Taşatan Yaylası, Dysderocrates, Ersen vs…

Taşatan Yaylası | Alanya | Antalya

Dysderocrates, Dysderidae familyasının hepi topu altı tanecik türü olan bir cinsi. Bu cinse mensup örümcekler Akdeniz havzasında, Balkanlarda dağılım göstermektedirler. Diğer dysderid örümceklere nazaran oldukça iridirler. Türkiye’den bilinen tek türü (ben hiç görmedim) Dysderocrates regina 1988 yılında, Hollanda’lı araknolog Dr. Christa Deeleman-Reinhold tarafından tanımlanmıştır.

Efendim, resimde aksakallı gözlüklü beyin [-ki o tüm zamanların en iyi örümcek bilimcisi (Örümceklerin Efendisi – Lord of the Spiders) Dr. Norman Platnick’dir] karşısında oturan hanımefendi yukarıda adı zikredilen Dr. Christa Deeleman-Reinhold’un ta kendisidir. Bu arada Dysderocrates regina yine Hollanda’lı speleologların (mağara bilimciler) 1987′de Türkiye’de gerçekleştirdikleri arazi çalışmaları esnasında toplanıp yurtdışına götürülmüştür.

Herneyse… 2010. Ocak ayının 9. günü sabahı Ersen beyin erken kalkma güçlüğünden ötürü yola koyulduğumuzda saat 11:00′e geliyordu. Taşatan yaylasına çıkacaktık. Şu günlerde hala yeni bir türünü tanımlamakla meşgul olduğumuz Maimuna cinsi örümcek için fazladan erkek örneğe ihtiyacımız vardı. Geçen sene bölgede yaptığımız arazi çalışmaları esnasında bahsettiğim türe ait bolca dişi örnek bulmuştum lakin erkek sayısı azdı. Ayrıca müstakbel makalemizde kullanılmak üzere kaliteli habitat fotoğrafları gerekiyordu.

Alanya Otogarında, Ersen’in bilet işlerini hallettik önce. Geçen yaz Altuğ’la yana yakıla aradığımız yayla yolunun yeni çıkışını bildiğim için bu kez zorlanmadık. Vurduk yayla yoluna. Altımızdaki araba da iyiydi. Kiralamıştık. Ersen’in emektar Toros’u İzmir’de istirahat halindeydi. Yine geçen yaz, az mı rezil etmişti bizi? Toros dağlarının kuş uçmaz kervan geçmez bir yerinde aks kırmış

Artvin’de durduk yere tekerini patlatmıştı . Buna rağmen hakkını yememek lazım Türk Zoolojisine sağladığı yararlılıklar saymakla bitmez. Bitemez!

Taşatan yaylasının benim için ayrı bir değeri vardır. Güzelliğine güzeldir ama farklı bir çekiciliğe sahiptir aynı zamanda. Ulaşılması zordur, yolları meşakkatlidir. Adı üzerinde; Taşatan. Hafife alırsanız canınızı acıtması an meselesidir. Barındırdığı kurdu, kuşu; börtü böceği bir yana bırakacak olursak herhalde en çok babam sever Taşatan yaylasını. Yollarını tarif ederken dalar gider, heyecanlanır; çam olur dinelir, kekik olur tüter. Badem ağacına doğru akan kara bir yılandır. Uzun çok uzun yıllar evvel bir arkadaşıyla Hasan ağabeyin alabalık çiftliğinde besledikleri yengeçlere sıra geldiğinde hele… Keyfine diyecek olmaz.

İlk istasyon çalışmamız oldukça verimli geçmişti. Sevmediğimden dolayı eldiven giymemek hususunda direnmiştim. Kurumuş çam pürleri parmak uçlarımı delik deşik etmişti. Canım yanıyordu. Bununla beraber bir dünya erkek Maimuna toplamıştık. Ayrıca ne idüğü belirsiz o an Harpactea zannettiğim (şu an Hygrocrates cinsine ait olduklarını bildiğim) bir kaç canlı Dysderidae örneği de toplamıştım. Ersen bir çam gövdesine işemekle meşgulken, ben sevgili karımı özlediğimi farkettim. Telefon çekmiyordu, hat yoktu. Türksele sövdüm.

Tipik Arazi Çalışması Geyiği
İşeyen Türk Zooloğu

1000 küsür kilometreyi bir kaç örümcek toplamak için tepip, istediğinizi almışsanız şayet keyfinize diyecek olmaz. Avrupalı meslektaşlarımla sık sık yaşadığımız bir tartışma konusudur bu aynı zamanda. Elimde bir örümceğin sadece erkeği vardır, dişisi yoktur ya da tam tersi. Bazen örnek sayısı azdır. Adam misalen Hollandalıdır ya da Makedonyalı. Der ki; git topla canım ne olacak? Kendisi kıç kadar ülkede ikamet eder ve ahkam keser “git topla” diye. Düşünün Artvin’e, Kars’a, Edirne’ye insan ha deyince nasıl gider? Üstelik Türkiye’nin ekonomik ve sosyal şartları altında.

İkinci istasyonumuz birincinin yaklaşık beş kilometre ilerisiydi. Yolda durup elimizi yüzümüzü yıkadık. Soğuk su kevgire dönen parmak uçlarıma iyi geldi.

İkinci İstasyon

Ben çalışmaya başlamadan evvel yolun aşağısına inip (kırmızı çarpı; sarı raptiye Ersen’in çalıştığı ve gps ile koordinat aldığı nokta) bir sigara yaktım. Elim telefonuma gitti. Hâlâ hat yoktu. Bir daha sövdüm. Bu esnada Ersen’in sesini duydum. “Kadir burada öküz gibi dysderidler var” diye bağırıyordu. “De get” dedim kendi kendime. “En büyük Dysdera, o da bir bilemedin bir buçuk santimetre”. Sigaramı bitirip, aspiratörümü boynuma astım. Boş bir tüpe alkol koydum. Gerindim ve zeminde sürünme pozisyonumu aldım.

Şanslı günümdeydim. Kaldırdığım ilk taşın altından dişi bir Chaetopelma çıktı. Onunla uğraştım epeyce. Fotoğrafını çekmeye çalıştım, beceremedim. Bir sonraki taşın altında onu gördüm. Ersen’in “öküz gibi” dediği dysderid örümceği.

Hakikaten öküz gibiydi. Birinci yürüme bacağının femoral dikenleri dikkatimi çekti. Bu özelliği bile onu benim tanıdığım diğer dysderid örümcek cinslerinden ayırmaya yeterliydi. O an emin olamasam da ilk kez bir Dysderocrates gördüğümü düşündüm. Aynından bir kaç örnek daha topladım. Tüm çabalarıma rağmen erkek bulamamıştım. Dua ettim, “umarım Ersen’e denk gelmiştir” diye. Oysa denk gelmemişti ne yazık ki, bunu ancak Ankara’ya dönünce anlayabildim.

İstediğimizden fazlasını elde etmiştik. Manzaranın tadını çıkarta çıkarta dönüş yoluna koyulduk. Bir kaç yerde durup mis gibi çam havasını çektik ciğerlerimize. Ne Ersen İzmir’de bulabilirdi bu havayı, ne ben Ankara’da. Yüce Yaradana dua etmeyi de unutmadım bu arada; “bir kez daha görmeyi napis eyle Taşatanı” diye.

Bu arada bu yazıyı bugün (18 Mart 2010) kaleme almamın iki nedeni var. Birincisi, 95 yıl evvel bugün (18 Mart 1915) canlarını ortaya koyarak emperyalist güçlere geçit vermeyen kahramanlara bu güzel yurdu bize emanet ettikleri için teşekkür etmek. İkincisi ise bugün doğum günü olan sevgili dostum, kardeşim ve meslektaşım Ersen Aydın Yağmur’a yeni yaşında mutluluklar dilemek.

“Taşatan Yaylası, Dysderocrates, Ersen vs…” üzerine 4 yorum

  1. bılımsel dılde kı o acık bılıncın ınce espırı duygusuna mı kendımı kaptırayım yoksa bılımsel termınolojıye mı anlayamadım ama hosuma gıttı

  2. ”Mizah anlamanın bir sonra ki adımıdır” demişti ustanın birisi gerçekten de öyle eğer ki bir şeyi çok iyi anlarsanız o konuda espiri yapabilirsiniz. Bunun için iki temel kural vardır.

    1- Anlayacak kadar zeki olmak.
    2- Anladıktan sonra tezatı görecek kadar içten ve dürüst olmak.

    Örneğin: Entomoloji Lab. sınav haftasında 3 gün uyumadan çalışıp sınav sabahı -BÖCEK ÖLDÜRME VE SAKLAMA KOSULLARINI YAZINIZ ?- sorusuna.

    7.65 siyanur tabancası ile tibia ya bir el ateş ederseniz böcek kaçamayacaktır. İlerleyen zaman içinde hemosöl boşalması sonucunda ise ölüm gerçekleşir 🙂 deyip.

    bütün sınıfı delirtmek gibi 🙂

    saygılarımla
    Kodal. M.Kemal.
    Biyolog

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir