<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Doğa Tarihi</title>
	<atom:link href="http://www.dogatarihi.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dogatarihi.net</link>
	<description>Kadir Boğaç Kunt'un doğa tarihi</description>
	<pubDate>Mon, 06 Oct 2008 21:22:00 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>2008 Nobel Tıp Ödülleri</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/nobel-tip-odulleri/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/nobel-tip-odulleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2008 21:21:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Doğa Tarihi]]></category>

		<category><![CDATA[Bilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=1150</guid>
		<description><![CDATA[
Luc Montagnier, Francoise Barre-Sinoussi, Harald zur Hausen
Soldan sağa
2008 Nobel Tıp Ödülü’nü Alman Harald zur Hausen, Fransız Francoise Barre-Sinoussi ve Luc Montagnier kazandı.

Karolinska Enstitüsü’nden yapılan açıklamada, iki Fransız bilim adamının AIDS&#8217;e neden olan HIV&#8217;i, Alman bilim adamının da rahim ağzı kanserine yol açan İnsan Papilloma Virüsü (HPV) keşifleriyle bu ödüle layık görüldükleri bildirildi.
SON YILLARIN NOBEL TIP [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="aligncenter" title="Nobel 2008 Tıp Ödülleri" src="http://www.dogatarihi.net/images/nobel_2008.jpg" alt="Nobel 2008 Tıp Ödülleri" width="242" height="123" /></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Luc Montagnier, Francoise Barre-Sinoussi, Harald zur Hausen<br />
Soldan sağa</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">2008 Nobel Tıp Ödülü’nü Alman <em>Harald zur Hausen</em>, Fransız <em>Francoise Barre-Sinoussi</em> ve <em>Luc Montagnier</em> kazandı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-1150"></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Karolinska Enstitüsü’nden yapılan açıklamada, iki Fransız bilim adamının AIDS&#8217;e neden olan HIV&#8217;i, Alman bilim adamının da rahim ağzı kanserine yol açan İnsan Papilloma Virüsü (HPV) keşifleriyle bu ödüle layık görüldükleri bildirildi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>SON YILLARIN NOBEL TIP ÖDÜLÜ SAHİPLERİ</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Nobel Tıp Ödülünü, 1991 yılından bu yana kazananların listesi şöyle:<br />
2007: Mario R. Capecchi (İtalya doğumlu ABD vatandaşı), Martin J. Evans (İngiltere) ve Oliver Smithies (ABD)<br />
2006: Andrew Z. Fire ve Craig Mello (ABD)<br />
2005: Barry J. Marshall ve J. Robin Warren (Avustralya)<br />
2004: Richard Axel ve Linda B. Buck (ABD)<br />
2003: Paul C. Lauterbur (ABD) ve Peter Mansfield (İngiltere)<br />
2002: Sydney Brenner (İngiltere), John E. Sulston (İngiltere) ve H. Robert Horvitz (ABD)<br />
2001: Leland H. Hartwell (ABD), R. Timothy (Tim) Hunt (İngiltere) ve Paul M. Nurse (İngiltere)<br />
2000: Arvid Carlsson (İsveç), Paul Greengard ve Eric Kandel (ABD)<br />
1999: Guenter Blobel (Almanya ve ABD vatandaşı)<br />
1998: Robert F. Furchgott, Louis J. Ignarro ve Ferid Murad (ABD)<br />
1997: Stanley B. Prusiner (ABD)<br />
1996: Peter C. Doherty (Avustralya), Rolf M. Zinkernagel (İsviçre)<br />
1995: Christiane Nuesslein-Volhard (Almanya) Edward B. Lewis ve Eric P. Wieschaus (ABD)<br />
1994: Alfred G. Gilman ve Martin Rodbell (ABD)<br />
1993: Richard J. Roberts ve Phillip A. Sharp (İngiltere)<br />
1992: Edmond H. Fischer (ABD ve İsviçre vatandaşı) Edwin G. Krebs (ABD)<br />
1991: Erwin Neher ve Bert Sakmann (Almanya)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kaynak: ↓<br />
</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><a href="http://www.ntvmsnbc.com" target="_blank"><img class="alignnone" src="http://www.dogatarihi.net/images/ntvmsnbclogo.gif" alt="Kaynak" width="79" height="81" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: center;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/nobel-tip-odulleri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hayvanlarda Alet Kullanımı</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/hayvanlarda-alet-kullanimi/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/hayvanlarda-alet-kullanimi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2008 14:03:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Doğa Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=1115</guid>
		<description><![CDATA[
Corvus moneduloides
Oxford Üniversitesi’nin zooloji bölümünde incelenen Betty sıradan telleri kullanarak kanca yapmayı başardı. Betty isimli bir Yeni Kaledonya kargası Corvus moneduloides, şempanzelerin &#8220;en becerikli alet yapan hayvan&#8221; olma ününü tehlikeye soktu. Oxford Üniversitesi’nin zooloji bölümünde incelenen Betty sıradan telleri kullanarak kanca yapmayı başardı. Kargaların alet kullanmanın yanısıra, alet yaratma konusunda da büyük bir yeteneğe sahip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" src="http://www.dogatarihi.net/images/karga.jpg" alt="" width="235" height="262" /></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><em>Corvus moneduloides</em></span></h4>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Oxford Üniversitesi’nin zooloji bölümünde incelenen Betty sıradan telleri kullanarak kanca yapmayı başardı. Betty isimli bir Yeni Kaledonya kargası <em>Corvus moneduloides</em>, şempanzelerin &#8220;en becerikli alet yapan hayvan&#8221; olma ününü tehlikeye soktu. Oxford Üniversitesi’nin zooloji bölümünde incelenen Betty sıradan telleri kullanarak kanca yapmayı başardı. Kargaların alet kullanmanın yanısıra, alet yaratma konusunda da büyük bir yeteneğe sahip olduğunu gösteren deneyleri gerçekleştiren <em>Dr. Jackie Chappell</em> &#8220;Bu kadar küçük bir beyne sahip bir yaratığın bu kadar becerikli olması inanılmaz derecede etkileyici&#8221; diyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-1115"></span>Pasifikteki <em>Yeni Kaledonya</em> takımadalarında yaşayan kargaların avlarını saklandıkları yerlerden çıkarmak için, kanca da dahil olmak üzere, bir dizi <em>alet kullanmayı</em> ve yapmayı becerdiği biliniyor. Ancak, Betty son deneyle, kargaların daha önce hiç tecrübesi olmadığı malzemeleri kullanarak <em>alet yapma</em> becerisine sahip olduğunu  da ortaya koydu. Araştırmacılar, şempanzeler de dahil olmak üzere bugüne kadar buna başka hiçbir hayvanda rastlanmadığını belirtiyorlar. Betty’nin yeteneklerini ortaya çıkaran deneyde iki kargaya düz bir tel ya da bir kanca kullanarak plastik bir tüpün içindeki yiyeceği çıkartma şansı verildi. Erkek karga yiyeceği almak için kancayı tercih ederken, Betty düz telin ucunu bir yandan üzerine basıp bir yandan da ağzıyla kıvırarak kendi kancasını yaptı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Betty&#8217;nin videosunu izlemek için lütfen <a href="http://www.dogatarihi.net/karga.html" target="_blank">tıklayınız.</a></span></p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/hayvanlarda-alet-kullanimi/feed/</wfw:commentRss>
<enclosure url="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads/karga.wmv" length="6011300" type="video/x-ms-wmv" />
		</item>
		<item>
		<title>Hayvan Göçleri</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/hayvan-gocleri/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/hayvan-gocleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2008 16:20:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Doğa Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=1096</guid>
		<description><![CDATA[
Göç
Göç, hayvan populasyonlarının ekolojik ve genetik nedenlerle bulundukları çevreyi terketmeleridir. Hayvanlar arasında göç olayına en yaygın ve belirgin şekilde kuşlarda rastlamaktayız. Leyleklerin Ciconia alba Kuzey Avrupa&#8217;dan başlayarak çeşitli göç yollarını takiben güneye, Afrika&#8217;daki kışlaklarına gidişleri. Kuşlar arasında Denizkırlangıçlarının Kuzey Amerika&#8217;dan Güney Kutbuna kadar ulaşan uzun göç yollarında her yıl gerçekleştirdikleri uçuşlar, Alaska ile Hawaii adaları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" src="http://www.dogatarihi.net/images/goc.jpg" alt="" width="250" height="166" /></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Göç</span></h4>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Göç, hayvan populasyonlarının ekolojik ve genetik nedenlerle bulundukları çevreyi terketmeleridir. Hayvanlar arasında göç olayına en yaygın ve belirgin şekilde kuşlarda rastlamaktayız. Leyleklerin <em>Ciconia alba</em> Kuzey Avrupa&#8217;dan başlayarak çeşitli göç yollarını takiben güneye, Afrika&#8217;daki kışlaklarına gidişleri. Kuşlar arasında Denizkırlangıçlarının Kuzey Amerika&#8217;dan Güney Kutbuna kadar ulaşan uzun göç yollarında her yıl gerçekleştirdikleri uçuşlar, Alaska ile Hawaii adaları arasındaki 3000&#8242;den fazla bir mesafeyi 35 saat gibi kısa bir sürede uçabilen <em>Charadrius dominicus</em> un göçü, uzun mesafe ve en süratli uçuş gibi konularda belki de ilk sırada belirtilmesi gereken göç hareketleridir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-1096"></span>Göçlere neden olan ekolojik sebepler mevsimsel olarak ekosistemlerde ortaya çıkan çevre şartlarında görülür. Bazı türlerde göç etme kalıtsal olarak kazanılmış bir karakter olarak ortaya çıkar. Göç istikameti yatay (horizontal) veya dikey (vertikal) şekilde görülebilir. Dikey göçler bilhassa sularda ve toprak içerisinde yaşayan organizmalarda görülür. Örnek olarak planktonlar sabah saatlerinden itibaren denizlerin derinliklerine inerler. Pasifik Okyanusu&#8217;nda yaşayan küçük bir omurgasız hayvan <em>Eunice viridis</em> ay görünme fazlarına uygun bir biçimde yüzeye gelir. Öte yandan bir diger tür <em>Eunice furcata</em> ayın son dördüncü safhasından üç gün önce yüzeye çıkar. Vertikal göçler dağlık arazide yaşayan böceklerde de mevsime bağlı olarak görülebilir. Nitekim, buğday tarımının yapıldığı iç ve güneydoğu Anadolu bölgelerimizde süne <em>Eurygaster maura</em> ve kımıl <em>Aelia rostrata</em> denilen zararlı böcekler (Ordo: Hemiptera) ilkbahar ve yaz aylarında alçak tarım ovalarında görülür. Bu hayvanlar sonbaharda yüksek dağlara göç ederler ve orada kuru bitki artıkları altında kışı geçirirler.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.insectimages.org" target="_blank"><img class="alignnone" src="http://www.dogatarihi.net/images/eurygaster_maura.jpg" alt="" width="231" height="314" /></a></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Süne</span></h4>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.ziraat.selcuk.edu.tr/ctuncer/mmeyve/Aeliaspp.html" target="_blank"><img class="alignnone" src="http://www.dogatarihi.net/images/aelia_rostrata.jpeg" alt="" width="231" height="200" /></a></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Kımıl</span></h4>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dikey göçlere, bazı güve (Lepidoptera, Thaumetopoeidae) tırtıllarının ağaçlarda yapraklarla, beslendikten sonra pupa dönemini geçirmek üzere düzenli bir şekilde toprağa inişleri de örnek olarak verilebilir. Bireyler, kalıtsal olarak türe kazandırılmış yön bulma güçleriyle göç sırasında kaybolmaktan kurtulurlar. Yatay göçler dikeye göre genellikle çok daha geniş coğrafik bölgelere yayılabilir. Karasal ortamlarda steplerde bizon, v.s., savanlarda zebraların, tundralarda ren geyiklerinin göçü memeliler arasında göze çarpan dinamizm olayıdır. Böceklerde ise çekirge ve kelebek göçleri önem taşır. Bu hayvanların göçleri düzenli göçlerdir. Düzensiz göç hareketlerine tayyare böceklerinden <em>Aeshna affinis</em> (Ordo: Odonata) örnek verilebilir.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.pbase.com/fdt/image/86207401/original" target="_blank"><img class="alignnone" src="http://www.dogatarihi.net/images/aeshna_affinis.jpg" alt="" width="231" height="172" /></a></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><em>Aeshna affinis</em></span></h4>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Deniz ve okyanuslarda yaşayan canlıların da göç hareketleri önem taşır. Yılanbalıkları esasen iç sularda yaşarlar ve üreme dönemlerinde denizlere (Sargas denizi) göç ederler. Bu hareketleri <em>katadrom</em> olarak isimlendirilir. Sombalıkları ise tersine, <em>anadrom</em> dur. Bunlar normal olarak denizlerde yaşar, ancak üreme dönemlerinde tatlısulara girerler. Balıkların göç hareketleri sırasında yollarını koku alarak buldukları kabul edilmektedir. Penguen ve denizkaplumbağaları da üreme sırasında sahillere göç ederler. Amphibia&#8217;da çeşitli türler çoğalma sırasında ekseriya sulara giderler. <em>Kuş göçleri</em> insanların çok eski çağlardan beri dikkatini çekmiş bir olaydır. Bu göçlerin tersiyer çağından beri mevcut olduğu kabul edilir.<br />
<em>Göç</em> hareketleri, türlerin yayılış alanlarının genişlemesinde çok önemli rol oynayan olaylardır. Göç, bireylerin aktif hareketleriyle ortaya çıkar. Ancak göç etmeyen pekçok hayvan türü, hatta bitkiler yayılış alanlarını pasif yayılma yoluyla genişletebilirler.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kaynak:</strong> Dr. Ahmet Ömer Koçak (2004). Hayvan Coğrafyası Ders Notları.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/hayvan-gocleri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gökova Körfezi</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/gokova-korfezi/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/gokova-korfezi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2008 23:55:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Doğa Koruma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=1084</guid>
		<description><![CDATA[
Gökova Körfezi

Ege Denizi&#8217;nin Akdeniz ile birleştiği bölgede yer alan Gökova Körfezi (36°45&#8242;N–27°l9&#8242;E), 24500 hektarı kara alanı olmak üzere toplam 52 bin hektarlık alan ile Türkiye&#8217;nin sekiz deniz koruma bölgesinden biri olarak, 1989 yılından itibaren Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmiştir.
Körfez, yüksekliği 879 m civarında olan Menteşe dağlarıyla çevrelenmiştir. Körfezin en doğu kesiminde yer alan Gökova [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" title="Gökova Körfezi" src="http://www.dogatarihi.net/images/gokova.jpg" alt="" width="213" height="124" /></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Gökova Körfezi<br />
</span></h4>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ege Denizi&#8217;nin Akdeniz ile birleştiği bölgede yer alan <em>Gökova Körfezi</em> (36°45&#8242;N–27°l9&#8242;E), 24500 hektarı kara alanı olmak üzere toplam 52 bin hektarlık alan ile Türkiye&#8217;nin sekiz deniz koruma bölgesinden biri olarak, 1989 yılından itibaren <em>Özel Çevre Koruma Bölgesi</em> ilan edilmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-1084"></span></span><span style="color: #000000;">Körfez, yüksekliği 879 m civarında olan Menteşe dağlarıyla çevrelenmiştir. Körfezin en doğu kesiminde yer alan <em>Gökova</em> ve Kızılkaya ovaları, alüvyon orijinli tarım alanları olarak kullanılmaktadır. Körfez civarında Bodrum ve Ören&#8217;den başka önemli yerleşim alanı bulunmamaktadır. Ören&#8217;de yapımı tamamlanmış olan termik santral henüz tam kapasiteyle çalışmaya başlamamıştır. Bu nedenlerle, <em>Gökova</em> ve Yeşilova halen Ege&#8217;nin en temiz körfezleri durumundadır. Körfeze hiçbir büyük akarsu girdisinin olmayışı da kirliliğin artmamasında rol oynayan önemli bir etkendir. Bununla beraber, bölgenin karasal kısmının karstik bir yapıya sahip olması nedeniyle yağmur suları, kayalardan süzülerek kıyı bölgelerinde deniz tabanından taze tatlı su ile zengin mineral girişi sağlamakta ve canlı üretkenliği arttırmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kaynak: </strong>Akyol ve ark. (2007). Anadolu Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Dergisi. Cilt/Vol.:8-Sayı/No: 1: 139-144.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/gokova-korfezi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Aktütün Baskını</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/aktutun-baskini/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/aktutun-baskini/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2008 12:09:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Figen'e Mektuplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=1080</guid>
		<description><![CDATA[
Hakkari&#8217;nin Şemdinli İlçesi&#8217;nin Irak sınırındaki Aktütün Jandarma Sınır Karakolu&#8217;na düzenlenen saldırıda 15 askerimiz şehit oldu. Ulusumuzun başı sağ olsun. Şehit olan askerlerimizin ailelerine sabır dilemekten başka elimden bir şey gelmiyor ne yazık ki.

Uyandığımdan beri haber bültenlerini dinliyorum. Devlet büyükleri yapacağız, edeceğiz, yanlarına bırakmayacağız diyorlar. Hep diyorlar. Hep diyorlar. Hep diyorlar. Biz bunları çok dinledik. Çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" src="http://www.dogatarihi.net/images/sehit.jpg" alt="" width="252" height="189" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hakkari&#8217;nin Şemdinli İlçesi&#8217;nin Irak sınırındaki <em>Aktütün </em>Jandarma Sınır Karakolu&#8217;na düzenlenen saldırıda 15 askerimiz şehit oldu. Ulusumuzun başı sağ olsun. Şehit olan askerlerimizin ailelerine sabır dilemekten başka elimden bir şey gelmiyor ne yazık ki.<br />
</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Uyandığımdan beri haber bültenlerini dinliyorum. Devlet büyükleri yapacağız, edeceğiz, yanlarına bırakmayacağız diyorlar. Hep diyorlar. Hep diyorlar. Hep diyorlar. Biz bunları çok dinledik. Çok dinledik.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/aktutun-baskini/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kıtaların Kayma Teorisi</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/kitalarin-kayma-teorisi/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/kitalarin-kayma-teorisi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Oct 2008 22:44:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Doğa Bilimciler]]></category>

		<category><![CDATA[Doğa Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=1071</guid>
		<description><![CDATA[
20. yüzyılın başlarında, Amerikan jeoloğu Frank Taylor, kıtaların çok eskiden dev bir kara kütlesi meydana getirdikleri fikri ile ilk defa ilgilenmişti. 1908&#8242;de o zaman için hayali olan, kıtaların birbirlerinden şimdiki durumlarına kadar ayrıldıkları teorisini ortaya attı. Aynı zamanda, bu gelişmelerden habersiz olarak Alman meteoroloji bilgini, astronom ve jeofizikçisi Alfred Wegener, aynı konu üzerinde araştırmalar yapmaktaydı.


Alfred [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" src="http://www.dogatarihi.net/images/kitalarin_kayma_teorisi.gif" alt="" width="231" height="117" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">20. yüzyılın başlarında, Amerikan jeoloğu Frank Taylor, kıtaların çok eskiden dev bir kara kütlesi meydana getirdikleri fikri ile ilk defa ilgilenmişti. 1908&#8242;de o zaman için hayali olan, kıtaların birbirlerinden şimdiki durumlarına kadar ayrıldıkları teorisini ortaya attı. Aynı zamanda, bu gelişmelerden habersiz olarak Alman meteoroloji bilgini, astronom ve jeofizikçisi <em>Alfred Wegener</em>, aynı konu üzerinde araştırmalar yapmaktaydı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-1071"></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" title="Alfred Wegener" src="http://www.dogatarihi.net/images/alfred_wegener.jpg" alt="" width="246" height="192" /></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Alfred Wegener</span></h4>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1915&#8242;de <em>Kıtalar ve Okyanusların Orjini</em> kitabını yazarak, bu teori hakkında söz sahibi olduğunu duyurdu. Kontinentverschiebung (Kıtaların Kayması) teorisini kurmuş ve beş (bugün için altı) kıtanın evvelce birbirine bağlı olup, sonra yavaş yavaş ayrıldıklarını söylemiştir. Wegener&#8217;e göre, paleozoikum ve mezozoikum devirlerinde kıtalar birbirlerine yapışık idi. Paleozoikum sonuna kadar, hayvanlar, Güney Amerika ile Afrika, Asya ve Avustralya arasında kara yolculuğu yapmışlar, Eosenden itibaren Afrika da yaşayan hayvanlar, karadan Güney Amerika ya geçmişlerdir. Bundan sonraki 40 yıl içinde teori çok az ilgi gördü. Tahmin ve bunun yanı sıra çok az delile dayandığı için tenkit edildi.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" src="http://www.dogatarihi.net/images/kitalarin_kayma_teorisi_2.gif" alt="" width="142" height="224" /></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Kıtalar ve Okyanusların Orjini </span></h4>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><em>Wegener</em> in fikrini kabullenenlerden biri olan, Güney Amerikalı Jeolog <em>Alexander du Joit</em>, Güney Afrika ve Brezilya da araştırmalar yapmış ve teoriyi destekleyen birçok jeolojik delil elde etmiştir. Du Joit&#8217;in ve diğer bilim adamlarının fikirleri kabul edilmesine rağmen, kıtaların bu şekilde kaymasına sebep olacak bir mekanizma bilinmediğinden, çoğunluk gene teoriye karşıydı. Teori ancak, kıtaların dünya kabuğunun üstünde çok yavaş olarak kaydığının ispatlanması ile kabul gördü. 1960 larda, teori tamamen kabul edildi ve yeni açıklamalar getirildi. Bu açıklamalardan birisi, daha önce birleşik olan kısımların, aynı jeolojik yapıya ve benzer fosillere sahip olmasıydı.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/kitalarin-kayma-teorisi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Otto Friedrich Müller</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/otto-friedrich-muller/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/otto-friedrich-muller/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Oct 2008 16:02:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Doğa Bilimciler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=1030</guid>
		<description><![CDATA[
Otto Friedrich Müller
Danimarka&#8217;lı doğa bilimci, biyolog. 11 Mart 1730&#8242;da doğdu; 26 Aralık 1784&#8242;de hayata gözlerini yumdu. Müller; 1776 yılında yayınladığı, Norveç ve Danimarka faunalarının belirlenmesine yönelik ilk çalışma olan, Zoologiae Danicae Prodromus adlı eseri ile üne kavuştu. Bu çalışmasında yerel faunaya ait 3000 kadar türü tanımladı.


Zoologiae Danicae Prodromus
Müller; faunistik çalışmalarının yanı sıra, daha önce sadece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="aligncenter" src="http://www.dogatarihi.net/images/otto_muller.jpg" alt="" width="235" height="235" /></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Otto Friedrich Müller</span></h4>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Danimarka&#8217;lı doğa bilimci, <em>biyolog</em>. 11 Mart 1730&#8242;da doğdu; 26 Aralık 1784&#8242;de hayata gözlerini yumdu. Müller; 1776 yılında yayınladığı, Norveç ve Danimarka faunalarının belirlenmesine yönelik ilk çalışma olan, <em>Zoologiae Danicae Prodromus</em> adlı eseri ile üne kavuştu. Bu çalışmasında yerel faunaya ait 3000 kadar türü tanımladı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-1030"></span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" title="Zoologiae Danicae Prodromus" src="http://www.dogatarihi.net/images/zoologiae_danicae_prodromus.jpg" alt="" width="167" height="241" /></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Zoologiae Danicae Prodromus</span></h4>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Müller; faunistik çalışmalarının yanı sıra, daha önce sadece <em>Antony van Leeuvenhoek</em> tarafından bulanık bir halde görüntülenen bakterilerin tespiti üzerine odaklandı. Zamanının düşük çözünürlüklü mikroskopları ile bakterileri sınıflandırmaya yetecek şekilde görüntüledi. 1773 senesinde ilk kez diatomları tanımladı ve bilim dünyasına tanıttı. Linne&#8217;nin metodolojisini izleyerek mikroorganizmaları genel olarak sınıflandırdı; <em>baccilum</em> ve <em>spirillum</em> terimlerini ilk defa o kullandı. Hydrachnellae, Entomostraca gruplarını ve Infusoria alemini  de zoolojiye kazandıran Otto Friedrich Müller&#8217;dir.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/otto-friedrich-muller/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Örümcek Desenli Pullar</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/orumcek-desenli-pullar/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/orumcek-desenli-pullar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2008 22:13:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Figen'e Mektuplar]]></category>

		<category><![CDATA[Örümcek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=1015</guid>
		<description><![CDATA[
Geçtiğimiz günlerde, Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nden derneğimize gelen bir mektuba yapıştırılmış posta pulu çok ilgimi çekti. Yukarıda da görüldüğü üzere, posta pulunun üzerini kocaman bir Sıçrayan Örümcek deseni süslüyordu.
Bu ülkenin, çocukluğu 1980&#8242;li yıllarda geçmiş hemen her ferdi gibi ben de, ilk ve ortaokul yıllarımda pul koleksiyonu yapmıştım. O devirden aklımda kalan çeşit çeşit hayvan ve bitki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.dogatarihi.net/images/orumcek_pul_2.jpg" target="_blank"><img class="alignnone" src="http://www.dogatarihi.net/images/orumcek_pul.jpg" alt="" width="312" height="235" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Geçtiğimiz günlerde, Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nden derneğimize gelen bir mektuba yapıştırılmış posta pulu çok ilgimi çekti. Yukarıda da görüldüğü üzere, posta pulunun üzerini kocaman bir <em>Sıçrayan Örümcek</em> deseni süslüyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-1015"></span>Bu ülkenin, çocukluğu 1980&#8242;li yıllarda geçmiş hemen her ferdi gibi ben de, ilk ve ortaokul yıllarımda <em>pul </em>koleksiyonu yapmıştım. O devirden aklımda kalan çeşit çeşit hayvan ve bitki desenli Türk ve ecnebi posta pulları hâlâ hafızamdadır. Ancak örümcek desenli olanına ilk kez denk geliyordum. Bunun üzerine şöyle bir bakındım internete ve çok fazla olmasalar da <em>örümcek</em> desenli pullardan rastlayabildiklerimi burada toplamaya çalıştım.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" src="http://www.dogatarihi.net/images/orumcek_pul_3.jpg" alt="" width="369" height="426" /></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Mali Pulu</span></h4>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" src="http://www.dogatarihi.net/images/orumcek_pul_4.jpg" alt="" width="306" height="408" /></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Kuzey Kore Pulu</span></h4>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="aligncenter" src="http://www.dogatarihi.net/images/orumcek_pul_5.jpg" alt="" width="240" height="191" /></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">ABD Pulu</span></h4>
<p style="text-align: center;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/orumcek-desenli-pullar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yavru Dinozor Fosili</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/yavru-dinozor-fosili/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/yavru-dinozor-fosili/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2008 09:54:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Doğadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=1010</guid>
		<description><![CDATA[Kanada&#8217;nın Alberta eyaletinde paleontologlar, 70 milyon yıllık olduğu belirtilen bir yavru dinozor fosili buldu. Kuzey Amerika&#8217;daki kazılarda bugüne kadar ortaya çıkarılan en küçük dinozor olduğu açıklanan fosilin, bir tavuğu andırdığı, 2-3 metre boyunda olduğu kaydedildi.
Calgary Üniversitesi Paleontoloji Araştırmaları öğretim üyesi Nicholas Longrich, Albertonykus borealis adını verdikleri fosilin kuş özelliklerine sahip olduğunu belirterek, &#8220;İnce ve uzun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kanada&#8217;nın Alberta eyaletinde paleontologlar, 70 milyon yıllık olduğu belirtilen bir yavru <em>dinozor </em>fosili buldu. Kuzey Amerika&#8217;daki kazılarda bugüne kadar ortaya çıkarılan en küçük dinozor olduğu açıklanan fosilin, bir tavuğu andırdığı, 2-3 metre boyunda olduğu kaydedildi.<br />
Calgary Üniversitesi <em>Paleontoloji</em> Araştırmaları öğretim üyesi Nicholas Longrich, <em>Albertonykus borealis </em>adını verdikleri fosilin kuş özelliklerine sahip olduğunu belirterek, &#8220;İnce ve uzun bacakları köpekbalığınınkine benzer, ama kıskaçlı çenesi, kısa ve kalın kolları ve büyük pençeleri var&#8221; dedi. Longrich, bulunan son fosillerin dinozorların hayatına ilişkin yeni veriler sağladığını ifade ederek, &#8220;Calgary yakınlarındaki Red Deer kazı bölgesinde daha birçok fosilin keşfedilmeyi beklediğini düşünüyorum&#8221; dedi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kaynak: Anadolu Ajansı</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/yavru-dinozor-fosili/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İmparator Akrep</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/imparator-akrep/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/imparator-akrep/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 14:02:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Araknoloji]]></category>

		<category><![CDATA[Börtü Böcek]]></category>

		<category><![CDATA[Akrep]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=987</guid>
		<description><![CDATA[
İmparator Akrep
Afrika&#8217;nın (Senegal, Kongo, Gabon) yerli akrep türlerinden olan İmparator Akrep Pandinus imperator, 20 cm. e ulaşan boyuyla Dünya&#8217;nın en uzun boylu akrebi olarak bilinse de, 23 cm. lik boyuyla bu rekor Heterometrus swammerdami ye aittir. Doğadaki yaşam süreleri hakkında net bir bilgi bulunmamakla birlikte, teraryumda bakılan bazı örneklerin sekiz yıla kadar yaşabildikleri rapor edilmiştir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.dogatarihi.net/images/imparator_akrep.JPG" target="_blank"><img class="alignnone" title="İmparator Akrep" src="http://www.dogatarihi.net/images/imparator_akrep_1.JPG" alt="" width="314" height="209" /></a></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">İmparator Akrep</span></h4>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Afrika&#8217;nın (Senegal, Kongo, Gabon) yerli akrep türlerinden olan İmparator Akrep <em>Pandinus imperator</em>, 20 cm. e ulaşan boyuyla Dünya&#8217;nın en uzun boylu akrebi olarak bilinse de, 23 cm. lik boyuyla bu rekor <em>Heterometrus swammerdami</em> ye aittir. Doğadaki yaşam süreleri hakkında net bir bilgi bulunmamakla birlikte, teraryumda bakılan bazı örneklerin sekiz yıla kadar yaşabildikleri rapor edilmiştir. Bu sürenin doğal şartlar altında kısalabileceğini düşünmek olağandır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-987"></span>Doğal ortamlarında temel besinleri termitlerdir. Genellikle yuvalarını da termit yuvalarına ya da onların yakınına yaparlar. Kazıcı akreplerdir; taş ve çürümüş ağaç kütüklerinin altında kazdıkları yuvalarda da yaşadıkları rapor edilmiştir. İmparator Akrepler de, akreplerin bir çoğu gibi ürkek, çekingen ve münzevi canlılardır; yuvalarını çoğunlukla avlanmak için terk ederler. Zehirli iğneleri ve kuvvetli kıskaçlarının bulunmasına rağmen saldırgan oldukları söylenemez. Çok nadir olarak sokar ya da kıskaçlarıyla denk getirdikleri organı sıkıştırırlar. Bu olaylar da genellikle dişilerin hamile ya da bebekli oldukları döneme denk gelir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Doğada İmparator Akrepler, bir çok canlının menüsünde yer alır. Diğer akrepler, örümcekler, parazit arı ve sinekler, kuşlar, sürüngen ve amfibiler; maymun, firavun fareleri ve çeşitli kemirgenler başlıca avcıları arasındadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/imparator-akrep/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Chaetopelma concolor</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/chaetopelma-concolor/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/chaetopelma-concolor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Sep 2008 22:54:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Araknoloji]]></category>

		<category><![CDATA[Börtü Böcek]]></category>

		<category><![CDATA[Tarantula]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=973</guid>
		<description><![CDATA[
Chaetopelma concolor
Ülkemizde yaşayan iki tarantula türü olduğundan geçenlerde bahsetmiştim. Hatta bunlardan bir tanesi  olan Chaetopelma olivaceum a ait fotoğrafı da yayınlamıştım. Sıra geldi Anadolunun ikinci tarantula türü olan Chaetopelma concolor a. Sınırlı bir dağılım alanına sahip olduğundan dolayı örnekleme sorunu var. Bu nedenle internette resmine rastlama olasılığı pek yok.
Yukarıda resmi görülen örnek ortağım Ersen Aydın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="Chaetopelma concolor" src="http://www.dogatarihi.net/images/chaetopelma_concolor_1.jpg" alt="" width="263" height="175" /></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><em>Chaetopelma concolor</em></span></h4>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ülkemizde yaşayan iki <em>tarantula</em> türü olduğundan geçenlerde bahsetmiştim. Hatta bunlardan bir tanesi  olan <em>Chaetopelma olivaceum</em> a ait fotoğrafı da yayınlamıştım. Sıra geldi Anadolunun ikinci tarantula türü olan <em>Chaetopelma concolor</em> a. Sınırlı bir dağılım alanına sahip olduğundan dolayı örnekleme sorunu var. Bu nedenle internette resmine rastlama olasılığı pek yok.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yukarıda resmi görülen örnek ortağım <em>Ersen Aydın Yağmur</em> tarafından Güneydoğu Anadolu bölgemizden yakalandı. Fotoğrafı ise İngiliz Tarantula Derneği (British Tarantula Society)&#8217;nden değerli meslektaşım ve hocam <em>Richard Gallon</em> tarafından çekildi. Anadolunun bu bıçkın örümceğinin biyolojisi ise halen tarafımdan çalışılmaktadır.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/chaetopelma-concolor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Abbas Güçlü Yazısı</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/abbas-guclu/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/abbas-guclu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Sep 2008 11:23:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hezeyanlar]]></category>

		<category><![CDATA[Bilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=964</guid>
		<description><![CDATA[
Abbas Güçlü
Sayın Abbas Güçlü nün, 23 Eylül 2008 Salı günü, Milliyet gazetesindeki köşesinde yayınladığı, Türk Üniversitelerine Dışarıdan Bakış adlı köşe yazısı. Takip eden günlerde aynı adlı yazının 2 ve 3&#8242;üncüsü de kaleme alındı yazar tarafından. Bu konuların dile getirilmesi, basına yansıması ve tartışılması gayet yerinde. Bence artık Türk Üniversitelerinin bağırsaklarını boşaltmanın vakti geldi, geçiyor hatta.
Türk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" title="Abbas Güçlü" src="http://www.dogatarihi.net/images/abbas_guclu.jpg" alt="" width="160" height="144" /></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Abbas Güçlü</span></h4>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sayın Abbas Güçlü nün, 23 Eylül 2008 Salı günü, Milliyet gazetesindeki köşesinde yayınladığı, <em>Türk Üniversitelerine Dışarıdan Bakış</em> adlı köşe yazısı. Takip eden günlerde aynı adlı yazının 2 ve 3&#8242;üncüsü de kaleme alındı yazar tarafından. Bu konuların dile getirilmesi, basına yansıması ve tartışılması gayet yerinde. Bence artık Türk Üniversitelerinin bağırsaklarını boşaltmanın vakti geldi, geçiyor hatta.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong>Türk Üniversitelerine Dışarıdan Bakış</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Doç. Dr. F.A.A., Türkiye&#8217;de çeşitli üniversitelerde uzun süre görev yaptıktan sonra ABD&#8217;ye giden bilim adamlarımızdan biri. Enteresan tespitleri var. İçindeyken pek çoğumuzun göremediği ayrıntıları, dışarıdan gözlemleyerek bizimle paylaştı. Eminim ciddi tartışmaları da beraberinde getirecek. İddiaların üzerine bir örtü çekmek için &#8220;Kesinlikle doğru değil&#8221; diye karşı çıkanlar kadar, &#8220;Ooo daha neler var?&#8221; diye destekleyenler de çok olacaktır. İşte mektup:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-964"></span>YÖK Başkanı’nın planları hakkında yazdığınız yazıyı (20.09.2008) dikkatle okudum. Ben de bir iki görüşümü sizinle paylaşmak istiyorum:<br />
1. Yazınızda da vurgulandığı gibi, Türkiye bilimsel yayınlarda 19. sırada. Ama neden kimse, birinci sırada olsak bile bunun ülkemize bir yararı var mı? diye sormuyor. YÖK ve üniversiteler, öğretim üyelerine akademik kariyer ve atama için koşul getirdi, örneğin profesörlük için SCI indeksinde 3 yayın gibi. Bunu yaparken kimse sorgulamıyor. Her yayın aynı mıdır? Yani Mercedes ve Serçe her ikisi arabadır. Ama Mercedes Mercedes’tir. Yayın da öyledir. Tabii ki dergiye bakıp makale hakkında bir fikir söylenebilir ama SCI indeks ticari bir kuruluştur ve bazı dergiler para karşılığında yayın yapabiliyor. Ayrıca iyi dergilerin makaleleri de hep iyi olmayabilir. Koşullar makale sayısı olunca, sonuçta, araştırın bir bakın, Türkiye’de herkes kısa makale yazıyor. Çünkü iki sonucu bir yerde yayımlamak akıllıca değil. İki yayın yapmak daha kârlı. <em>TÜBİTAK </em>da yayın başına teşvik parası ödüyor.<br />
2. SCI’ye ve diğer indekslerin hemen tümüne, sadece birkaç Türk dergisi girmiş. Yani yabancının işine gelmezse, konu gündeme bile gelmiyor. Örneğin, Türkiye’deki erozyon, denizlerin kirlenmesi, tarımın genetik kısırlığa doğru sürüklenmesi vs. Belki basit problemler ama kendi iç problemlerimiz, hiçbir zaman bizim bilim adamlarımız tarafından araştırılmayacak. Çünkü bilim adamı atandığında, kimse ona tarımı sormuyor, &#8220;Kaç yayının var?&#8221; diyor.<br />
3. Hocalar maaş az diye ağlıyor. Ben de üniversite mensubuyum ama bazen düşünüyorum, devlet bu çalışmaya fazla bile maaş veriyor. Öğretim üyeleri, örneğin profesör, 10-12 ders saatinden yükümlü. Fazladan çalışırsa, 20 saate kadar ders için ek ders ücreti alabiliyor. Türkiye’de çok ilginç bir durum var. Neredeyse hocaların yüzde 99’u, 30 saati doldurmus durumda. Haftada 30 saat, her gün 6 saat demektir. Bu mümkün mü? Derslere, asistanlar giriyor.<br />
4. Türkiye’yi 19. sıraya getiren çalışmaların bazıları tıp ve fen gibi alanlar. İncelerseniz görebilirsiniz. Biz tıpta deney tahtası gibi bir ülkeyiz, yabancılar bize cihazları denemek için bedava veriyor. Biz de yurtdışında daha kabul görmemiş her şeyi burada deniyoruz, sonra da bizim doktorlar cihaz veya ilaç denemesinin sonuçlarını yurtdışında yayımlıyor. Ama herhangi parça değiştirme veya ilaçta değişim yapmaya bizimkinin hakkı yok. Onlara yazmalı ve cevabı beklenmeli. Sonra bu doktorun 100 yayını oluyor. Bunu Türkiye’ye tek faydası, ilaç Allah’tan iyi gelirse hastalarımız iyileşiyor ama tersi de tabii ki mümkün.<br />
5. En acı verici konulardan biri ise TÜBİTAK’ın projelere destek adıyla dağıttığı paralar. Öyle bir durum oluşmuş ki her sene milyarlar gidiyor ve kimse karşılığında ne yaptınız diye sormuyor. Tabii ki komisyonlar filan var ama birbirlerini destekleme mantığıyla paralar dağıtılıyor. Bunu yazarak bilim adamlarını küçümsemek ve ahlaki değerleri çok yüksek hocalarımızı da diğerlerine katarak incitmek istemediğimi özellikle belirtirim.<br />
6. Doktora, master unvanı verilirken ve atamalar yapılırken jüriler yüzde yüz ahbap kişilerden seçiliyor. Yani bilgisayar rasgele seçiyor deniyor, diyelim ki A Hoca’nın öğrencisi tez savunacak, A Hoca, konuyla ilgili 10 isim belirliyor, sonra bilgisayar ya da birisi onlardan 5’ini seçiyor. Kimse A Hoca’nın 10 ismi de tanıdıklardan seçtiğine bakmıyor. Jürilerin bağımsız olması tezleri daha yararlı hale getirebilir.<br />
Özetin özeti: Abartı da olabilir, haksız yere suçlama da, ama yine de satır aralarında çok önemli mesajlar var.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/abbas-guclu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Arachnida</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/arachnida/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/arachnida/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2008 21:46:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Araknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=949</guid>
		<description><![CDATA[In 1992 the book Arachnida was published in the United Kingdom.  It comprised papers presented at a Conference in London, together with solicited articles about arachnids in the wild and in captivity.  It is essential reading and reference for those who study spiders and other species or keep them in captivity.  It also provides information [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">In 1992 the book <em>Arachnida</em> was published in the United Kingdom.  It comprised papers presented at a Conference in London, together with solicited articles about arachnids in the wild and in captivity.  It is essential reading and reference for those who study <em>spiders</em> and other species or keep them in captivity.  It also provides information for veterinarians who need to give advice on their health or welfare.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="aligncenter" title="Arachnida" src="http://www.dogatarihi.net/images/arachnida.jpg" alt="" width="129" height="190" /></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Arachnida</span></h4>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Contents include:Taxonomy, Care in captivity, Breeding, Health and disease, Ecology and conservation. Miscellaneous: Legal and ethical aspects, Arachnid venoms, Envenoming, Electronmicroscopy, illustrations.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">For order form, please click <a href="http://www.dogatarihi.net/images/order_form.gif" target="_blank">here&#8230;</a></span></p>
<p style="text-align: center;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/arachnida/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Biyolojik Çeşitlilik ve Koruma</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/biyolojik-cesitlilik-ve-koruma/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/biyolojik-cesitlilik-ve-koruma/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2008 08:00:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Doğa Tarihi]]></category>

		<category><![CDATA[Bilim]]></category>

		<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=938</guid>
		<description><![CDATA[
Değerli Araştırmacı;
Bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar ve diğer canlılar ile ekosistemler ve bunların korunmasını konu alan &#8220;Biyolojik Çeşitlilik ve Koruma/Biological Diversity and Conservation ISSN 1308-5301&#8243; adlı, yılda iki kez, Türkçe veya İngilizce makalelerin kabul edildiği hakemli bir dergi yayınlamaya başladım. İlk sayısı Aralık 2008’de çıkacak olan dergi için makalelerinizi bekler, saygılar sunarım. Prof. Dr. Ersin YÜCEL
Dün gelen, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Değerli Araştırmacı;<br />
Bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar ve diğer canlılar ile ekosistemler ve bunların korunmasını konu alan &#8220;Biyolojik Çeşitlilik ve Koruma/Biological Diversity and Conservation ISSN 1308-5301&#8243; adlı, yılda iki kez, Türkçe veya İngilizce makalelerin kabul edildiği hakemli bir dergi yayınlamaya başladım. İlk sayısı Aralık 2008’de çıkacak olan dergi için makalelerinizi bekler, saygılar sunarım. Prof. Dr. Ersin YÜCEL</span></p></blockquote>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dün gelen, Prof. Dr. Ersin Yücel imzalı bir e-posta. Hoca, <em>Biyolojik Çeşitlilik ve Koruma</em> adında, hakemli bilimsel bir dergi çıkartacakmış. Turkish Journal of Arachnology&#8217;nin yardımcı editörü ve yazı işleri müdürü olarak, güzel ülkemde bilimsel bir dergi çıkartmanın zorluklarını iyi kötü bilen birisi olarak Biyolojik Çeşitlilik ve Koruma dergisine yayın hayatında başarılar, Ersin Yücel hocama da kolaylıklar diliyorum.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Derginin yazım kuralları ve telif hakkı devir formuna <a href="http://www.dogatarihi.net/images/biyolojik_cesitlilik_ve_koruma.zip" target="_blank">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/biyolojik-cesitlilik-ve-koruma/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Çevreci Tesislere Belge Verilecek</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/cevreci-tesislere-belge-verilecek/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/cevreci-tesislere-belge-verilecek/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Sep 2008 13:19:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Doğa Koruma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=933</guid>
		<description><![CDATA[Yeni Alanya gazetesinden bir haber. Çevreci Tesislere Belge Verilecek başlığıyla yayınlanan. Her ne kadar akibeti şimdiden belli olsa bile, yine de insanın içinden umarım hakkıyla uygulanır demek geliyor. Haber metni aşağıda&#8230;

Turizm İşletmesi Belgeli Konaklama Tesislerine Çevreye Duyarlı Konaklama Tesisi Belgesi Verilmesine Dair Tebliğ, Resmi Gazete&#8217;de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Tebliğle; sürdürülebilir turizm kapsamında, çevrenin korunması, çevre [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yeni Alanya gazetesinden bir haber. Çevreci Tesislere Belge Verilecek başlığıyla yayınlanan. Her ne kadar akibeti şimdiden belli olsa bile, yine de insanın içinden umarım hakkıyla uygulanır demek geliyor. Haber metni aşağıda&#8230;<br />
</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Turizm İşletmesi Belgeli Konaklama Tesislerine Çevreye Duyarlı Konaklama Tesisi Belgesi Verilmesine Dair Tebliğ, Resmi Gazete&#8217;de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Tebliğle; sürdürülebilir turizm kapsamında, çevrenin korunması, çevre bilincinin geliştirilmesi, turistik tesislerin çevreye olan olumlu katkılarının teşvik edilmesi ve özendirilmesi amacıyla, çevreye duyarlı konaklama tesislerinin sınıflandırılmasına ve belgelendirilmesine ilişkin usul ve esaslar düzenlendi. Simgesi yıldız olan konaklama tesislerinin plaketlerinde sınıflarını gösteren yıldızlar yeşil renkle düzenlenecek. Ayrıca plaket üzerinde <em>Çevreye Duyarlı Tesis</em> ibaresi yer alacak. Çevreye Duyarlı Konaklama Tesisi Belgesi sahibi işletmeler iki yılda bir yeniden sınıflandırılacak. Kültür ve Turizm Bakanlığından Çevre Dostu Kuruluş Belgesi (Çam Simgesi) almış olan konaklama tesisler de tebliğin yayımlanma tarihinden itibaren bir yıl içinde asgari puanı oluşturan standartları sağlamaları halinde, Çevreye Duyarlı Konaklama Tesisi Belgesi (Yeşil Yıldız Simgesi) ve plaketi alacak. Sınıfları için belirlenen asgari puanı sağlayamayan tesislere ait <em>Çevre Dostu Kuruluş Belgesi</em> (Çam Simgesi) ise iptal edilecek. <a href="http://www.yenialanya.com/index.aspx?KatAd=Turizm&amp;KatId=5&amp;Haberim=41572&amp;HabRes=" target="_blank">Kaynak</a></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/cevreci-tesislere-belge-verilecek/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
