Ana sayfa İletişim adresi Abonelik

Doğa Tarihi için arşiv

Türkiye’nin Ova ve Platoları Haritası

Geçtiğimiz günlerde yayınladığım “Türkiye’nin Dağları Haritası” meslektaşlarımdan epey övgü aldı. Bugünde “Türkiye’nin Ova ve Platoları Haritası” nı paylaşmak istiyorum. Haritayı hazırlayıp kullanıma sunan, anladığım kadarıyla, Tekirdağ Anadolu Lisesi coğrafya öğretmenlerinden sayın Ramazan Saygılı. Gıyabında kendisine teşekkür ederim.

Haritayı indirmek için lütfen tıklayınız.

Nature

Nature

Dünya’nın en prestijli bilim dergilerinden olan Nature, bugün 139 yaşına bastı. Yayın hayatına 4 Kasım 1869′da, Sir Norman Lockyer’ın editörlüğünde başlayan Nature ın ilk sayı içeriğinde; astronomi, güve kelebekleri, okullardaki bilim eğitimi, 16 Eylül 1869′da Londra’da ölen meşhur İskoçyalı kimyager Thomas Graham’e ait anma yazısı ve bazı paleontolojik makaleler yer alıyordu.

Yazının devamı »

Türkiye’nin Dağları Haritası

Dağ, çevresindeki karasal alanlardan daha yüksek olan kara kütlelerine verilen addır. Türkçe kökeni Çince’deki “tai” sözcüğüne dayanan sözcük “tağ” olarak Türkçe’ye girmiş zamanla da bugün kullanılan halini almıştır (Kaynak: Wikipedia).

Yazının devamı »

Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi

Ankara Üniversitesi’nin kronolojik olarak üçüncü fakültesi, 17 Eylül 1943 yılında Büyük Millet Meclisince kabul olunan 4492 sayılı kanunla kurulan ve aynı yılın Kasım ayının 8 inci günü Gazi Eğitim Ensti­tüsü binasında açılan Fen Fakültesidir. Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün de katıldığı açılış töreninde, Türkiye’nin efsane Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel tarafından yapılan açılış konuşması metninin bir kısmına ulaştım. Aşağıda paylaşmak isterim…

Yazının devamı »

Micrographia

Micrographia

İngiliz Doğa Bilimci Robert Hook’un 1664 yılında yayımladığı, mikroskopi hakkında, bilim tarihinde önemli yere sahip olan eseridir. Hook, 28 yıl boyunca kişisel mikroskobik gözlemlerini bu kitabında toplamış ve Hücre (Cell) terimini ilk defa Micrographia’da kullanmıştır.

Lodos Entomoloji Müzesi (LEMT)

Prof. Dr. Niyazi Lodos Böcek Müzesi, uluslararası merkezlerce LEMT kısaltmasıyla kabul edilen yaklaşık 50 yıllık geçmişi olan bir böcek müzesidir. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin kuruluşunu izleyen yıllarda Bitki Sağlığı Bölümünü kuran Prof. Dr. Niyazi Lodos tarafından müze konusunda ilk adımlar atılmış ve daha sonra Prof. Dr. Feyzi Önder, Prof. Dr. Hasan Giray ile Bölümde entomoloji konusunda çalışan akademisyenler tarafından geliştirilmiştir.

Yazının devamı »

Hayvanlarda Alet Kullanımı

Corvus moneduloides

Oxford Üniversitesi’nin zooloji bölümünde incelenen Betty sıradan telleri kullanarak kanca yapmayı başardı. Betty isimli bir Yeni Kaledonya kargası Corvus moneduloides, şempanzelerin “en becerikli alet yapan hayvan” olma ününü tehlikeye soktu. Oxford Üniversitesi’nin zooloji bölümünde incelenen Betty sıradan telleri kullanarak kanca yapmayı başardı. Kargaların alet kullanmanın yanısıra, alet yaratma konusunda da büyük bir yeteneğe sahip olduğunu gösteren deneyleri gerçekleştiren Dr. Jackie Chappell “Bu kadar küçük bir beyne sahip bir yaratığın bu kadar becerikli olması inanılmaz derecede etkileyici” diyor.

Yazının devamı »

2008 Nobel Tıp Ödülleri

Nobel 2008 Tıp Ödülleri

Luc Montagnier, Francoise Barre-Sinoussi, Harald zur Hausen

Soldan sağa

2008 Nobel Tıp Ödülü’nü Alman Harald zur Hausen, Fransız Francoise Barre-Sinoussi ve Luc Montagnier kazandı.

Karolinska Enstitüsü’nden yapılan açıklamada, iki Fransız bilim adamının AIDS’e neden olan HIV’i, Alman bilim adamının da rahim ağzı kanserine yol açan İnsan Papilloma Virüsü (HPV) keşifleriyle bu ödüle layık görüldükleri bildirildi.

Yazının devamı »

Kıtaların Kayma Teorisi

20. yüzyılın başlarında, Amerikan jeoloğu Frank Taylor, kıtaların çok eskiden dev bir kara kütlesi meydana getirdikleri fikri ile ilk defa ilgilenmişti. 1908′de o zaman için hayali olan, kıtaların birbirlerinden şimdiki durumlarına kadar ayrıldıkları teorisini ortaya attı. Aynı zamanda, bu gelişmelerden habersiz olarak Alman meteoroloji bilgini, astronom ve jeofizikçisi Alfred Wegener, aynı konu üzerinde araştırmalar yapmaktaydı.

Yazının devamı »

Hayvan Göçleri

Göç

Göç, hayvan populasyonlarının ekolojik ve genetik nedenlerle bulundukları çevreyi terketmeleridir. Hayvanlar arasında göç olayına en yaygın ve belirgin şekilde kuşlarda rastlamaktayız. Leyleklerin Ciconia alba Kuzey Avrupa’dan başlayarak çeşitli göç yollarını takiben güneye, Afrika’daki kışlaklarına gidişleri. Kuşlar arasında Denizkırlangıçlarının Kuzey Amerika’dan Güney Kutbuna kadar ulaşan uzun göç yollarında her yıl gerçekleştirdikleri uçuşlar, Alaska ile Hawaii adaları arasındaki 3000′den fazla bir mesafeyi 35 saat gibi kısa bir sürede uçabilen Charadrius dominicus un göçü, uzun mesafe ve en süratli uçuş gibi konularda belki de ilk sırada belirtilmesi gereken göç hareketleridir.

Göçlere neden olan ekolojik sebepler mevsimsel olarak ekosistemlerde ortaya çıkan çevre şartlarında görülür. Bazı türlerde göç etme kalıtsal olarak kazanılmış bir karakter olarak ortaya çıkar. Göç istikameti yatay (horizontal) veya dikey (vertikal) şekilde görülebilir. Dikey göçler bilhassa sularda ve toprak içerisinde yaşayan organizmalarda görülür. Örnek olarak planktonlar sabah saatlerinden itibaren denizlerin derinliklerine inerler. Pasifik Okyanusu’nda yaşayan küçük bir omurgasız hayvan Eunice viridis ay görünme fazlarına uygun bir biçimde yüzeye gelir. Öte yandan bir diger tür Eunice furcata ayın son dördüncü safhasından üç gün önce yüzeye çıkar. Vertikal göçler dağlık arazide yaşayan böceklerde de mevsime bağlı olarak görülebilir. Nitekim, buğday tarımının yapıldığı iç ve güneydoğu Anadolu bölgelerimizde süne Eurygaster maura ve kımıl Aelia rostrata denilen zararlı böcekler (Ordo: Hemiptera) ilkbahar ve yaz aylarında alçak tarım ovalarında görülür. Bu hayvanlar sonbaharda yüksek dağlara göç ederler ve orada kuru bitki artıkları altında kışı geçirirler.

Süne

Dikey göçlere, bazı güve (Lepidoptera, Thaumetopoeidae) tırtıllarının ağaçlarda yapraklarla, beslendikten sonra pupa dönemini geçirmek üzere düzenli bir şekilde toprağa inişleri de örnek olarak verilebilir. Bireyler, kalıtsal olarak türe kazandırılmış yön bulma güçleriyle göç sırasında kaybolmaktan kurtulurlar. Yatay göçler dikeye göre genellikle çok daha geniş coğrafik bölgelere yayılabilir. Karasal ortamlarda steplerde bizon, v.s., savanlarda zebraların, tundralarda ren geyiklerinin göçü memeliler arasında göze çarpan dinamizm olayıdır. Böceklerde ise çekirge ve kelebek göçleri önem taşır. Bu hayvanların göçleri düzenli göçlerdir. Düzensiz göç hareketlerine tayyare böceklerinden Aeshna affinis (Ordo: Odonata) örnek verilebilir.

Aeshna affinis

Deniz ve okyanuslarda yaşayan canlıların da göç hareketleri önem taşır. Yılanbalıkları esasen iç sularda yaşarlar ve üreme dönemlerinde denizlere (Sargas denizi) göç ederler. Bu hareketleri katadrom olarak isimlendirilir. Sombalıkları ise tersine, anadrom dur. Bunlar normal olarak denizlerde yaşar, ancak üreme dönemlerinde tatlısulara girerler. Balıkların göç hareketleri sırasında yollarını koku alarak buldukları kabul edilmektedir. Penguen ve denizkaplumbağaları da üreme sırasında sahillere göç ederler. Amphibia’da çeşitli türler çoğalma sırasında ekseriya sulara giderler. Kuş göçleri insanların çok eski çağlardan beri dikkatini çekmiş bir olaydır. Bu göçlerin tersiyer çağından beri mevcut olduğu kabul edilir.

Göç hareketleri, türlerin yayılış alanlarının genişlemesinde çok önemli rol oynayan olaylardır. Göç, bireylerin aktif hareketleriyle ortaya çıkar. Ancak göç etmeyen pekçok hayvan türü, hatta bitkiler yayılış alanlarını pasif yayılma yoluyla genişletebilirler.

Kaynak: Dr. Ahmet Ömer Koçak (2004). Hayvan Coğrafyası Ders Notları.

Sonraki Yazılar »