<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Doğa Tarihi &#187; Doğadan Haberler</title>
	<atom:link href="http://www.dogatarihi.net/category/dogadan-haberler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dogatarihi.net</link>
	<description>Kadir Boğaç Kunt'un doğa tarihi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Sep 2010 02:42:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>GDO Kursu</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/gdo-kursu/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/gdo-kursu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Nov 2009 13:48:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Doğadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=3161</guid>
		<description><![CDATA[Aralık ayı içerisinde, Biyologlar Dayanışma Derneği tarafından GDO Kursu düzenlenecektir. Kurs teorik+laboratuar uygulaması şeklinde 2 gün sürecek ve kursiyerlere dernek tarafından düzenlenmiş katılım belgesi verilecektir. Ayrıntılı bilgi için lütfen tıklayınız.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3162" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2009/11/gdo.jpg" alt="" width="178" height="172" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Aralık ayı içerisinde, Biyologlar Dayanışma Derneği tarafından <em>GDO Kursu </em>düzenlenecektir. Kurs teorik+laboratuar uygulaması şeklinde 2 gün sürecek ve kursiyerlere dernek tarafından düzenlenmiş katılım belgesi verilecektir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ayrıntılı bilgi için lütfen <a href="http://www.biyologlar.org.tr/" target="_blank">tıklayınız</a>.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/gdo-kursu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DEÜMAK 15. Yıl Etkinliği</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/deumak-15-yil-etkinligi/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/deumak-15-yil-etkinligi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 16:00:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=3144</guid>
		<description><![CDATA[Dokuz Eylül Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü (DEÜMAK); 15. kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında, 24 Kasım 2009 Salı günü, saat 14:00&#8242;de, İzmir Sabancı Kültür Sarayında, DEÜMAK&#8217;ı ve mağaracılığı tanıtan sunu, dia ve film gösterisi düzenleyecektir. Tebrikler DEÜMAK. Nice başarı dolu yıllara&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3145" title="Dokuz Eylül Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2009/11/deumak.jpg" alt="deumak" width="373" height="279" /></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dokuz Eylül Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü (DEÜMAK); 15. kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında, 24 Kasım 2009 Salı günü, saat 14:00&#8242;de, İzmir Sabancı Kültür Sarayında, DEÜMAK&#8217;ı ve mağaracılığı tanıtan sunu, dia ve film gösterisi düzenleyecektir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tebrikler <a href="http://www.deumak.org/" target="_blank">DEÜMAK</a>. Nice başarı dolu yıllara&#8230;</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/deumak-15-yil-etkinligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kızılelma ve Cumayanı Mağaraları Çevre Felaketi</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/kizilelma-ve-cumayani-magaralari-cevre-felaketi/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/kizilelma-ve-cumayani-magaralari-cevre-felaketi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2009 00:25:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=2658</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Mağaracılar, Zonguldak Kızılelma Mağarasını besleyen havzaya, özel işletme kömür ocaklarının maden artıklarını döktüklerini öğrendik. Geçtiğimiz cumartesi durumu merak edip bakmaya gittik. Gördüğümüz manzara gerçekten içler acısı idi. Kızılelma Mağarası&#8217;nın ağzına yaklaşık 500 m uzaklıkta, mağarayı besleyen derenin yukarısındaki bir maden ocağından, derenin içine kaya, toprak, kömür tozlarından oluşan atık malzeme (pasa) hiç bir engelleme, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" src="http://www.bumad.org/site/images/stories/dsc00375.jpg" alt="" width="236" height="176" /><br />
</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sevgili Mağaracılar,</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zonguldak Kızılelma Mağarasını besleyen havzaya, özel işletme kömür ocaklarının maden artıklarını döktüklerini öğrendik. Geçtiğimiz cumartesi durumu merak edip bakmaya gittik. Gördüğümüz manzara gerçekten içler acısı idi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-2658"></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kızılelma Mağarası&#8217;nın ağzına yaklaşık 500 m uzaklıkta, mağarayı besleyen derenin yukarısındaki bir maden ocağından, derenin içine kaya, toprak, kömür tozlarından oluşan atık malzeme (pasa) hiç bir engelleme, set, filtre vs. olmadan dökülmekte. Mağaranın önündeki yaklaşık bir hektarlık arazi en az 5 metrelik dolgu ile kaplanmış ve yükselmiş. Daha önce tırmanılarak girilen mağara ağzı bugün direk yürüyerek girilebilir seviyede. Dolayısı ile daha önce mağara ağzından daha geride batarak mağaranın 100 metre içinde tekrar ortaya çıkan su şimdi dolgunun üzerinden akarak direk mağaranın ağzından içeri giriyor. Suyun fazla olduğu zamanlarda arazi bataklığa dönüşüyormuş. Önceden ekilmiş kavak ağaçlarının gövdeleri toprağın altında kalmış ve arazi ekilemez hale gelmiş. Yöre halkı mağdur durumda. Mağaraya gelince, bütün suyun içine aktığı sistem olarak en büyük zararı da mağara görmüş. Girişi siyah toprak ve kömür tozlarından oluşan pis kokulu bir balçıkla kaplanmış. Su simsiyah. Suyun çekildiği yerlerde kuruyan kömür tozları her tarafa yapışmış, yürüdükçe tozuyor, havalanıyor, insanın genzini yakıyor. Mağaranın içine doğru ilerledikçe nefes almak zorlaşıyor. Kısacası havzayı ve mağarayı öldürmüşler.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kızılelma Mağarası&#8217;ndan batan sular Cumayanı Mağarası&#8217;ndan çıkıyor. Oraya gidip baktığımızda doğal olarak benzer bir manzara ile karşılaştık. Aynı koku, balçık ve kömür tozları biraz süzülmüş olarak Cumayanı&#8217;ndan çıkıyor. Burada da yöre halkıyla konuştuğumuzda, eskiden mağaranın suyunu kullandıklarını, &#8220;su bozulduğundan beri&#8221; artık kullanamadıklarını anlattılar. Mağara ağzındaki mesire yerine hizmet eden basit işletmeler terketmiş, çıkan suyu kullanan bir su değirmeni de su bozulduktan sonra çalışmayı bırakmış.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu çevre felafeti 1999 yılında başlamış ve o zamandan beri sessiz sedasız devam etmekte. Yöre halkının da şikayetleri ile 2003 yılında çeşitli devlet kurumlarından oluşan bir heyet bölgeyi ziyaret ederek durumu raporlamış. DSİ bu durumu engellemek için bir proje hazırlamış. İşletmeciler ise &#8220;Bu projenin maaliyeti çok yüksek, cezamız neyse kesin!&#8221; şeklinde bir tepki vermişler. Orman Bakanlığı birkaç defa ceza kesmiş fakat cezalar proje maliyetlerinden daha cazip geldiği için işletmeler bu cezaları ödeyip, çalışmaya devam etmişler. Kömür lobisi de Zonguldak&#8217;ta güçlü olduğu için siyasi nedenlerden dolayı ocak kapatma cezaları gündeme gelememiş.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Pınargözü ve Tilkiler&#8217;den sonra Türkiye&#8217;nin en uzun 3. mağarası olan 6.630 metrelik Kızılelma Mağarası, Cumayanı Mağarası ile beraber yaklaşık 10 km&#8217;lik çıkış mesafesi ile Türkiye&#8217;nin en önemli yeraltı su sistemlerinden biri ve orada muhtemelen şu anda Türkiye&#8217;de yaşanan en büyük mağara felaketi yaşanıyor. TMF&#8217;nin ilk görevlerinden biri olarak bu konuda bir eylem planı hazırlanmasını, yaşanan felaketin kamuoyuna duyurularak önlenebilmesi için elimizden geleni yapmamız gerektiğini düşünüyorum.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Fotoğraflar için <a href="http://www.bumad.org/site/index.php?option=com_joomgallery&amp;func=viewcategory&amp;catid=30&amp;Itemid=86" target="_blank">buradan</a>.<br />
</span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #000000;">Mehmet Döker</span></p>
<p style="text-align: right;"><a href="http://www.bumad.org" target="_blank"><span style="color: #000000;">BUMAD</span></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/kizilelma-ve-cumayani-magaralari-cevre-felaketi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karst Araştırma Gurubu</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/karst-arastirma-gurubu/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/karst-arastirma-gurubu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2009 23:07:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=2617</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Mağaracı Arkadaşlar, Üniversitemizin (Dokuz Eylül Üniversitesi) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi -DAUM- bünyesinde Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Karst Araştırma Gurubu adı altında bir bilimsel araştırma gurubu kurulmuştur. Gurubun çalışma alanları karstik bölgelerde geoteknik problemler, karst ve tektonik, paleosismoloji, yapısal karst jeolojisi ve karstik yeraltı sularının ilişkisi olarak belirlenmiştir. Ayrıca gurup DAUM kuruluş şemasında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sevgili Mağaracı Arkadaşlar,</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Üniversitemizin (Dokuz Eylül Üniversitesi) Deprem  Araştırma ve Uygulama Merkezi  -DAUM- bünyesinde Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi <em>Karst Araştırma Gurubu</em> adı altında bir bilimsel araştırma gurubu kurulmuştur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-2617"></span>Gurubun çalışma alanları karstik bölgelerde geoteknik problemler, karst ve tektonik, paleosismoloji, yapısal karst jeolojisi ve karstik yeraltı sularının ilişkisi olarak belirlenmiştir. Ayrıca gurup DAUM kuruluş şemasında bulunan deprem arama kurtarma konusunda da profesyonel çalışmalar yürütmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gurup akademik gurup ve  uygulama ekibi ile çalışmalarına başlamıştır. DAUM-KAG  sadece bilimsel çerçevede çalışmalarını sürdürürken tüzel kişiliğe sahip ilgili kurumlara her türlü konuda yardım ve desteklerini esirgemeyecektir. DAUM-KAG Akademik gurup  ve uygulama gurubu şu kişilerden oluşmaktadır;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gürkan Özden, Hasan Sözbilir, Mehmet Utku, Birol Kaya, Özer Akdemir, M.Fatih Büyüktopçu, Oruç Baykara, Aykut Bayraktar, Joseph Scott Oliphant, Hakan Durmuş, H. Utku Çakır, Ş. Ferhat Yüzgül.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hepinize İyi Çalışmalar</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">M. Fatih Büyüktopçu DAUM-KAG</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/karst-arastirma-gurubu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sırtlan Haberleri</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/sirtlan-haberleri/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/sirtlan-haberleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Nov 2008 09:55:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa Koruma]]></category>
		<category><![CDATA[Doğadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Sırtlan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=2018</guid>
		<description><![CDATA[Anavatanı Afrika ve Asya olan benekli, yeleli, kahverengi ve çizgili olmak üzere 4 türü bulunan sırtlanların gündüzleri insanlardan uzak olarak mağara ve kaya oyuklarında yaşadığı, geceleri de yiyecek bulabilmek için dışarı çıktıkları belirtildi. Yıllardır izine rastlanılmadığı için literatürden çıkarılan sırtlanların, 5 yıl önce Hatay&#8217;ın Altınözü ilçesinde avcılar tarafından yakalanması ilgili kurumları harekete geçirdi. Çevre Orman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" title="Sırtlan" src="http://www.dogatarihi.net/images/sirtlan.jpg" alt="" width="256" height="152" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Anavatanı Afrika ve Asya olan benekli, yeleli, kahverengi ve çizgili olmak üzere 4 türü bulunan sırtlanların gündüzleri insanlardan uzak olarak mağara ve kaya oyuklarında yaşadığı, geceleri de yiyecek bulabilmek için dışarı çıktıkları belirtildi. Yıllardır izine rastlanılmadığı için literatürden çıkarılan sırtlanların, 5 yıl önce Hatay&#8217;ın Altınözü ilçesinde avcılar tarafından yakalanması ilgili kurumları harekete geçirdi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-2018"></span>Çevre Orman İl Müdürü Bilal Doğan, bölgede avcılar tarafından yakalanan 3 sırtlana taktıkları verici sayesinde yaşadığı yerleri tespit ettiklerini söyledi. Altınözü ve Yayladağı ilçelerinde 18 köyü kapsayan yaklaşık 40 bin hektarlık alanın, 4 yıl önce sırtlanlar için koruma alanı olarak ilan edildiğini ifade eden Doğan, şöyle devam etti: &#8220;Yıllar sonra yeniden ortaya çıkan sırtlanlar, ülkemizde sadece bizim bölgemizde var. İnsanlardan uzak bir yaşam süren bu hayvanların bölgemizi terk etmemesi için çalışıyoruz. Bunun için hayvan leşleriyle beslenen sırtlanlar için sürekli yiyecek takviyesinde bulunuyoruz. Sırtlanların Suriye&#8217;ye kaçmaması için ekiplerimiz bulundukları alanlara tavuk fabrikalarından aldıkları artıkları bırakıyor. Yiyecek bulma sorunu yaşamayan sırtlanların bu sayede kaçmasını önlüyoruz.&#8221;<br />
Koruma alanında 20 ile 50 adet arasında sırtlanın olduğunu tahmin ettiklerini belirten Doğan, önümüzdeki günlerde net sayıyı belirleyebilmek için envanter çalışması yapacaklarını kaydetti. Uzman kişilerin sadece geceleri ortaya çıkan sırtlanların ayak izleri ve tüylerini titizlikle inceleyerek envanter çalışması yapacağını vurgulayan Doğan, çıkacak sayıya göre sırtlanlara ne kadar yiyecek bırakılacağı, yılda kaç adet yavru doğduğunun belirleneceğini söyledi. Doğan, insanlar tarafından çok fazla görünmeyen sırtlanlarla ilgili bölgede sürekli bilgilendirme çalışması yaptıklarını, köylerde eğitim seminerleri düzenlediklerini belirtti.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sütçü İmam Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi İsmet Ceyhun da, sırtlanların popülasyonu üzerine araştırma yaptığını söyledi. Yaptığı araştırmada bölgede bulunan köylü ve avcılardan da bilgi aldığını ifade eden Ceyhun, avcılardan bu hayvanların postu için eroin kaçakçıları tarafından öldürüldüğünü öğrendiğini kaydetti. Kaçakçıların sırtlanın postunu alarak buna eroin sakladığını belirten Ceyhun, &#8220;uyuşturucu bulmada kullanılan köpekler, sırtlan postunun kokusunu alınca korktukları için yaklaşmıyor. Bu da kaçakçılar için bulunmaz bir fırsat oluyor. Kaçakçılar, eroini sırtlan postuna sararak güvence altına almış oluyorlar. Yıllar sonra literatüre yeniden giren ve koruma altında olan sırtlanları kaçakçılar yüzünden bu şekilde yine kaybedebiliriz. Yetkililerin daha ciddi önlemler alması gerekir&#8221; diye konuştu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.hataykentgazetesi.com/default.asp?Sayfa=HaberDetay&amp;id=6328" target="_blank">Kaynak</a></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/sirtlan-haberleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>3. Madencilik ve Çevre Sempozyumu</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/3-madencilik-ve-cevre-sempozyumu/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/3-madencilik-ve-cevre-sempozyumu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2008 11:58:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=1756</guid>
		<description><![CDATA[3. Madencilik ve Çevre Sempozyumu 11-12 Haziran 2009 tarihleri arasında Ankara‘da düzenlenecektir. Sempozyumda amaç; madencilik sektöründe karşılaşılan çevresel sorunların irdelenmesi, tartışmaya açılması, bilimsel ve teknik gelişmelerin ilgililere aktarılmasıdır. Ayrıca, araştırmacıları, işletmecileri, kamu ve firma temsilcilerini bir araya getirerek iletişimlerinin güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Böylelikle, madencilikte yaşanan çevre sorunlarının en aza indirilmesi, bu sorunlar hakkında toplumun, sektörün, faaliyet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">3. Madencilik ve Çevre Sempozyumu 11-12 Haziran 2009 tarihleri arasında Ankara‘da düzenlenecektir. Sempozyumda amaç; madencilik sektöründe karşılaşılan çevresel sorunların irdelenmesi, tartışmaya açılması, bilimsel ve teknik gelişmelerin ilgililere aktarılmasıdır. Ayrıca, araştırmacıları, işletmecileri, kamu ve firma temsilcilerini bir araya getirerek iletişimlerinin güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Böylelikle, madencilikte yaşanan çevre sorunlarının en aza indirilmesi, bu sorunlar hakkında toplumun, sektörün, faaliyet yürütenlerin ve üyelerimizin duyarlılığının arttırılması doğrultusunda mesafe alınacağı düşünülmektedir. Sempozyum hakkında ayrıntılı bilgilere <a href="http://www.maden.org.tr/etkinlikler/mcs/" target="_blank">buradan</a> erişebilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #000000;">Sempozyum Yürütme Kurulu</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/3-madencilik-ve-cevre-sempozyumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kutupların Erimesinde Suçlu İnsan</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/kutuplarin-erimesinde-suclu-insan/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/kutuplarin-erimesinde-suclu-insan/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Nov 2008 12:02:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Isınma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=1605</guid>
		<description><![CDATA[Küresel ısınmanın bir parçası olan Kuzey ve Güney Kutbunda artan sıcaklıkların bir numaralı sorumlusunun insanoğlu olduğu ilk kez bilimsel olarak kanıtlandı. Uluslararası bir bilim ekibinin yaptığı araştırmanın sonuçları, Nature Geoscience dergisinde yayınlandı. Her iki kutup bölgesinde de sıcaklık verilerini toplayan uzmanlar, ardından iki gruba ayrıldı. Birinci grup artan sıcaklıkların insan kaynaklı olduğunu kabul eden bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" src="http://www.dogatarihi.net/images/buzul.jpg" alt="" width="314" height="209" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Küresel ısınmanın bir parçası olan Kuzey ve Güney Kutbunda artan sıcaklıkların bir numaralı sorumlusunun insanoğlu olduğu ilk kez bilimsel olarak kanıtlandı. Uluslararası bir bilim ekibinin yaptığı araştırmanın sonuçları, <em>Nature Geoscience</em> dergisinde yayınlandı. Her iki kutup bölgesinde de sıcaklık verilerini toplayan uzmanlar, ardından iki gruba ayrıldı. Birinci grup artan sıcaklıkların insan kaynaklı olduğunu kabul eden bir iklim modeli kullanırken, ikincisi bu ihtimali devre dışı bıraktı. Yapılan detaylı analizde, ilk grubun modelinin bilimsel verilere daha uygun olduğu görüldü. Bilim dünyası böylece <em>küresel ısınma </em>konusundaki bir boşluğu doldurdu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">BM Hükümetlerarası <em>İklim Değişikliği</em> Paneli, 2007 yılında yayınladığı raporla, küresel ısınmayı ilk kez insan faaliyetleriyle bağlantılandırmıştı. Ancak BM paneli, kutuplardaki erime konusunda yeterli kanıt bulamamıştı. Artık özellikle de Güney Kutbu’ndaki ısınmanın, fosil yakıt tüketimi ve ozonun delinmesi gibi insan faaliyetlerinden kaynaklandığı kesinleşti.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/kutuplarin-erimesinde-suclu-insan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kentsel Ekoloji Ve Yaşanabilir Kent Sempozyumu</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/kentsel-ekoloji-ve-yasanabilir-kent-sempozyumu/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/kentsel-ekoloji-ve-yasanabilir-kent-sempozyumu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2008 19:31:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=1557</guid>
		<description><![CDATA[Bir yaşam alanı olarak kentler doğal ve kültürel birçok unsurun bir arada ve karşılıklı etkileşim içinde bulunduğu insan ekosistemleridir. Bir yandan hava, toprak, su, bitki gibi doğal çevre koşulları, diğer yandan da ekonomik kalkınma için sürekli geliştirilmek zorunda olan ulaşım, ticaret, sanayi, turizm gibi sosyo-ekonomik faaliyetler aynı alanda ve iç içe geçmiş durumdadır. Kent ekosistemi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir yaşam alanı olarak kentler doğal ve kültürel birçok unsurun bir arada ve karşılıklı etkileşim içinde bulunduğu insan ekosistemleridir. Bir yandan hava, toprak, su, bitki gibi doğal çevre koşulları, diğer yandan da ekonomik kalkınma için sürekli geliştirilmek zorunda olan ulaşım, ticaret, sanayi, turizm gibi sosyo-ekonomik faaliyetler aynı alanda ve iç içe geçmiş durumdadır. Kent ekosistemi olarak adlandırılan bu yapının sağlıklı işleyişi, yine bu ekosistemin bileşenleri olan doğal ve kültürel unsurların birbiriyle uyumuna ve aralarındaki dengeye bağlıdır. Dünyada kentleşmenin hızlı seyri, beraberinde kent alanlarının &#8220;çevresel taşıma kapasiteleri&#8221; ve &#8220;kentlerin yaşanabilirliği&#8221; kavramlarını gündeme getirmiş ve dolayısıyla da disiplinler arası araştırmalar artmaya başlamıştır. Kentleri birer insan ekosistemi olarak inceleyen kentsel ekoloji araştırmaları da tam bu dönemin ürünü olup yer bilimleri, <em>biyoloji</em>, planlama, sosyoloji, ekonomi, politik bilimler gibi daha birçok disiplinin bakış açılarını birleştirmekte ve bütüncül bir yaklaşımı savunmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-1557"></span><em>Kentsel ekoloji</em>, kentlerin yeni gelişen alanlarının planlanmasında çevresel duyarlılıkları dikkate alan, kentsel ekonomik kalkınma modeli içinde &#8220;kentsel verimliliği&#8221;, &#8220;üretkenliği&#8221;, &#8220;korumayı&#8221; ve &#8220;yeniden kullanımı&#8221; destekleyen yöntem ve uygulamalara öncelik veren bir yaklaşımdır. &#8220;Mevcut kent alanları içinde sağlıklı ve yaşanabilir yaşam adacıkları yaratma çabalarının bütünü&#8221; olarak da tanımlanabilir. Kısaca kentsel ekoloji, kentsel büyümenin ekolojik yaklaşımla planlanmasıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yaşanabilir kent kavramı ise kentlerdeki yaşam kalitesini açıklayan koşulların birkaçının ya da tamamının aynı kentte toplanması durumudur. Kentler için yaşanabilirlik, kentte yaşayanların günlük yaşamı içinde ihtiyaç duydukları sağlıklı çevresel şartların ve yaşam kalitesinin karşılığıdır. Günümüzde kentleşmenin doğal koşullar üzerindeki olumsuz etkisinin şiddetlenmesi, benzer şekilde kent içindeki çevresel bozulmaların insan sağlığı ve etkinlikleri üzerindeki etkilerinin artması gibi negatif gelişmeler, araştırmacıları &#8220;kentsel ekoloji ve yaşanabilir kent&#8221; kavramı üzerinde çok boyutlu düşünmeye ve sorgulamaya itmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">E. Ü. Coğrafya Bölümü ve UNESCO-Türkiye Milli Komisyonu Yerbilimleri İhtisas Komitesi &#8211; Kentleşme Çalışma Grubu işbirliği ile 6-7-8 Kasım 2008 tarihleri arasında İzmir’de düzenleyeceğimiz <em>Kentsel Ekoloji ve Yaşanabilir Kent Sempozyumu</em>, güncelliğini koruyan bu konunun kuramsal ve uygulamalı çalışmalar kapsamında, farklı disiplinlerin temsilcileri ile birlikte tartışılmasını amaçlamaktadır.  Sempozyum, çağrılı bildiri yöntemiyle &#8220;kentsel ekoloji ve yaşanabilir kent&#8221; konularında çalışan, coğrafyacı, şehir plancı, çevre bilimci, mimar, peyzaj mimarı, sosyolog, <em>biyolog</em>, ekolog, kamu yönetimci, yerel yönetimci, ekonomist ve sivil insiyatif temsilcisi uzmanların bir araya getirilmesini hedeflemektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sempozyumun ağ sitesine ulaşmak için, lütfen <a href="http://egeweb2.ege.edu.tr/~gd/halkilis/cografyasempozyum/brosur.htm" target="_blank">tıklayınız&#8230;</a></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/kentsel-ekoloji-ve-yasanabilir-kent-sempozyumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bahtiye Mursaloğlu Bilim Kampı</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/bahtiye-mursaloglu-bilim-kampi/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/bahtiye-mursaloglu-bilim-kampi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2008 00:17:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sualtı Araştırmaları Derneği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=1421</guid>
		<description><![CDATA[Sualtı Araştırmaları Derneği&#8217;nden (SAD) anlamlı bir vefa örneği. SAD, geçtiğimiz aylarda Foça&#8217;da düzenlediği bilim kamplarından ilkini, Akdeniz foku üzerine Türkiye&#8217;deki öncü bilimsel çalışmaları yürüten ve bu türü fauna listemize ilk kez kayıt eden merhume Prof. Dr. Bahtiye Mursaloğlu&#8217;na atfetti.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" title="Prof. Dr. Bahtiye Mursaloğlu Bilim Kampı" src="http://www.dogatarihi.net/images/bahtiye_mursaloglu_bilim_kampi.jpg" alt="" width="105" height="193" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sualtı Araştırmaları Derneği&#8217;nden (SAD) anlamlı bir vefa örneği. SAD, geçtiğimiz aylarda Foça&#8217;da düzenlediği bilim kamplarından ilkini, Akdeniz foku üzerine Türkiye&#8217;deki öncü bilimsel çalışmaları yürüten ve bu türü fauna listemize ilk kez kayıt eden merhume Prof. Dr. Bahtiye Mursaloğlu&#8217;na atfetti.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/bahtiye-mursaloglu-bilim-kampi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mantarlar</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/mantarlar/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/mantarlar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2008 14:46:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Mantar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=1402</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Ilgaz Akata sağ olsun. Sayesinde ömrümün bir yazı mantarlarla içli dışlı geçti. Mantarlarla yattık; onlarla kalktık. İşte bu yüzden, ne zaman mantar kelimesini duysam, gizemli bir göknar ormanı kokusu sarar ruhumu. Herneyse! Jilber Barutciyan tarafından ücretsiz &#8220;Amatör Mantarcılığa Giriş Seminerleri&#8221; düzenlenecekmiş. Belki bir gören, ilgilenen olur düşüncesiyle paylaşmak istedim.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.dogatarihi.net/images/mantarlar.JPG" target="_blank"><img class="alignnone" title="Mantarlar" src="http://www.dogatarihi.net/images/mantarlar_kucuk.JPG" alt="" width="226" height="314" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sevgili Ilgaz Akata sağ olsun. Sayesinde ömrümün bir yazı mantarlarla içli dışlı geçti. Mantarlarla yattık; onlarla kalktık. İşte bu yüzden, ne zaman mantar kelimesini duysam, gizemli bir göknar ormanı kokusu sarar ruhumu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Herneyse! Jilber Barutciyan tarafından ücretsiz &#8220;Amatör Mantarcılığa Giriş Seminerleri&#8221; düzenlenecekmiş. Belki bir gören, ilgilenen olur düşüncesiyle paylaşmak istedim.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/mantarlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şanlıurfa&#8217;da Botanik Turizmi</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/sanliurfada-botanik-turizmi/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/sanliurfada-botanik-turizmi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2008 08:06:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Botanik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=1338</guid>
		<description><![CDATA[Colchicum percisum Nadide biyolojik zenginliklerin botanik turizmine yönelik olarak değerlendirilmesi ve yörenin tanıtımına katkıda bulunulması amacıyla Şanlıurfa&#8217;da Doç. Dr. Hasan Akan ın rehberliğinde botanik turizmine yönelik turlar düzenlenmeye başlanmıştır. Doç. Dr. Hasan Akan kimdir? 1972 yılında Mardin’in Nusaybin ilçesinde doğdu. İlk ve örta öğrenimini aynı ilçede tamamladı. Bitlis Erkek Öğretmen Lisesini ikincilikle bitirdi. Ordan ODTÜ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" src="http://www.dogatarihi.net/images/cigdem.JPG" alt="" width="235" height="238" /></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><em>Colchicum percisum</em></span></h4>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Nadide biyolojik zenginliklerin botanik turizmine yönelik olarak değerlendirilmesi ve yörenin tanıtımına katkıda bulunulması amacıyla Şanlıurfa&#8217;da <em>Doç. Dr. Hasan Akan</em> ın rehberliğinde botanik turizmine yönelik turlar düzenlenmeye başlanmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-1338"></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Doç. Dr. Hasan Akan kimdir?<br />
1972 yılında Mardin’in Nusaybin ilçesinde doğdu. İlk ve örta öğrenimini aynı ilçede tamamladı. Bitlis Erkek Öğretmen Lisesini ikincilikle bitirdi. Ordan ODTÜ Biyoloji Öğretmenliği bölümünü kazandı. ODTÜ’de şeref listesine girdi. 1993 yılında Botanik asistanı olarak Kütahya’da göreve başladı. Kütahya’nın dağlarındaki çiçekleri araştırmakla basladı bu mesleğe. &#8220;Kütahya’nın anıt ağaçları&#8221; isimli kitabın yazarlığını da yaptı. Doktora tezini Gazi Üniversitesinde yine <em>Botanik</em> konusunda yaptı ve Türkiye yollarına çıktı bu defa.. Ülkemizin yabani gevenlerini arastırdı doktora tezinde ve diyar diyar gezdi. 2001 yılında Harran Üniversitesinde Yrd. Doç. Dr. olarak göreve basladı. Ve 34 yasında yine Botanik alanında Doç. Dr. oldu. &#8220;Şanlıurfa’nın nadide çiçekleri&#8221; isimli kitabının yanı sıra uzmanlık alanında 100’den fazla bilimsel makalesi yayımlandı. TÜBİTAK burslarıyla Amerika, Viyana ve Seul’da uzmanlık alanıyla ilgili olarak arastırmalarda bulundu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tur programı hakkında ayrıntılı bilgiye <a href="http://dogatarihi.net/botanik_turizmi.pdf" target="_blank">buradan</a>. Doç. Dr. Hasan Akan&#8217;a ise <span style="color: #ff0000;">hakan {at} harran.edu.tr</span> e-posta adresinden ulaşabilirsiniz.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/sanliurfada-botanik-turizmi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>III. Ulusal Biyolojik Antropoloji Sempozyumu</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/ulusal-biyolojik-antropoloji-sempozyumu/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/ulusal-biyolojik-antropoloji-sempozyumu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Oct 2008 22:27:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=1298</guid>
		<description><![CDATA[Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ve Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümlerinin ortaklaşa düzenledikleri Ulusal Biyolojik Antropoloji Sempozyumlarının üçüncüsü 27-28 Ekim 2008 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde gerçekleştirilecektir. Biyolojik Antropoloji’nin temel konularından olan insan evrimi, iskelet biyolojisi, adli antropoloji, büyüme ve gelişme, beslenme ve spor antropolojisi alanlarına giren bilimsel çalışma ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" title="III. Ulusal Biyolojik Antropoloji Sempozyumu" src="http://www.dogatarihi.net/images/antropoloji_sempozyumu.JPG" alt="" width="235" height="314" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ve Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi <em>Antropoloji </em>Bölümlerinin ortaklaşa düzenledikleri Ulusal Biyolojik Antropoloji Sempozyumlarının üçüncüsü 27-28 Ekim 2008 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde gerçekleştirilecektir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Biyolojik Antropoloji’nin temel konularından olan insan evrimi, iskelet biyolojisi, adli antropoloji, büyüme ve gelişme, beslenme ve spor antropolojisi alanlarına giren bilimsel çalışma ve projeleri paylaşılacaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sempozyumun resmi ağ sitesi için lütfen <a href="http://www.3bioant.hacettepe.edu.tr/" target="_blank">tıklayınız</a>.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/ulusal-biyolojik-antropoloji-sempozyumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Egzotik Böcekler İngiltere&#8217;yi İstila Etti</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/egzotik-bocekler-ingiltereyi-istila-etti/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/egzotik-bocekler-ingiltereyi-istila-etti/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2008 09:26:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=1228</guid>
		<description><![CDATA[Hürriyet gazetesinde bugün tarihli bir haber. Başlığı şöyle; Egzotik Böcekler İngiltere&#8217;yi İstila Etti. Haber metni şu şekilde devam ediyor: Bilim adamları, egzotik böcek türlerinin İngiltere&#8217;yi istila etmekte olduğunu açıkladı. Araştırmacılar, buna çeşitli ülkelerden ithal edilen gıda maddeleri ve bitkilerin yol açtığını, bu yolla ülkeye gelen değişik böcek türlerinin, İngiltere&#8217;nin giderek ısınan ikliminde hayatta kalması ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hürriyet gazetesinde bugün tarihli bir haber. Başlığı şöyle; Egzotik Böcekler İngiltere&#8217;yi İstila Etti. Haber metni şu şekilde devam ediyor:</span></p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilim adamları, egzotik böcek türlerinin İngiltere&#8217;yi istila etmekte olduğunu açıkladı. Araştırmacılar, buna çeşitli ülkelerden ithal edilen gıda maddeleri ve bitkilerin yol açtığını, bu yolla ülkeye gelen değişik <em>böcek</em> türlerinin, İngiltere&#8217;nin giderek ısınan ikliminde hayatta kalması ve üremesinin mümkün olabildiğini bildirdi. Çevre ve Doğal Hayat çalışmalarıyla tanınan <a href="http://www.buglife.org.uk/" target="_blank">Buglife</a>, bu tür böceklerin kendi ortamlarından kopup İngiltere&#8217;ye gelmelerinin engellenebilmesi için ithalat şartlarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini kaydetti. <em>Buglife</em> Editörü <em>Matt Shardlow</em>, diğer ülkelerin ithalat yoluyla ülkelerine ne tür canlıların geldiği konusunda sıkı denetimler uyguladıklarını belirterek, bu tür canlıların ithalat yoluyla ülkeye girmesinin insanların malına, canına, doğal yaşama ve biyofarklılık dengesine zarar vereceği uyarısında bulundu. Çevre, Gıda ve Kırsal Kesimler Birimi sözcüsü ise İngiltere&#8217;nin doğasını istenmeyen canlılardan korumak için yeni önlemlerin alındığını savundu.</span></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Haberde içerik itibariyle herhangi bir anormallik yok. Lakin haber içeriğini desteklemek maksatlı seçilen resimde bir gariplik var. Zira resim bir örümceğe ait. <a href="http://www.dogatarihi.net/images/hurriyet_haber.gif" target="_blank">Bakınız&#8230;</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Örümcekler ne zamandan beri böcek olarak kabul edilmeye başlandı? Böylesi basit hatalar basınımıza yakışmıyor. Bu kuruluşların doğa ve çevre editörleri olmalı bence.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/egzotik-bocekler-ingiltereyi-istila-etti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küresel Isınmanın Sektörlere Etkisi</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/kuresel-isinmanin-sektorlere-etkisi/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/kuresel-isinmanin-sektorlere-etkisi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Oct 2008 23:34:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Isınma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=1084</guid>
		<description><![CDATA[Küresel ısınma, &#8220;Yazları sıcak, kışları soğuk ve yağışlı geçen&#8221; Türkiye&#8217;de sektörlerin ezberini bozdu. Mevsim normallerinin üstünde seyreden hava sıcaklığı, sektörlerin çoğunu yakarken, az sayıda sektörde de satışları artırarak, içleri ferahlattı. Ankara Ticaret Odası nın 63 meslek komitesi raporlarından yola çıkarak hazırladığı &#8220;Küresel Isınmanın Sektörlere Etkisi&#8221; konulu çalışma, Türkiye&#8217;nin en sıcak kışlarından birini yaşadığı 2006 yılı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" title="Küresel Isınmanın Sektörlere Etkisi" src="http://www.dogatarihi.net/images/kuresel_isinma.jpg" alt="" width="242" height="160" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><em>Küresel ısınma</em>, &#8220;Yazları sıcak, kışları soğuk ve yağışlı geçen&#8221; Türkiye&#8217;de sektörlerin ezberini bozdu. Mevsim normallerinin üstünde seyreden hava sıcaklığı, sektörlerin çoğunu yakarken, az sayıda sektörde de satışları artırarak, içleri ferahlattı. <em>Ankara Ticaret Odası</em> nın 63 meslek komitesi raporlarından yola çıkarak hazırladığı &#8220;Küresel Isınmanın Sektörlere Etkisi&#8221; konulu çalışma, Türkiye&#8217;nin en sıcak kışlarından birini yaşadığı 2006 yılı ile en sıcak yazlarından birini yaşayacağı 2007 yılında iklim değişikliğinin sektörler üzerinde yaptığı ve yapması beklenen etkilerini ortaya koydu. Küresel ısınmanın ticaret üzerindeki etkilerini değerlendiren ATO Başkanı <em>Sinan Aygün</em>, &#8220;Küresel ısınma sektörel sızlanmaya dönüştü&#8221; dedi. Küresel ısınma sonucu değişen iklimlerin, sanayi ve ticaret üzerinde de etkisinin hissedilmeye başlandığını dile getiren Aygün, yaptıkları araştırma sonuçlarının da bu etkilere dikkat çektiğini belirtti. Aygün, şunları söyledi: Öyle anlaşılıyor ki, Küresel ısınma sektörlerin ezberini bozdu. Bütün sektörler, değişen iklim koşullarına göre kendilerini konumlandırmak zorundalar. Dünya&#8217;nın yeni bir döneme girdiğini düşünerek adım atmak zorundalar. Diğer yandan, hükümet nezdinde küresel ısınmaya ve etkilerine yönelik hiçbir ciddi çalışma yapılmıyor. Suyu ve enerjiyi daha az kullanmaya yönelik fikirlerin yanısıra, mesainin sabah 7&#8242;ye çekilmesi gibi uygulanamayacak önerilerle de gün kurtarılmaya çalışılıyor. Yarın, suyu ve enerjiyi daha az kullanmak için (suya ve elektriğe zam yapalım) diyecekler. Mesaiyi erkene alıp, okul çağındaki çocukların sabahları anne babalarını işe uğurlamalarına yol açacak parlak fikirlerden başka, rasyonel, uygulanabilir ve bilimsel geçerliği olan hiçbir ciddi önlem konuşulmuyor&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-1084"></span><strong>Paltolar depolarda kaldı </strong>Küresel ısınma nedeniyle kış mevsiminde sıcak giden havalar, ilk olarak tekstil ve hazırgiyim sektörünü etkiledi. Kışlık giysilerde satışlar dibe vurdu. Vatandaş, palto, kaban, kazak gibi kışlık giysilere ilgi göstermezken,ürünler üreticilerin depolarında, satıcıların da elinde kaldı. Palto, kaban, kazak satışları yüzde 70 oranında geriledi. Vatandaş yünlü kumaş yerine, elyaf ve pamuklu kumaştan üretilen giysileri tercih etti. Sadece Ankara&#8217;daki hazırgiyim üreticileri ve satıcıları, malların elde kalması nedeniyle yaklaşık 25 milyon dolar zarar etti. Mağazalar satışlarını artırabilmek için yüzde 70&#8242;e varan indirimlere yöneldiler. Kar yağmaması yüzünden kaşkol, şapka, eldiven ve şemsiyeler de satılamayıp elde kaldı.<br />
<strong>Ayakkabı ve bot satışları düştü</strong> Küresel ısınmadan çizme ve bot türü kışlık ayakkabı üreticileri ile satıcıları da nasibini aldı. Vatandaşlar, havaların soğumaması nedeniyle kışlık ayakkabı satın alma ihtiyacı hissetmedi. Her kış satıcıların yüzünü en fazla güldüren Kasım ayı bile, bu yıl satıcıları sevindiremedi. Kışlık ayakkabı satışları bu kış yüzde 70 seviyesinde geriledi. Firmalar, çizme ve botlarını elden çıkartabilmek için yüzde 70&#8242;lere varan indirimler yaptılar, ancak bu indirimlerden de bekledikleri satışı yakalayamadılar.<br />
<strong>Kömür satışları düştü</strong> Sıcak geçen kış ayları kömür satışlarını da etkiledi. Kömür satışlarında yüzde 70 seviyesinde görülen gerileme, kömüre talebin azalmasıyla özellikle ithalatçıları sıkıntıya soktu.<br />
Fuel oil ve kalorifer yakıtları Sıcak giden kış ayları fuel oil ve kalorifer yakıt tüketimini de düşürdü. Petrol Sanayi Derneği verilerine göre, 2006 yılında fuel oil tüketimi 2005 yılına göre yüzde 28 seviyesinde azalarak yaklaşık 2.5 milyon ton olarak gerçekleşti. Kalorifer yakıtı tüketiminde 2005 yılına göre gerileme yüzde 21 olarak gerçekleşti. 2006 yılında toplam 483 bin ton kalorifer yakıtı tüketildi.<br />
<strong>Nakliyeciler</strong> Kış aylarında odun kömür gibi yakacak taşıması yapan nakliyeciler, bu yıl kışın sıcak geçmesi nedeniyle yollara çıkamadılar. Kamyoncudan nakliye şirketine sahip kişilere kadar sektörde çalışan herkesin iş düzeyi yüzde 50 seviyesinde düşüş gösterdi.<br />
<strong>Soba ve kombi satışları</strong> Hava sıcaklığının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi gariban vatandaşı sevindirse de gelirini kış koşulları için sunduğu hizmetten sağlayanları üzdü. Elektrikli soba, ısıtıcı, kömür ve odun sobası satışları geçen yıla oranla yüzde 30 seviyesinde geriledi. Kombi satışlarında da azalma yaşandı.<br />
Kış lastikleri rağbet görmedi Araç sahiplerinin otomobillerini kış koşullarında daha rahat kullanmak için aldıkları kış lastikleri bu kış rağbet görmedi. Markaların satışı artırmak için kampanya yapmalarına karşın, kış lastiği satışları yüzde 75 seviyesinde geriledi. Kar yağdığını nerdeyse görmeyen vatandaş, normal lastiklerle yola devam etti.<br />
<strong>Patinaj zinciri satılmadı</strong> Son birkaç yıldır bol kar yağışlı geçen kış aylarında patinaj zinciri yetiştiremeyen şirketler bu kış, meteoroloji bültenlerini takip ederek vakit geçirdiler. Kar yağmaması nedeniyle vatandaş patinaj zincirine ihtiyaç hissetmeyince satış da olmadı.<br />
<strong>Yedek parça satışları düştü</strong> Kış aylarında gerek hava koşulları gerekse kazalar nedeniyle daha çok bakım gerektiren araçlar, bu yıl kışın yüzünü göstermemesi nedeniyle bakıma ihtiyaç duymadı. Otomobil yedek parça satkışları yüzde 25 seviyesinde düştü. Kış aylarında artış gösteren akü ve cant satışları da bu kış durma noktasına geldi.<br />
<strong>Sıcak kış inşaat sektörünü de sevindirmedi</strong> Kış aylarında havanın sıcak gitmesi, yaklaşık 2-3 ay kış arası verilen inşaat sezorunu bu yıl nerdeyse 12 aya çıkardı. Ancak sezonun uzaması sektörü olumlu yönde etkilemedi. Kış şartları nedeniyle işçilerine tatil veren şirketler, işçilerin memleketlerine dönmeleri nedeniyle sıcak havaları değerlendiremedi. Kaba inşaatı tamamlayarak &#8220;yağış görsün, beton ıslansın&#8221; diyenler umduklarını bulamadılar.<br />
<strong>Manifaturacılar</strong> Mevsim normallerinden sıcak geçen kış ayları kışlık kumaş ve bez satışlarını geriletti. Manifaturacılar, geçen yıla oranla yüzde 25 daha az satış yapabildi.<br />
<strong>Tuhafiyeciler</strong> Güneşin hemen her gün gökyüzünde görüldüğü kış aylarında vatandaşlar tuhafiyeci dükkanları yerine, Pazar türü açık havada bulunan yerlerden alışveriş yapmayı tercih etti. Tuhafiyecilerin iş hacminde geçen yıla oranla yüzde 35&#8242;lik azalma görüldü.<br />
<strong>Mefruşatçılar</strong> Havaların sıcak seyretmesi, yorgan ve battaniyeler başta olmak üzere evlerde kışın ihtiyaç hissedilen eşyalarına ihtiyacı azalttı. Bu alanda da satışlar geçen yıla oranla yüzde 50 seviyesinde azaldı.<br />
<strong>Sigortacılık </strong>Küresel ısınmanın sonuçlarından biri olan ve Türkiye&#8217;nin bazı bölgelerinde yaşanan sel felaketleri sigorta şirketlerinin tazmin ettiği zararları artırdı. İklim değişikliğinin sigortacılık sektörüne etkilerinin devam edeceği, Türkiye&#8217;de son 5 yılda doğal afetler nedeniyle 133 milyon YTL zarar tazmini yapan sigorta şirketlerinin gelecek yıllarda tazmin edeceği zararın daha da artacağı, bu nedenle sigorta poliçelerinde primlerin yükseleceği belirtiliyor.<br />
<strong>Kış turizmi mutlu etmedi</strong> İklim değişikliği nedeniyle kış turizmine ev sahipliği yapan dağlara yeterli miktarda kar yağmaması turizmcileri etkiledi. Uludağ, Elmadağ, Kartalkaya, Ilgaz başta olmak üzere kış turizm merkezleri kardan umudunu çekince otellerin aktivitelerini cazip hale getirerek müşteri tutmaya çalıştı. Yağışsız geçen kış, kayak malzemesi satıcılarına da kötü bir sezon yaşattı.<br />
<strong>Seyahat acentaları ve otobüs işletmeleri</strong> Sıcak havalar kış turizmini baltalayınca, seyahat acentaları ve otobüs işletmelerinin işleri de kötü gitti. Geçen yıla göre gerileme yüzde 20 seviyesinde oldu.<br />
<strong>Camcılar da etkilendi</strong> Evlerini daha iyi ısıtabilmek için kış aylarında normal camlarını çift cama çevirenler bu yıl ısınma sorunu yaşamayınca çift cama da rağbet göstermedi. Isı cam satışları geçen kışa göre yüzde 20 seviyesinde geriledi.<br />
<strong>İlaç satışları düştü</strong> Havaların sıcak seyretmesi nezle, grip, faranjit, laranjit, sinüzit, orta kulak iltihabı, bronşit ve zatürre gibi kış mevsiminde yoğunlukla görülen hastalıklar da da azalma yaşattı. Az hastalıkla geçen kış ayları ilaç satışlarını yüzde 10 seviyesinde düşürdü.<br />
<strong>Çiçekçilik sektörü soldu</strong> Küresel ısınma çiçekçilik sektörünü de soldurdu. Özellikle çiçek üreticilerin, ihracata yönelik olarak, ihracat zamanına göre programlayarak fideledikleri çiçekler, güneşin erkenden yüzünü göstermesi nedeniyle zamanından önce açtı. Çiçekçiler, vaktinden önce açan çiçekleri iç pazara sunmak zorunda kaldılar. İç pazara sunulan çiçeklerde de kış yerine yalancı baharda açtıkları için kalite bozulması görüldü. Tüketiciler aldıkları çiçekten memnun kalmadı. İhracatçılar, vakti geldiğinde ihraç etmeye yetecek çiçek bulamadı. Sektörün geliri geçen yıla oranla yüzde 25 seviyesinde geriledi.<br />
<strong>Kış içecekleri itibar görmedi</strong> Normalden sıcak geçen kış ayları nedeniyle içi üşüyen kış içeceklerine koşmadı. Sahlep ve ıhlamur başta olmak üzere kış içecekleri itibar görmedi. Aynı durum kış yiyecekleri turşu, kestane ve pastırma için de geçerli oldu.<br />
<strong>Gıda üreticileri, satıcıları, tüketicileri</strong> Küresel ısınmanın ilk etkisini gıda ve ihtiyaç maddeleri perekande satıcıları gördü. Soğuk kış aylarında daha çok tüketilen tahin, pekmek, helva gibi enerji veren gıdalarla, kurufasulye, nohut gibi kış aylarında tüketilen kuru bakliyat satışlarında düşüş görüldü. Küresel ısınmanın etkileri, yaş sebze ve meyvede görüldü. Fiyat artışı olarak vatandaşa yansıyan bu durum, satışların Mart ayı başına kadar yüzde 30 düşmesine yol açtı. Yağışsız geçen kış ayları, tahıl üretimi başta olmak üzere, erik, kiraz, kayısı, pamuk, zeytin ve üzüm üretimini sekteye uğrattı. Kışlık tahıllarda rekoltenin en az yüzde 10-15 seviyesinde düşeceği tahmin ediliyor. Kış boyu, beyaz karın yorgan gibi tarlalarının üstünü örtmesi umudunu taşıyan çiftçi, zor bir dönem geçiriyor. Küresel ısınmanın tarımdaki etkisi Mayıs ayından itibaren sofralara yansıyacak. Halihazırda geçen yılın ürünlerini tüketen vatandaşlar, Mayıs ayından itibaren yeni yılın buğday başta olmak üzere meyve sebze ve baklagillerini tüketmeye başlayacak. Küresel ısınmanın yol açacağı rekolte sofralara konulan gıdalarda zincirleme bir etki yaratarak, üreticiden, komisyoncuya, satıcıya ve tüketiciye olumsuz etki yaratacak.Küresel ısınmanın tarım sektöründe 4-5 milyar dolarlık bir kayba yol açacağı tahmin ediliyor.<br />
<strong>Lokanta, pastane ve kıraathaneler</strong> Havaların sıcak gitmesi, lokanta, pastane ve kıraathanelerin işlerinde de yaklaşık yüzde 10 seviyesinde azalmaya yol açtı. Havayı güzel görenler, kapalı mekanlar yerine açık havaları tercih etti.<br />
<strong>Yem fiyatları yükseldi, et, süt ve yumurta&#8217;nın fiyatı artacak</strong> Kuraklığın etkisiyle yem fiyatları yükseldi. Kilosu 20-25 Yeni Kuruş&#8217;a satılan arpa 35-38 Yeni Kuruş&#8217;a satılmaya başladı. Kümeslerde besin maddesi olarak kullanılan mısırın kilosu 34 Yeni Kuruş&#8217;tan 43 Yeni Kuruş&#8217;a yükseldi. Buğdayın kilosu ise 37 Yeni Kuruş&#8217;tan 45-46 Yeni Kuruş&#8217;a çıktı. Toprak Mahsulleri Ofisi, değirmenlere buğday veriyor ancak yem amaçlı buğday satışı yapmıyor. Yem fiyatlarındaki bu yükselmenin gelecek aylarda, et, süt ve yumurta fiyatlarına yansıması bekleniyor.<br />
<strong>Hayvancılığa da küresel ısınma darbesi</strong> Kuraklığın etkisiyle yem fiyatlarındaki artış, ahırlardan kesime gönderilen hayvan sayısında artışa yol açtı. Toptan kilosu 8.5 Yeni Türk Lirası olan kimkli karkas et fiyatı 8 YTL&#8217;ye doğru gerilerken, bu gerilemenin geçici olacağı,bahar yağmurlarının yeterli düzeyde olmaması durumunda artan yem fiyatlarının da etkisiyle et fiyatlarının da yükseleceği belirtiliyor. Sıcak giden havalar, ılık suyu sevmeyen hamsinin kaçışına dolayısıyla da fiyatlarının yükselmesine ve satışının azalmasına yol açtı. Ocak ayında hamsi balığının toptan fiyatı yüzde 76 oranında arttı.<br />
<strong>Vatandaş sinema yerine parka gitti</strong> Kış aylarında vatandaşların rağbet ettiği sinemalar, oturup sohbet ettiği kafe küresel ısınmadan nasibini aldı. Havaları güneşli gören vatandaşlar, sinemaya gitmek ya da bir kafede oturup sıcak bir içecek yudumlamak yerine park ve bahçelere koştu.<span style="color: #ff0000;"><strong></strong></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Küresel ısınma mutlu da etti</strong></span> Küresel ısınma bazı sektörlerin de yüzünü güldürdü. Mevsim normallerinin üzerinde sıcaklığın görüldüğü kış ayları, bazı sektörlerde işlerin artmasına yol açtı Bu sektörler ise şöyle: <strong>Gözlükçüler:</strong> Küresel ısınmanın mutlu ettiği sektörlerden bir diğeri de gözlükçüler oldu. Vatandaşlar genellikle yaz aylarında satın almayı tercih ettiği güneş gözlüklerini bu yıl kışın da cazibesini korudu. Güneş gözlüğünü erkenden satın alan vatandaşlar, bu kış satışların yüzde 20 artmasına yol açtı. <strong>Boya Satıcıları: </strong>Havaların güzel gitmesi, binalarda boya badana işlerinin kışın da sürmesine yol açtı. Bu kış boya satışları yüzde 15 oranında arttı. <strong>Saraciye İmalatçıları:</strong> Havaların iyi gitmesi, bavul, çanta, cüzdan kemer üreten saraciye imalatçılarını da mutlu etti. Kış aylarında gerileyen satışlar, sıcak havalar nedeniyle bu yıl düşüş göstermedi. Geçen kışa oranla yüzde 10-20 oranında satış ve buna bağlı olarak da üretim arttı. <strong>Keresteciler: </strong>Havaların normalden sıcak seyretmesi, kerestecilerin kış aylarında durma noktasına gelen işlerini az da olsa hareketlendirdi. <strong>Vatandaşın Yakıt Gideri:</strong> Doğalgaz tüketiminin en çok arttığı kış döneminde normalde günlük ortalama 135 milyon metreküp doğalgaz tüketilirken, bu yıl tüketim günlük ortalama 114-115 milyon metreküp seviyesine geriledi. Azalan doğalgaz tüketimi bütçelere yaradı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kaynak: </strong>11.03.2007 tarihli Ankara Ticaret Odası raporu.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/kuresel-isinmanin-sektorlere-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yavru Dinozor Fosili</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/yavru-dinozor-fosili/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/yavru-dinozor-fosili/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2008 09:54:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=1010</guid>
		<description><![CDATA[Kanada&#8217;nın Alberta eyaletinde paleontologlar, 70 milyon yıllık olduğu belirtilen bir yavru dinozor fosili buldu. Kuzey Amerika&#8217;daki kazılarda bugüne kadar ortaya çıkarılan en küçük dinozor olduğu açıklanan fosilin, bir tavuğu andırdığı, 2-3 metre boyunda olduğu kaydedildi. Calgary Üniversitesi Paleontoloji Araştırmaları öğretim üyesi Nicholas Longrich, Albertonykus borealis adını verdikleri fosilin kuş özelliklerine sahip olduğunu belirterek, &#8220;İnce ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kanada&#8217;nın Alberta eyaletinde paleontologlar, 70 milyon yıllık olduğu belirtilen bir yavru <em>dinozor </em>fosili buldu. Kuzey Amerika&#8217;daki kazılarda bugüne kadar ortaya çıkarılan en küçük dinozor olduğu açıklanan fosilin, bir tavuğu andırdığı, 2-3 metre boyunda olduğu kaydedildi.<br />
Calgary Üniversitesi <em>Paleontoloji</em> Araştırmaları öğretim üyesi Nicholas Longrich, <em>Albertonykus borealis </em>adını verdikleri fosilin kuş özelliklerine sahip olduğunu belirterek, &#8220;İnce ve uzun bacakları köpekbalığınınkine benzer, ama kıskaçlı çenesi, kısa ve kalın kolları ve büyük pençeleri var&#8221; dedi. Longrich, bulunan son fosillerin dinozorların hayatına ilişkin yeni veriler sağladığını ifade ederek, &#8220;Calgary yakınlarındaki Red Deer kazı bölgesinde daha birçok fosilin keşfedilmeyi beklediğini düşünüyorum&#8221; dedi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kaynak: Anadolu Ajansı</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/yavru-dinozor-fosili/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
