Ana sayfa İletişim adresi Abonelik

Doğa Tarihi için arşiv

Hayvan Göçleri

Göç

Göç, hayvan populasyonlarının ekolojik ve genetik nedenlerle bulundukları çevreyi terketmeleridir. Hayvanlar arasında göç olayına en yaygın ve belirgin şekilde kuşlarda rastlamaktayız. Leyleklerin Ciconia alba Kuzey Avrupa’dan başlayarak çeşitli göç yollarını takiben güneye, Afrika’daki kışlaklarına gidişleri. Kuşlar arasında Denizkırlangıçlarının Kuzey Amerika’dan Güney Kutbuna kadar ulaşan uzun göç yollarında her yıl gerçekleştirdikleri uçuşlar, Alaska ile Hawaii adaları arasındaki 3000′den fazla bir mesafeyi 35 saat gibi kısa bir sürede uçabilen Charadrius dominicus un göçü, uzun mesafe ve en süratli uçuş gibi konularda belki de ilk sırada belirtilmesi gereken göç hareketleridir.

Göçlere neden olan ekolojik sebepler mevsimsel olarak ekosistemlerde ortaya çıkan çevre şartlarında görülür. Bazı türlerde göç etme kalıtsal olarak kazanılmış bir karakter olarak ortaya çıkar. Göç istikameti yatay (horizontal) veya dikey (vertikal) şekilde görülebilir. Dikey göçler bilhassa sularda ve toprak içerisinde yaşayan organizmalarda görülür. Örnek olarak planktonlar sabah saatlerinden itibaren denizlerin derinliklerine inerler. Pasifik Okyanusu’nda yaşayan küçük bir omurgasız hayvan Eunice viridis ay görünme fazlarına uygun bir biçimde yüzeye gelir. Öte yandan bir diger tür Eunice furcata ayın son dördüncü safhasından üç gün önce yüzeye çıkar. Vertikal göçler dağlık arazide yaşayan böceklerde de mevsime bağlı olarak görülebilir. Nitekim, buğday tarımının yapıldığı iç ve güneydoğu Anadolu bölgelerimizde süne Eurygaster maura ve kımıl Aelia rostrata denilen zararlı böcekler (Ordo: Hemiptera) ilkbahar ve yaz aylarında alçak tarım ovalarında görülür. Bu hayvanlar sonbaharda yüksek dağlara göç ederler ve orada kuru bitki artıkları altında kışı geçirirler.

Süne

Dikey göçlere, bazı güve (Lepidoptera, Thaumetopoeidae) tırtıllarının ağaçlarda yapraklarla, beslendikten sonra pupa dönemini geçirmek üzere düzenli bir şekilde toprağa inişleri de örnek olarak verilebilir. Bireyler, kalıtsal olarak türe kazandırılmış yön bulma güçleriyle göç sırasında kaybolmaktan kurtulurlar. Yatay göçler dikeye göre genellikle çok daha geniş coğrafik bölgelere yayılabilir. Karasal ortamlarda steplerde bizon, v.s., savanlarda zebraların, tundralarda ren geyiklerinin göçü memeliler arasında göze çarpan dinamizm olayıdır. Böceklerde ise çekirge ve kelebek göçleri önem taşır. Bu hayvanların göçleri düzenli göçlerdir. Düzensiz göç hareketlerine tayyare böceklerinden Aeshna affinis (Ordo: Odonata) örnek verilebilir.

Aeshna affinis

Deniz ve okyanuslarda yaşayan canlıların da göç hareketleri önem taşır. Yılanbalıkları esasen iç sularda yaşarlar ve üreme dönemlerinde denizlere (Sargas denizi) göç ederler. Bu hareketleri katadrom olarak isimlendirilir. Sombalıkları ise tersine, anadrom dur. Bunlar normal olarak denizlerde yaşar, ancak üreme dönemlerinde tatlısulara girerler. Balıkların göç hareketleri sırasında yollarını koku alarak buldukları kabul edilmektedir. Penguen ve denizkaplumbağaları da üreme sırasında sahillere göç ederler. Amphibia’da çeşitli türler çoğalma sırasında ekseriya sulara giderler. Kuş göçleri insanların çok eski çağlardan beri dikkatini çekmiş bir olaydır. Bu göçlerin tersiyer çağından beri mevcut olduğu kabul edilir.

Göç hareketleri, türlerin yayılış alanlarının genişlemesinde çok önemli rol oynayan olaylardır. Göç, bireylerin aktif hareketleriyle ortaya çıkar. Ancak göç etmeyen pekçok hayvan türü, hatta bitkiler yayılış alanlarını pasif yayılma yoluyla genişletebilirler.

Kaynak: Dr. Ahmet Ömer Koçak (2004). Hayvan Coğrafyası Ders Notları.

Biyolojik Çeşitlilik ve Koruma

Değerli Araştırmacı;
Bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar ve diğer canlılar ile ekosistemler ve bunların korunmasını konu alan “Biyolojik Çeşitlilik ve Koruma/Biological Diversity and Conservation ISSN 1308-5301″ adlı, yılda iki kez, Türkçe veya İngilizce makalelerin kabul edildiği hakemli bir dergi yayınlamaya başladım. İlk sayısı Aralık 2008’de çıkacak olan dergi için makalelerinizi bekler, saygılar sunarım. Prof. Dr. Ersin YÜCEL

Dün gelen, Prof. Dr. Ersin Yücel imzalı bir e-posta. Hoca, Biyolojik Çeşitlilik ve Koruma adında, hakemli bilimsel bir dergi çıkartacakmış. Turkish Journal of Arachnology’nin yardımcı editörü ve yazı işleri müdürü olarak, güzel ülkemde bilimsel bir dergi çıkartmanın zorluklarını iyi kötü bilen birisi olarak Biyolojik Çeşitlilik ve Koruma dergisine yayın hayatında başarılar, Ersin Yücel hocama da kolaylıklar diliyorum.

Derginin yazım kuralları ve telif hakkı devir formuna buradan ulaşabilirsiniz.

Doğadan Öğreneceklerimiz

Şimdilerde görüşmesek de, gelmiş geçmiş hocalarımın arasında, olumlu-olumsuz en anlamlı dersleri veren, 30′lu yaşlarımın düşünce iklimine hakim olup, âtiyi şekillendirendir o; Dr. Şakir Özkurt.

Hoca bir keresinde, sağlam bir tartışma esnasında; “Biliyor musun Boğaç?” demişti.

Yazının devamı »

Deniz Kandilleri

Deniz Kandilleri

Ctenophora filumu mensupları Türkçemizde “Taraklı Hayvanlar” adıyla anılıyorlar. Güney sahillerimizde balıkçılar onlara “Deniz Kandili” adını vermişler. Bilhassa kış gecelerinde onların denizlerdeki dansını izlemenin tadına doyum olmuyor.

Bildiğim kadarıyla denizlerimizde yaşayan üç türü mevcut.

Ordo Cestida
Familia Cestidae
Cestum veneris Lesueur, 1813

Ordo Lobata
Familia Mnemiidae
Mnemiopsis leidyi (A. Agassiz, 1965)

Ordo Beroida
Beroe ovata Bruguière, 1789

 

Insel Prinkipo

Bencileyin faunistik araştırmalar yapan bir çok Türk zooloğun ortak derdidir, eski yer (lokalite) isimleri. Zira, özellikle Cumhuriyet öncesinde ülkemize gelen araştırmacıların çoğu, yer isimlerinin ya Fransızca telaffuzlarını ya da Yunanca isimlerini vermişlerdir. Örneğin; “İzmir” ismine imkanı yok rastlayamazsınız. Mutlaka Smyrna olarak geçer. Uludağ; Olympus Bithynicus‘dur. İşte bunların içerisinde, beni en çok zorlayanlarından bir tanesi; Insel Prinkipo.

Yazının devamı »

Wilkes Ekspedisyonu (Wilkes Expedition)

Wilkes Ekspedisyonu

“Us Ex Ex” adıyla da anılan, Wilkes Ekspedisyonu (Wilkes Expedition) ; iç savaş öncesi Amerikan tarihinin en önemli deniz keşif gezilerindendir. Her ne kadar 1828 yılında Amerikan Kongresi tarafından ilk kez dile getirildiyse de, bilim tarihi için son derece önemli olan bu keşif gezisinin başlaması on yıl gecikmiştir.

Yazının devamı »

Doğa Tarihi Müzesi Nedir?

Doğa tarihi müzeleri, ülkesinde, komşu ülkelerde ve dünyanın her yerindeki bitki ve hayvan örnekleri ile fosilleri, kayaçları, jeolojik oluşumları uluslararası standarta göre koruyan; bunlar üzerinde bilimsel çalışmalar yapılabilmesi için onları yerli ve yabancı bilim adamları ile amatör doğa bilimcilerin yararlanmasına sunan; özellikle bitki ve hayvan türlerinin geliştirilmesi ve ekonomik kullanım amacıyla, uygulamaya yönelik araştırmalar yapan; kendi botanik bahçesinde ülkesindeki ve dünyanın diğer ülkelerindeki ilginç bitkileri canlı olarak da sergileyebilen; halka dönük sergiler, konferanslar düzenleyerek onları doğa ve doğanın dolayısıyla da çevrenin korunması konusunda eğiten bilimsel araştırma kuruluşlarıdır.

Kaynak: Demirsoy, A. 1996. Uygarlık Yolunda Önemli Bir Adım; Doğa Tarihi Müzeleri. Bilim ve Teknik Dergisi. 346: 64-69. 

Wollaston Madalyası

Londra Jeoloji Derneği (Geological Society of London) tarafından, Jeoloji bilimine katkı sağlayan bilim adamlarına verilen bir madalya. Madalya ilk kez, 1831 yılında “William Hyde Wollaston” a verilmiş olup, O’nun tarafından keşfolunan Palladiumdan yapılmıştır.

« Önceki Yazılar