan Kızılay’ı ve kurucusunu her zaman olduğu gibi 140. yıldönümünde de unuttu. Ulusal gazetelerimizin hiçbirinde adı anılmayan Kızılay, kuruluşunun 140. yıldönümünde kurucusu olan Macar’lı bilim adamı Miralay Dr. Abdullah Bey ile (doğuşunda Karl Eduard Hammerschmidt ) birlikte, bir Avusturya gazetesinde tanıtıldı. Wiener Zeitung’un “Aktüel Portre” kösesinde Hukuk ve Doğa bilimleri uzmanı olarak tanıtılan, Kızılay’ın kurucusu Dr. Abdullah Bey, “Eter Anestezi” nin de mucidi olarak gösterildi.”

Sayın Arslaner, haberin devamında şahsıma ve Doğatarihi.net’e kısmen atıfta bulunarak, Dr. Abdullah Bey hakkında yaptığım derlemeden alıntılar yapıyor, O’nun biyografisini ve bilime kazandırdıklarını okuyucusuna sunuyor. Haberini ise şu anlamlı paragrafla neticelendiriyor; “Dr. Abdullah Bey Avusturya’da Türkiye’de olduğundan daha iyi tanınıyor. Unutmaya ve unutturmaya çalıştığımız medar-ı iftiharlarımızı ne zaman hatırlayıp af dileyeceğimiz meçhul ancak mimarına sahip çıkmayan bir kuruluşun ihtiyaç duyduğu ilgiye ilelebet kavuşamayacağı malum.”

Ben, Macarlı Miralay Dr. Abdullah Bey başlıklı derlemeyi yazıp, yayınlayalı yaklaşık iki yıl oluyor. O günlerde henüz Doğatarihi.net yayın hayatına başlamamıştı. Blogcu.com’dan aldığım ücretsiz bir alanda yazılarımı yayınlıyordum. İçim acıya acıya yazmış; ardındanda belki kadirşinas bir yetkili okur düşüncesiyle, bu derlemenin mümkün olduğunca fazla kişiye ulaşmasını sağlamıştım. Hatta o günlerde, doktorasını Kızılay’ın tarihçesi üzerine yaptığını söyleyen bir beyefendi, yakın zaman içinde Kızılay başkanı ile görüşeceğini ve konuyu O’na açacağını da ifade etmişti. Ne yazık ki ses çıkmadı sonradan.

Macarlı Miralay Dr. Abdullah Bey büyük bir bilimadamı, dahası büyük bir insandı. Zannımca bir parça vefayı hakkediyor. Oysa şu gün bile kurucusu olduğu Kızılay’ın web sitesinde onun adına rastlayamıyoruz. Bknz…

Umarım Kızılay yöneticileri ve bu ülkenin kadirşinas, vefakar bürokratları bir an evvel bu umursamazlığa el atarlar.

“Kızılay’ın Kurucusu Vefayı Hakketmiyor mu?” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir