Gezici Kitap

Gezici Kitap
Sanal alemdeki yararlı projelere her gün yenileri ekleniyor. Kitap takas sitesi olan Gezicikitap.com da onlardan bir tanesi. Site yöneticileri projelerini şöyle anlatıyorlar.

Sanal alemdeki yararlı projelere her gün yenileri ekleniyor. Kitap takas sitesi olan Gezicikitap.com da onlardan bir tanesi. Site yöneticileri projelerini şöyle anlatıyorlar.
Efendim, Osmanlı tarihinde bildiğim kadarıyla iki tane Mohaç Meydan Savaşı var. Birincisi, 29 Ağustos 1526′ da, Osmanlı Devleti ve Macaristan Krallığı orduları arasında meydana gelen ve Macaristan’ın büyük bölümünün Osmanlı hakimiyetine girmesiyle sonuçlananı; ikincisi ise 12 Ağustos 1687′de Osmanlı ordusu ile Habsburg (Avusturya) ordusu arasında, Mohaç’ın (Macarcası, Mohácsi) 24 kilometre güneybatısındaki bölgede yapılan ve Habsburg ordusunun zaferiyle sonuçlananı.
Şimdi sorabilirsiniz, “Doğa Tarihi ile Mohaç Meydan Savaşının ne alakası var?” diye. Yok elbette. Varsa da ben bilmiyorum.

Evlerini bir kedi ve köpekle paylaşan bir aile olarak; yaşadığımız muhitteki diğer insanların gezdirmeye çıkarttıklarında köpeklerinin dışkılarını toplamamalarını oldum olası yadırgamışızdır. Hele hele iri ırk köpeklerini dışkıları hem görsel açıdan, hemde çevre sağlığı açısından rahatsız edici. Bu konuda ne yazık ki insanlarımız kadar belediyelerimiz de duyarsızlar; umarsızlar.

Bir kaç gün evvel; Figen’le birlikte Afgan yazar Khaled Hosseini nin aynı adlı romanından uyarlanan “The Kite Runner-Uçurtma Avcısı” filmini izledik. Film hakkında sinema eleştirmenlerinin dedikleri umurumda değil; benim ömrüm boyunca izlediğim en güzel filmlerden birisiydi.

Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nin Irak sınırındaki Aktütün Jandarma Sınır Karakolu’na düzenlenen saldırıda 15 askerimiz şehit oldu. Ulusumuzun başı sağ olsun. Şehit olan askerlerimizin ailelerine sabır dilemekten başka elimden bir şey gelmiyor ne yazık ki.
Uyandığımdan beri haber bültenlerini dinliyorum. Devlet büyükleri yapacağız, edeceğiz, yanlarına bırakmayacağız diyorlar. Hep diyorlar. Hep diyorlar. Hep diyorlar. Biz bunları çok dinledik. Çok dinledik.
Geçtiğimiz günlerde, Amerika Birleşik Devletleri’nden derneğimize gelen bir mektuba yapıştırılmış posta pulu çok ilgimi çekti. Yukarıda da görüldüğü üzere, posta pulunun üzerini kocaman bir Sıçrayan Örümcek deseni süslüyordu.

İlk nefesinden, son nefesine ulu önderin hayatını anlatan ve Onun insani özelliklerini vurgulaması beklenen Mustafa Filmi, 29 Ekim 2008 tarihinde gösterime girecek. Filmin yönetmeni Can Dündar, müzikleri ise bir başka ustaya ait; Goran Bregović e.
Böylesi bir film, çok büyük bir eksiklikti. Umarım mevcut boşluğu doldurur ve hak ettiği ilgiyi görür halk tarafından. Şahsen ben heyecanla bekliyorum…

Benim güzel Alanyam bu seferde, mayo yasağı ile gündemde. Gerçi olup biten, alınan bir karar yok şu ana kadar, sadece (beğenelim ya da beğenmeyelim) bir fikir beyan edilmiş.
Efendim hadise kısaca şu; DP’li Belediye Meclis Üyesi Hilmi Arıkan, son aylarda Alanya’da ahlâki bir erozyon yaşandığını, vatandaşların da bu durumdan son derece rahatsız olduğunu, Ramazan ayında turistlerin mayolarla sokakta dolaşmasının vatandaşları rahatsız ettiğini söylüyor ve devam ediyor, “Turistler neredeyse vücudunun tamamını açıkta bırakan kıyafetlerle cadde, sokak, ana yol, çarşı ve pazarda pervasızca dolaşmaktadır. Turistler uyarılabilir. Bilindiği gibi belediyelerin, halkın huzur ve refahını temin etme konusunda önemli görevleri vardır”
Bir insan bencileyin çocukluk ve gençliğinin önemli bir kısmını Bursa ve Alanya gibi, iki büyük imparatorluğa başkentlik etmiş şehirlerde geçirecek olursa; han, hamam ve kervansaray tarzı yapıların toplumsal anlamını sindire sindire büyür, yetişir.
Alanya Lisesinde, ortaokul tahsilimi yaparken; Tarih derslerimize Ali Rıza Gönüllü hocamız girerdi. Allah selâmet versin, kendisini saygı ve hürmetle anıyorum. Hoca o yıllarda yüksek lisans yapmaktaydı. Sonrasında takip ettiğim kadarıyla bilhassa Alanya Tarihi üzerine çok değerli bilimsel çalışmalara, tez ve makalelere imza attı. Bir dersinde Ali Rıza Gönüllü hoca; Selçuklu İmparatorluğunun Sosyal Devlet olduğunu, buna ispat arayacak olursak etrafımızdaki Selçuklu döneminden kalma kervansaray, han, hamam ve yollara bakmamız gerektiğini söylemişti. Selçuklu döneminde Alanya’dan yola çıkan bir yolcu, barınma, yemek ve sağlık hizmetlerinin tamamını devlet imkanlarından ücretsiz tedarik edip, imparatorluğun en uzak köşesine seyahat edebilmekteydi.
Şair Sunay Akın “Makiler” şiirinde ne güzel dile getirir;
Bir an önce görülsün diye Akdeniz, Toroslarda ağaçlar hep çocuk kalır…
İşte Alanya’nın, Elikesik köyü ağaçların hep çocuk kaldığı, Torosların güney yamaçlarına kurulu, kekik kokulu bir köydür. Ve bir gün Elikesik’li çocuk İlyas, köyünün kendi gibi çocuk ağaçlarını özler. Oynamaya gelir onlarla, allar içinde, eller üstünde.