<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Doğa Tarihi &#187; Doğa Bilimciler</title>
	<atom:link href="http://www.dogatarihi.net/category/doga-bilimciler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dogatarihi.net</link>
	<description>Kadir Boğaç Kunt&#039;un doğa tarihi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 02:27:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Yeni Bir Örümcek Türü; Dasumia gasparoi</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/dasumia-gasparoi/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/dasumia-gasparoi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Oct 2011 01:04:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Bilimciler]]></category>
		<category><![CDATA[Örümcek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=4612</guid>
		<description><![CDATA[Öylesine günler yaşıyorum ki neye sevinip neye üzüleceğimi bilemez oldum. Sevinçlerim yarım, kahkaha atmaya utanıyorum. Şu Dünya&#8217;daki yegane zevkim sevgili eşimle akşamları çay sigara sohbetlerim. Ne çayın tadı var, sigara desen zaten zıkkım. Köroğlunun suratından düşen bin parça. Yakınlarda Bulgarların Zookeys dergisinde &#8220;A survey of East Mediterranean Dasumia (Araneae, Dysderidae) with description of new species&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-4613" title="Dasumia gasparoi" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/10/dasumia_gasparoi_1-214x300.jpg" alt="" width="162" height="228" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Öylesine günler yaşıyorum ki neye sevinip neye üzüleceğimi bilemez oldum. Sevinçlerim yarım, kahkaha atmaya utanıyorum. Şu Dünya&#8217;daki yegane zevkim sevgili eşimle akşamları çay sigara sohbetlerim. Ne çayın tadı var, sigara desen zaten zıkkım. Köroğlunun suratından düşen bin parça.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-4612"></span>Yakınlarda Bulgarların <a href="http://www.dogatarihi.net/zookeys/" target="_blank"><span style="color: #000000;">Zookeys</span></a> dergisinde &#8220;A survey of East Mediterranean <em>Dasumia</em> (Araneae, Dysderidae) with description of new species&#8221; başlıklı makalemiz yayınlandı. Akabinde 24 vatan evladını kaybettik. Sonra deprem faciası. Sevinebilirsen sevin, kıvanabilirsen kıvan.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Başlığından da anlaşılacağı üzere <a href="http://www.pensoft.net/J_FILES/1/articles/1783/1783-G-1-layout.htm" target="_blank"><span style="color: #000000;">makalemizde</span></a> <em>Dasumia</em> cinsinin Doğu Akdeniz&#8217;de dağılım gösteren iki türünü inceledik ve <em>Dasumia gasparoi</em> adı ile Türkiye&#8217;den, Dünya için yeni bir örümcek türü betimledik<span style="color: #ff0000;"><strong><sup>1</sup></strong></span>. <em>Dasumia</em>, Dysderidae familyasının bir cinsi. Çoğunluğu Avrupa&#8217;dan betimlenmiş 16 türü mevcut. Türkiye&#8217;den bilinen tek türü ise 1979&#8242;da <a href="http://www.dogatarihi.net/paolo-marcello-brignoli/" target="_blank"><span style="color: #000000;">Brignoli</span></a> tarafından Akçakoca&#8217;dan betimlenen <em>Dasumia mariandyna</em> idi<span style="color: #ff0000;"><strong><sup>2</sup></strong></span>.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-4627" title="Dasumia gasparoi | Makale çalışmaları" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/10/dasumia_gasparoi_2-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Burada cinsin ve türün sistematik detaylarına girmek istemiyorum. Esasında <em>Dasumia gasparoi</em> adını alan bu güzeller güzeli örümceğin yeni tür olduğuna karar verilme süreci de oldukça matraktır lakin bu bir başka yazının konusu olsun.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yeni türe adını veren &#8220;Dr. Fulvio Gasparo&#8221; İtalyan bir bilim adamı. Asıl dalı Jeoloji. Bildiğim kadarıyla doktorası da Jeoloji üzerine. Bununla beraber uzun yıllardan beri bilhassa Dysderidae familyası mensubu örümceklerin sistematiği üzerine çalışıyor. Mağara ekosistemlerini tercih eden diğer örümcek familyaları ile de ayrıca ilgileniyor. Örneğin Türkiye&#8217;den ilk kez dişi üzerinden betimlenen <em>Tegenaria percuriosa</em><span style="color: #ff0000;"><strong><sup>3 </sup></strong></span>türü örümceğin yeniden betimlenmesi (redescription) Dr. Gasparo tarafından 2007 senesinde yapılmıştı. Yine kendisinin 2008&#8242;de ülkemizden betimlediği <em>Dysdera topcui</em> isimli bir örümcek türü de bulunmakta.</span></p>
<address style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="aligncenter size-full wp-image-4633" title="Dr. Fulvio Gasparo | Burdur-İnsuyu Mağarası'nda, 1994" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/10/fulvio_gasparo.jpg" alt="" width="314" height="197" /></span></address>
<address style="text-align: center;"> </address>
<address style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Dr. Fulvio Gasparo</span></address>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tüm biyospeleologlar gibi Türkiye&#8217;nin mağaraları ile ilgilense de ağırlıkla İtalya (doğal olarak) ve Yunanistan mağaralarında çalışmış. Gerek kendi betimlediği gerek ise onuruna betimlenen bir çok mağara canlısı bulunmakta. <em>Sardostalita</em> Gasparo, 1999; <em>Dysdera aberrans</em> Gasparo, 2010; <em>Dysdera brignoliana</em> Gasparo, 2000; <em>Dysderocrates gasparoi</em> Deeleman-Reinhold, 1988 (örümcek); <em>Metacyclops gasparoi</em> Sket, 1996 (zooplankton); <em>Trachysphaera gasparoi</em> Strasser, 1981 (kırkayak) bunlardan sadece bir kaçı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Benim kendisi ile tanışmam tamamen tesadüfidir. Bir zamanlar editör yardımcılığını yaptığım dergiye gelen bir makaleyi değerlendirmesi için yollamıştım. Kısa süre içerisinde gerekli eleştirileri yapıp, geri dönmüştü. Eleştirilerindeki ustalık birikimini, nezaketi ise kişiliğini alenen gözler önüne seriyordu. Sonraları sık sık yazışmaya başladık. Genelde soru soran hep ben oluyordum. O ise tüm sorularıma sabırla cevap veriyordu. Geçiştirmek için mesaj gönderdiğine asla şahit olmadım. Bazı zamanlar &#8220;meşgulüm&#8221; diyordu. Buna rağmen ilk fırsatta beni bilgiye doyuruyordu.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="aligncenter size-full wp-image-4644" title="" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/10/dasumia_gasparoi_3.jpg" alt="" width="314" height="235" /></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="aligncenter size-full wp-image-4645" title="" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/10/dasumia_gasparoi_4.jpg" alt="" width="314" height="235" /></span></p>
<address style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Makalenin hazırlık aşamasından görüntüler</span><br />
<span style="color: #000000;"> Biyolog Mert Elverici (üst) <strong>|</strong> Dr. Sulhi Özkütük (alt)</span></address>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hatta sırf bu yüzden türü ilk aşamada -yine kendisine, kişiliğine ithafen- <em>D. bilge</em> olarak adlandırmayı düşündük. Ancak bazı teknik hususlarda sıkıntı yaşayınca doğrudan adında karar kıldık. Hasılı kelam, <em>Dasumia gasparoi</em> çok güzel bir örümcek tıpkı adını aldığı güzel insan gibi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;"><sup><strong>1</strong></sup></span> <em>Dasumia gasparoi</em> nin tip yeri (terra typica) Kahramanmaraş&#8217;tır.</span><br />
<span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;"> <sup><strong>2</strong></sup></span> <em>Dasumia mariandyna</em> nın toplayıcısı Türkiye&#8217;ye bizzat gelip çalışmış olsa da &#8220;Paolo Marcello Brignoli&#8221; değildir. Türün tip örnekleri Alman entomolog Dr. Horst Korge tarafından toplanmış ve meşhur Alman araknolog Joerg Wunderlich&#8217;e verilmiştir. Wunderlich, çalışması için <em>D. mariandyna</em> nın tip örneklerini Brignoli&#8217;ye hediye etmiştir. Holotip ve bir adet paratip örneği halen Joerg Wunderlich&#8217;in koleksiyonundadır.</span><br />
<span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;"> <sup><strong>3</strong></sup></span> <em>Tegenaria percuriosa</em>, Agelenidae familyasından bir örümcek olup ilk kez Brignoli tarafından Isparta, Zindan Mağarasından toplanan dişi bireyler üzerinden betimlenmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Önemli Not:</strong></span> <span style="color: #000000;">Bu yazı kaynak gösterilerek bile olsa bir başka platformda yayınlanamaz.</span></p>
<div><a href="http://www.eklebunu.com/ekle.php" onclick="window.open('http://www.eklebunu.com/ekle.php?k=araneae&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.dogatarihi.net%2Fdasumia-gasparoi%2F&amp;t=Yeni+Bir+%C3%96r%C3%BCmcek+T%C3%BCr%C3%BC%3B+Dasumia+gasparoi', 'eklebunu', 'scrollbars=yes,menubar=no,width=620,height=520,resizable=yes,toolbar=no,location=no,status=no'); return false;" title="T&#252;m link payla&#351;&#305;m sitelerine ekleyin!" target="_blank"><img src="http://www.eklebunu.com/buton.php?bt=1&k=araneae" width="83" height="16" border="0" alt="EkleBunu Sosyal Payla&#351;&#305;m Butonu" /></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/dasumia-gasparoi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dioskorides Anazarbus</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/dioskorides-anazarbus/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/dioskorides-anazarbus/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Oct 2011 21:11:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa Bilimciler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=4560</guid>
		<description><![CDATA[Pedanius Dioscorides (Πεδάνιος Διοσκουρίδης): İ.S. 40-90 civarında yaşamış Grek hekim, farmakolog ve botanikçi Dioskorides, Anazarbus’ta (Anavarza) doğdu. İskenderiye ve Atina’da tıp öğrenimi yaptıktan sonra İmparator Nero zamanında hekimlik yaptı. Ordudaki görevi nedeniyle geniş bir coğrafyada tıbbi bitki ve mineralleri inceledi. De Materia Medica (İlaçlar Bilgisi): Dioskorides, Yunanca yazdığı bu ansiklopedik eserinde 600’e yakın tıbbi bitkiden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-4564" title="" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/10/anavarza-194x300.jpg" alt="" width="154" height="238" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Pedanius Dioscorides (Πεδάνιος Διοσκουρίδης): İ.S. 40-90 civarında yaşamış Grek hekim, farmakolog ve botanikçi Dioskorides, Anazarbus’ta (Anavarza) doğdu. İskenderiye ve Atina’da tıp öğrenimi yaptıktan sonra İmparator Nero zamanında hekimlik yaptı. Ordudaki görevi nedeniyle geniş bir coğrafyada tıbbi bitki ve mineralleri inceledi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-4560"></span>De Materia Medica (İlaçlar Bilgisi): Dioskorides, Yunanca yazdığı bu ansiklopedik eserinde 600’e yakın tıbbi bitkiden bahseder. Antik dönem tıbbına ışık tutan bu eser konularına göre sınıflandırılmış 5 ciltten oluşmaktadır. Bu nedenle günümüz farmakopelerinin de öncüsü sayılır. Arapça, Farsça ve Latince başta olmak üzere pek çok dile çevrilmiş ve 17. yüzyıla kadar kullanılmıştır.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/10/pedanius_dioscorides.jpg" target="_blank"><span style="color: #000000;"><img class="size-medium wp-image-4567 aligncenter" title="" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/10/pedanius_dioscorides-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></span></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İstanbul Kodeksi (Codex Constantinopolitanus): M.S. 512 yılında Bizans prensesi Juliana Anicia için hazırlanan bu eser en eski Dioscorides yazmasıdır. Kanuni Sultan Süleyman’ın başhekimi Musa bin Hamon’un oğlundan, Avusturya Sefiri Busbecq tarafından satın alınarak Viyana’ya gönderilmiştir. O tarihten beri de Viyana Kodeksi (Codex Vindobonensis) adıyla anılmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Teşekkür ve Not:</strong></span> Yukarıda yer alan yazı ve fotoğrafı, <span style="color: #808000;"><a href="http://www.haliltekiner.com.tr" target="_blank"><span style="color: #808000;">Dr. Ecz. Halil Tekiner</span></a></span> beyefendinin izin ve teveccühü ile ağ sayfamda yayınlıyorum. Kendisine özellikle bu etkileyici ve ince fotoğrafı benimle paylaştığı için çok teşekkür ediyorum. Yazı ve fotoğraf sahibinin izni olmadan kesinlikle yayınlanamaz, paylaşılamaz.</span></p>
<div><a href="http://www.eklebunu.com/ekle.php" onclick="window.open('http://www.eklebunu.com/ekle.php?k=araneae&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.dogatarihi.net%2Fdioskorides-anazarbus%2F&amp;t=Dioskorides+Anazarbus', 'eklebunu', 'scrollbars=yes,menubar=no,width=620,height=520,resizable=yes,toolbar=no,location=no,status=no'); return false;" title="T&#252;m link payla&#351;&#305;m sitelerine ekleyin!" target="_blank"><img src="http://www.eklebunu.com/buton.php?bt=1&k=araneae" width="83" height="16" border="0" alt="EkleBunu Sosyal Payla&#351;&#305;m Butonu" /></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/dioskorides-anazarbus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anadolu Mağaralarında Geziler</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/anadolu-magaralarinda-geziler/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/anadolu-magaralarinda-geziler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Sep 2011 20:00:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Bilimciler]]></category>
		<category><![CDATA[biyospeleoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=4441</guid>
		<description><![CDATA[Ord. Prof. Dr. Curt Kosswig tarafından kaleme alınan ve 1952&#8242;de, Biologi dergisinde yayımlanan &#8220;Anadolu Mağaralarında Geziler&#8221; başlıklı makalenin özgün metni. Hocamızın bu çalışmasından önce, Türkiye mağaralarından tür kaydı, yeni tür betimlenmesi vs. gibi konularda çeşitli makaleler bulunmasına rağmen; &#8220;Anadolu Mağaralarında Geziler&#8221; aynı zamanda biyocoğrafik değerlendirmeler içermesi ve Türkçe yazılması bakımından önemlidir. Makaleyi indirmek için lütfen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-4442" title="Kosswigia insularis Jeannel, 1947" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/09/kosswigia_insularis-160x300.jpg" alt="" width="123" height="229" /></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ord. Prof. Dr. Curt Kosswig tarafından kaleme alınan ve 1952&#8242;de, <em>Biologi</em> dergisinde yayımlanan &#8220;Anadolu Mağaralarında Geziler&#8221; başlıklı makalenin özgün metni.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-4441"></span>Hocamızın bu çalışmasından önce, Türkiye mağaralarından tür kaydı, yeni tür betimlenmesi vs. gibi konularda çeşitli makaleler bulunmasına rağmen; &#8220;Anadolu Mağaralarında Geziler&#8221; aynı zamanda biyocoğrafik değerlendirmeler içermesi ve Türkçe yazılması bakımından önemlidir. Makaleyi indirmek için lütfen <span style="color: #3366ff;"><a href="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads/kosswig_anadolu_magaralarinda_geziler.pdf" target="_blank"><span style="color: #3366ff;">tıklayınız</span></a></span>.</span></p>
<div><a href="http://www.eklebunu.com/ekle.php" onclick="window.open('http://www.eklebunu.com/ekle.php?k=araneae&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.dogatarihi.net%2Fanadolu-magaralarinda-geziler%2F&amp;t=Anadolu+Ma%C4%9Faralar%C4%B1nda+Geziler', 'eklebunu', 'scrollbars=yes,menubar=no,width=620,height=520,resizable=yes,toolbar=no,location=no,status=no'); return false;" title="T&#252;m link payla&#351;&#305;m sitelerine ekleyin!" target="_blank"><img src="http://www.eklebunu.com/buton.php?bt=1&k=araneae" width="83" height="16" border="0" alt="EkleBunu Sosyal Payla&#351;&#305;m Butonu" /></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/anadolu-magaralarinda-geziler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biospeologica Bibliographia</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/biospeologica-bibliographia/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/biospeologica-bibliographia/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Sep 2011 01:05:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Bilimciler]]></category>
		<category><![CDATA[biyospeleoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=4412</guid>
		<description><![CDATA[Kaynakça (Bibliyografya) hazırlamak zor iştir. Gönüllülük ve hizmet etmek anlayışı ön plandadır. Hele hele bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı şu günlerde. Bernard Lebreton u ilk kez 2000&#8242;li yılların başında duymuştum. Niğde&#8217;de yüksek lisans yaptığım yıllardı. Mağara Örümcekleri ile ilgileniyordum ve elimde, arşivimde doğru dürüst kaynak yoktu. Bırakın kaynağı, &#8220;kim ne yapmış?&#8221; onu bile bilmiyordum. Ağda araştırma yaparken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-4413" title="Biospeologica Bibliographia" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/09/biospeologica_bibliographia-300x91.jpg" alt="" width="300" height="91" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kaynakça (Bibliyografya) hazırlamak zor iştir. Gönüllülük ve hizmet etmek anlayışı ön plandadır. Hele hele bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı şu günlerde.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-4412"></span><em>Bernard Lebreton</em> u ilk kez 2000&#8242;li yılların başında duymuştum. Niğde&#8217;de yüksek lisans yaptığım yıllardı. Mağara Örümcekleri ile ilgileniyordum ve elimde, arşivimde doğru dürüst kaynak yoktu. Bırakın kaynağı, &#8220;kim ne yapmış?&#8221; onu bile bilmiyordum.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ağda araştırma yaparken denk gelmişti sayfası; &#8220;Dünya Biyospeleoloji Kaynakçası&#8221; adı ile İtalyanca hazırlanmıştı. O yıllarda moda olan hareketli resimler (sayfanın bir kenarından fırlayan örümcek, karanlıkta göz kırpan yarasa vs.), arka planda kulağa hoş gelen su sesi&#8230; Bunlar bir yana sayfanın bir köşesindeki bağlantı adeta zıplatmıştı beni; <strong>&#8220;Türkiye Biyospeleoloji Kaynakçası&#8221;</strong>&#8230;<span style="color: #ff0000;"><sup>♥</sup></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Künyelerini o sayfadan öğrendiğim kaynakları temin etmek hiç de kolay olmamıştı. Şafak sayan bir asker gibi elime geçen her makaleyi düşmüştüm ağır ağır listemden. Edindiklerim ufkumu genişletmiş, bana çalışma şevki vermişti. İşte bu yüzden &#8220;Bernard Lebreton&#8221; ismi manen önemlidir benim için.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bernard Lebreton&#8217;un bahsettiğim ağ sayfası zamanla yitti gitti. Adına da rastlamaz oldum. 2011. Şubat ayının 28. günü kendisinden bir e-posta aldım.</span></p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Welcome to our 1st issue of Biospeologica Bibliographia &#8211; Publications. Any suggestions are welcome and should be submitted to the editors at: bernard.lebreton.bl {at} gmail.com. We strongly encourage everybody to submit new tittles and abstracts.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Sincerely yours.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bienvenue sur notre 1er numéro de Biospeologica Bibliographia &#8211; Publications. Toute suggestion est la bienvenue à l&#8217;adresse mel: bernard.lebreton.bl {at} gmail.com. Nous vous encourageons à nous soumettre les nouveaux titres ainsi que vos résumés.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Sincèrement vôtre.</span></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Jean-Pierre Besson ile birlikte hazırladıkları <em>Biospeologica Bibliographia</em> nın birinci sayısını göndermişti. Geçenlerde de ikinci sayısını yolladı. Ne yalan söyleyeyim ikinci sayının 56. sayfasında kendi adımı görmek beni onurlandırdı. Hepi topu 7-8 yıl evvel, yine kendisinin yayımlamış olduğu ağ sayfasında yer alan kaynakçada bir gün gelip adımın geçeceğini nereden bilebilirdim? Hele hele yokluğun ve umutsuzluğun hüküm sürdüğü o soğuk Niğde gecelerinde.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bernard Lebreton &amp; Jean-Pierre Besson ikilisi tarafından yayımlanan &#8220;Biospeologica Bibliographia&#8221; nın ilk iki cildine <span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.dogatarihi.net/biospeologica_bibliographia.zip" target="_blank"><span style="color: #0000ff;">şuradan</span></a></span> ulaşabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;"><sup>♥ </sup></span>Burada hemen anmalıyım ki<strong> &#8220;Türkiye Speleoloji Kaynakçası&#8221;</strong> na dair en detaylı araştırma-çalışma (arşivleme de dahil), değerli ağabeyimiz &#8220;Bülent Erdem&#8221; tarafından yapılmıştır.</span></p>
<div><a href="http://www.eklebunu.com/ekle.php" onclick="window.open('http://www.eklebunu.com/ekle.php?k=araneae&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.dogatarihi.net%2Fbiospeologica-bibliographia%2F&amp;t=Biospeologica+Bibliographia', 'eklebunu', 'scrollbars=yes,menubar=no,width=620,height=520,resizable=yes,toolbar=no,location=no,status=no'); return false;" title="T&#252;m link payla&#351;&#305;m sitelerine ekleyin!" target="_blank"><img src="http://www.eklebunu.com/buton.php?bt=1&k=araneae" width="83" height="16" border="0" alt="EkleBunu Sosyal Payla&#351;&#305;m Butonu" /></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/biospeologica-bibliographia/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Taksonomist Olmak</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/taksonomist/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/taksonomist/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Feb 2011 17:48:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa Bilimciler]]></category>
		<category><![CDATA[Figen'e Mektuplar]]></category>
		<category><![CDATA[Hezeyanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Biyolog]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Taksonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Zooloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=3986</guid>
		<description><![CDATA[Taksonomi nedir? Canlıların sınıflandırılması ve bu sınıflandırmada kullanılan kural ve prensipler. Taksonomi terimi, Yunanca taksis (düzenleme) ve nomos (yasa) sözcüklerinden türetilmiştir (Bknz). Haliyle bu durumda &#8220;Taksonomist&#8221; de, taksonomi ilmini icra eden kişi anlamına geliyor. Öyle değil mi? Öyle. Koca koca laflar etmeyeceğim. Kendi görgümce &#8220;Taksonomist &#8221; olmanın ne demek olduğunu izaha çalışacağım sadece. Ansiklopedik bilgi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/File:Haeckel_Cirripedia.jpg" target="_blank"><img class="alignnone" title="Taksonomi" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/0/0b/Haeckel_Cirripedia.jpg/220px-Haeckel_Cirripedia.jpg" alt="" width="197" height="275" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Taksonomi nedir? Canlıların sınıflandırılması ve bu sınıflandırmada kullanılan kural ve prensipler. Taksonomi terimi, Yunanca <em>taksis</em> (düzenleme) ve <em>nomos</em> (yasa) sözcüklerinden türetilmiştir (<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Taksonomi" target="_blank">Bknz</a>).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-3986"></span>Haliyle bu durumda &#8220;Taksonomist&#8221; de, taksonomi ilmini icra eden kişi anlamına geliyor. Öyle değil mi? Öyle. Koca koca laflar etmeyeceğim. Kendi görgümce &#8220;Taksonomist &#8221; olmanın ne demek olduğunu izaha çalışacağım sadece. Ansiklopedik bilgi bekleyenler şu an bu sayfayı terk edebilirler.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Taksonomist olmak; sabahın beşinde gözlerinin, okülerlerle tebeddül<span style="color: #ff0000;"><strong>*</strong></span> olmasıdır. Dolu kül tablasıdır, soğuktan donmuş ayaktır, gece sarılıp uyuyamadığın sevgilidir, akciğer kanserinden geberme riskinin yüksek oluşudur, Suriye zindanlarında işkence görmektir <a href="http://www.dogatarihi.net/leiurus-abdullahbayrami/" target="_blank">[*]</a>, yarasa pisliği ve çamurdur, özlediğin anne ve kardeştir, sivrisinek ve sülük ısırığıdır, akrebin iğnesidir aynı zamanda.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Derin bir mağaranın en karanlık noktasında, kör bir örümcekle sohbete koyuluvermektir. Toros dağlarında adaçayı olmaktır; kekik sürmektir, diken kesiği kollarına. Baharın gelmesini dört gözle beklemek ve sığamamaktır laboratuvarlara. Yüreğinin buz kesmesidir kuzey denizlerinde sahada olan meslektaşlarını düşündüğünde ya da yanmaktır için için Sahra&#8217;nın kızgınlığında çalışanlar geldiğinde aklına.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Denizel yaşamın, karasal yaşama üstünlüğünü savunmaktır; Taksonomist olmak, bir mürenin çirkinliğinde güzelliğin tanımını yapabilmektir. Çocuk olmaktır sonra; keşfedilmemiş her vadiyi, ayak basılmamış dağ zirvelerini, inilmemiş okyanus tabanlarını oyuncak bellemektir. Ölümünün ardından asır, asırlar geçmiş olsa da; her gün yeniden &#8220;merhaba !&#8221; diyebilmektir kainata, bir karıncanın gözleriyle.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.antweb.org/bigPicture.do?name=casent0009949&amp;shot=d&amp;number=1" target="_blank"><img class="aligncenter size-full wp-image-4023" title="Doleromyrma darwiniana " src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/02/doleromyrma_darwiniana.jpg" alt="" width="281" height="205" /></a></span><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><em>Doleromyrma darwiniana<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Charles_Darwin" target="_blank">*</a></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ya da bir böceğin barsaklarında yaşayabilmektir sabır ve sonsuz bir vakar ile.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" title="Hammerschmidttiella diesingi " src="http://tbn0.google.com/images?q=tbn:JD1L27KdVAWIfM:http://www.microscopy-uk.org.uk/mag/imgoct05/02-hammer.jpg" alt="" width="144" height="193" /></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><em>Hammerschmidtiella diesingi<a href="http://www.dogatarihi.net/karl-eduard-hammerschmidt/" target="_blank">*</a></em></span></p>
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Taksonomist olmak, hayal kurmaktır. Geçmişle, gelecek arasında bağ olmaktır. En yeni teknikler, en son gelişmeler aklının bir ucunda kalsa da; <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Alexander_von_Humboldt" target="_blank">Humbolt</a> un kullandığı atrabın tülü olabilmeyi arzu etmetir taksonomist olmak. Ustalara saygı duymak, &#8220;ahde vefayı&#8221; hayatının her anında yaşayabilmektir.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="aligncenter size-full wp-image-4031" title="Ustam" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/02/ustam.jpg" alt="" width="281" height="209" /></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Ustam; Dr. Yuri M. Marusik</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sabırdır, azimdir, çok çalışmaktır. Dirseklerinin çürümesidir (<a href="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/02/rapor.pdf" target="_blank">bknz</a>). Ağır yol almaktır. Doğa tarihi müzelerinin tozlu koridorlarını, ismi süslü püslü kongrelerin şık salonlarına yeğlemektir; kayalıklarda yankılanan kartal çığlıklarını, bataklıklarda boy atan nergis kokularını unutmadan ama. Renkli kanatları ve masmavi gövdesiyle, dere boylarında gönlünce uçan <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Yusuf%C3%A7uk" target="_blank">Yusufçuk</a>; o Yusufçuğu dallarıyla bağrına basan <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Vitex_agnus-castus" target="_blank">Hayıt</a> olabilmektir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Taksonomist olmak, şairin<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Y%C4%B1lmaz_Erdo%C4%9Fan" target="_blank">* </a>dediği gibi &#8220;sadece bilmek zorunda kalanların bildiği bir yol üstü lokantası&#8221; olabilmek, dahası bunu göze alabilmektir. Bazen on yıllar boyunca kütüphane raflarında unutulmak;</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><a href="http://acriacao.com/2009/01/05/monographie-der-spinnen-vom-carl-wilhelm-hahn/" target="_blank"><img class="aligncenter size-full wp-image-4055" title="Monographia Araneorum" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/02/hahn.jpg" alt="" width="281" height="394" /></a></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Monographia Araneorum<br />
Carl Wilhelm Hahn (1786-1835)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ancak göremesen ve bilmesen bile, bir gün bir şekilde mutlaka hatırlanmaktır<span style="color: #ff0000;"><strong>**</strong></span>.</span></p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-4061" title="Hahniidae Bertkau, 1878" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/02/hahniidae.jpg" alt="" width="360" height="123" /></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="color: #ff0000;">*</span> </strong>Tebeddül: Başkalaşmak, metamorfoz</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="color: #ff0000;">**</span></strong> Alman zoolog Carl Wilhelm Hahn (bazı kaynaklarda &#8220;Carolus Guilielmus Hahn&#8221; olarak da anılır)&#8217;ın örümcekler üzerine kaleme aldığı &#8220;Monographie der Spinnen&#8221; adlı Almanca eseri, günümüzde bile  hala temel bir başvuru kaynağı olma özelliğini korumaktadır. Hahn; 8 Kasım 1835&#8242;de, Nürnberg şehrinde akciğer kökenli bir rahatsızlıktan dolayı öldü. Yine Alman bir zoolog olan Philipp Bertkau, 1878 senesinde yayınlanan, &#8220;Versuch einer naturlichen Anordnung der Spinnen, nebst Bemerkungenzueinzelnen Gattungen&#8221; adlı eserinde, Carl Wilhelm Hahn&#8217;ın onuruna ithaf ettiği &#8220;Hahniidae&#8221; adlı örümcek familyasını insanlığa tanıttı. Günümüzde Hahniidae familyası 26 cinse bağlı 241 türle bilinmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;"><strong>Önemli not:</strong> Yukarıda yazdıklarım bir taksonomist olarak benim hissettiklerimdir. Günümüzde neredeyse tüm dünyada olduğu gibi Türkiye&#8217;de de &#8220;Klasik Taksonomi&#8221; alanında çalışacak, insanlık tarihi kadar eski ve köklü bu bilim dalına gönül verebilecek talebe bulmak büyük bir sorun haline gelmiştir. Değerli meslektaşlarım ve saygıdeğer hocalarım! Es kaza denk gelirseniz lütfen sizler de bir şeyler yazın bu yazının altına. Belki bir gün kafasında tereddütler olan bir genç okur, ilham alır. Kim bilebilir?</span><br />
</span></p>
<div><a href="http://www.eklebunu.com/ekle.php" onclick="window.open('http://www.eklebunu.com/ekle.php?k=araneae&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.dogatarihi.net%2Ftaksonomist%2F&amp;t=Taksonomist+Olmak', 'eklebunu', 'scrollbars=yes,menubar=no,width=620,height=520,resizable=yes,toolbar=no,location=no,status=no'); return false;" title="T&#252;m link payla&#351;&#305;m sitelerine ekleyin!" target="_blank"><img src="http://www.eklebunu.com/buton.php?bt=1&k=araneae" width="83" height="16" border="0" alt="EkleBunu Sosyal Payla&#351;&#305;m Butonu" /></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/taksonomist/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Curt Kosswig&#8217;i Anmak</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/curt-kosswig-2/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/curt-kosswig-2/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Feb 2011 11:17:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Bilimciler]]></category>
		<category><![CDATA[Curt Kosswig]]></category>
		<category><![CDATA[Zooloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=3964</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Beni rahatsız eden bir düşünce var, Muzaffer. Sabahın erken saatinden akşamın geç vaktine dek, sürekli bir aşağı, bir yukarı uçan şu Puffinus sürülerinin nerelerde dinlendikleri ve kuluçkaya yattıkları. Bu da bir doktora tezi olabilir. Ama sanıyorum, Akdeniz ve Karadeniz sularının birbirine karıştığı Boğaziçi&#8217;nin ve Adalar&#8217;ın littoral faunasını çalışman, hem senin için, hem de enstitümüz için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Beni rahatsız eden bir düşünce var, Muzaffer. Sabahın erken saatinden akşamın geç vaktine dek, sürekli bir aşağı, bir yukarı uçan şu <em>Puffinus</em> sürülerinin nerelerde dinlendikleri ve kuluçkaya yattıkları. Bu da bir doktora tezi olabilir. Ama sanıyorum, Akdeniz ve Karadeniz sularının birbirine karıştığı Boğaziçi&#8217;nin ve Adalar&#8217;ın littoral faunasını çalışman, hem senin için, hem de enstitümüz için daha faydalı olacak&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-3964"></span>Yukarıdaki sözler efsanevi zoolog merhum Curt Kosswig&#8217;e aittir. Hitab ettiği kişi ise merhum Muzaffer Demir hocadır. Aradan geçen yaklaşık 70 yıllık süreçte Kosswig&#8217;in bu sözlerini vasiyet olarak değerlendiren bir ornitolog, öğrencisine boğazın <em>Puffinus</em> larını çalıştırdı mı? Doğrusu bilmiyorum. Ancak bu konuşmanın ardından Muzaffer Demir hocanın &#8220;Adalar ve Boğaz Sahillerinin Omurgasız Dip Hayvanları&#8221; adı ile doktora tezini tamamladığını ve aynı isimle kitaplaştırıp yayınladığını biliyorum<span style="color: #ff0000;"><strong>*</strong></span>. Zaten aralarında geçen sohbetten Muzaffer hocanın kitabının önsözünde bahsedilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yıllar evvel (1990&#8242;lı yılların başında) bir vesile ile adı geçen kitabı Milli Kütüphane&#8217;den çıkartmış ve resimli bir roman okurcasına, heyecanla hatmetmiştim. Elbette anlamadığım teknik kısımları olmuştu ama dili o kadar yalın ve sürükleyiciydi ki; sanki Rilke&#8217;den soneler okuyordum. Bilim tarihinde kimi araştırmacılar vardır hayatın sırtlarına yüklemiş olduğu çeşitli sorunlardan olsa gerek akademik yaşantıları süresince çok fazla eser üretemezler. Muzaffer Demir hocanında CV&#8217;si pek kalabalık değildir ancak &#8220;Adalar ve Boğaz Sahillerinin Omurgasız Dip Hayvanları&#8221; adlı kitabı kelimenin tam anlamıyla bir şaheserdir ve doğa bilimlerinde doldurduğu boşluk benim yaptığım ve yapacağım 100 makaleye bedeldir. İnanmıyorsanız kitabı bulun ve okuyun.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu arada Muzaffer Demir hoca, Necla Demir hocahanımın da beyidir. Bilmeyenler için Necla Demir; Türkiye&#8217;nin ilk ihtiyologlarından (balık bilimci) olup, yayınladığı &#8220;İhtiyoloji&#8221; adlı kitabı (gerçi Karl Lagler ve arkadaşlarının 1977&#8242;de ilk kez yayınladıkları &#8220;Ichtiology&#8221; nin tercümesidir ama çok iyi bir tercümedir) ilgilileri için temel bir başucu kaynağıdır.  Bir keresinde merhum &#8220;Savaş Mater&#8221; hocadan (-ki kendisi, Necla Demir&#8217;in doktorantıydı), Muzaffer ve Necla Demir&#8217;in ilginç bir çift olduğunu dinlemiştim. Mesela fakülteye asla beraber gelmezlermiş. Çok titizlermiş. Hatta Savaş Mater hoca, Necla hocahanımın titizliği yüzünden doçentlik tezini bir çok kere yeni baştan yazmak zorunda kaldığını anlatmıştı. Başta Curt Kosswig olmak üzere tümünün ruhları şad olsun.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İki yıl evvel Yunanistan&#8217;da düzenlenen 25. Avrupa Araknoloji Kongresinde sunmuş olduğumuz bildirinin giriş sayfası şöyleydi (resimleri tam boyut görmek için lütfen üzerlerine tıklayınız);</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/02/sunum_1.jpg" target="_blank"><img class="aligncenter size-medium wp-image-3975" title="Tıklayınız !" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/02/sunum_1-300x195.jpg" alt="" width="300" height="195" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sonu ise şöyle;</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/02/sunum_2.jpg" target="_blank"><img class="aligncenter size-medium wp-image-3976" title="Tıklayınız !" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/02/sunum_2-300x198.jpg" alt="" width="300" height="198" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Curt Kosswig ve talebeleri, Türk zoolojisinini altın kuşağını oluşturmuşlardır. Genç biyologların Onu, hayatını, çalışmalarını ve Türkiye&#8217;ye katkılarını iyi irdelemelerini temenni ediyorum. Günümüzde Türkiye&#8217;nin en elit Biyoloji bölümünde öğretim üyesi olacağıma; Onun Zap suyunu geçerken bindiği katırın ayağında nal olmayı yeğlerdim.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;"><strong>*</strong></span> Demir, M. 1952. Boğaz ve Adalar Sahillerinin Omurgasız Dip Hayvanları. İ. Ü. Fen Fak. Yayınları. 4: 615+14+13 sf.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Not:</strong> Kosswig resimlerinden oluşan bir sunum (<a href="http://www.dogatarihi.net/curt-kosswig/" target="_blank">buradan</a>)</span></p>
<div><a href="http://www.eklebunu.com/ekle.php" onclick="window.open('http://www.eklebunu.com/ekle.php?k=araneae&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.dogatarihi.net%2Fcurt-kosswig-2%2F&amp;t=Curt+Kosswig%26%238217%3Bi+Anmak', 'eklebunu', 'scrollbars=yes,menubar=no,width=620,height=520,resizable=yes,toolbar=no,location=no,status=no'); return false;" title="T&#252;m link payla&#351;&#305;m sitelerine ekleyin!" target="_blank"><img src="http://www.eklebunu.com/buton.php?bt=1&k=araneae" width="83" height="16" border="0" alt="EkleBunu Sosyal Payla&#351;&#305;m Butonu" /></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/curt-kosswig-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğa Fotoğrafçılığı</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/bayram-gocmen-doga-fotografciligi/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/bayram-gocmen-doga-fotografciligi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Feb 2011 01:29:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa Bilimciler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=3867</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Dr. Bayram Göçmen hoca çok sevdiğim, saygı duyduğum zannımca camiamızın ender dürüst kişiliklerinden bir tanesi. İyi bir bilim adamı, iyi bir herpetolog (sürüngen bilimci) ve aynı zamanda iyi bir doğa fotoğrafçısı. Kendisi geçtiğimiz günlerde kişisel çalışmalarını derlediği bir ağ sayfasını &#8220;Bayram Göçmen &#124; Doğa Fotoğrafçılığı&#8221; başlığıyla yayına soktu. Hocamın ağ sayfasına buradan ulaşabilirsiniz. Acizane [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-3870" title="Bayram Göçmen | Doğa Fotoğrafçılığı" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/02/doga_fotografciligi.jpg" alt="" width="340" height="64" /></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://fen.ege.edu.tr/~bgocmen/anasayfa.html" target="_blank">Prof. Dr. Bayram Göçmen</a> hoca çok sevdiğim, saygı duyduğum zannımca camiamızın ender dürüst kişiliklerinden bir tanesi. İyi bir bilim adamı, iyi bir herpetolog (sürüngen bilimci) ve aynı zamanda iyi bir doğa fotoğrafçısı. Kendisi geçtiğimiz günlerde kişisel çalışmalarını derlediği bir ağ sayfasını &#8220;Bayram Göçmen | Doğa Fotoğrafçılığı&#8221; başlığıyla yayına soktu. Hocamın ağ sayfasına <a href="http://fen.ege.edu.tr/~bgocmen/album/" target="_blank">buradan</a> ulaşabilirsiniz. Acizane beğeni ve takdir hislerimle, bu güzellikleri bizlerle paylaştığı için gıyabında kendisine teşekkür ediyorum.</span></p>
<div><a href="http://www.eklebunu.com/ekle.php" onclick="window.open('http://www.eklebunu.com/ekle.php?k=araneae&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.dogatarihi.net%2Fbayram-gocmen-doga-fotografciligi%2F&amp;t=Do%C4%9Fa+Foto%C4%9Fraf%C3%A7%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1', 'eklebunu', 'scrollbars=yes,menubar=no,width=620,height=520,resizable=yes,toolbar=no,location=no,status=no'); return false;" title="T&#252;m link payla&#351;&#305;m sitelerine ekleyin!" target="_blank"><img src="http://www.eklebunu.com/buton.php?bt=1&k=araneae" width="83" height="16" border="0" alt="EkleBunu Sosyal Payla&#351;&#305;m Butonu" /></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/bayram-gocmen-doga-fotografciligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mesobuthus eupeus</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/mesobuthus-eupeus/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/mesobuthus-eupeus/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Jan 2011 09:17:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Bilimciler]]></category>
		<category><![CDATA[Akrep]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=3800</guid>
		<description><![CDATA[Mesobuthus eupeus phillipsii Üç gün evvel Dünya&#8217;nın en önemli &#8220;Akrep Bilim&#8221; dergisi olan &#8220;Euscorpius&#8221; da, &#8220;On Two Subspecies of Mesobuthus eupeus (C. L. Koch, 1839) in Turkey (Scorpiones: Buthidae)&#8221; başlıklı bir makale yayınlandı. Makalenin yazarları; František Kovařík, Ersen Aydın Yağmur, Victor Fet ve Shahrokh Navidpour. Bu internet güncesinin takipçileri yazarlardan Ersen Aydın Yağmur&#8217;un ismine aşinadırlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/01/mesobuthus_eupeus_phillipsii.jpg" target="_blank"><img class="aligncenter size-full wp-image-3803" title="Mesobuthus eupeus phillipsii" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/01/mesobuthus_eupeus_phillipsii.jpg" alt="" width="260" height="194" /></a></span><span style="color: #000000;"><br />
<em> Mesobuthus eupeus phillipsii </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Üç gün evvel Dünya&#8217;nın en önemli &#8220;Akrep Bilim&#8221; dergisi olan &#8220;Euscorpius&#8221; da, &#8220;On Two Subspecies of <em>Mesobuthus eupeus</em> (C. L. Koch, 1839) in Turkey (Scorpiones: Buthidae)&#8221; başlıklı bir makale yayınlandı. Makalenin yazarları; František Kovařík, Ersen Aydın Yağmur, Victor Fet ve Shahrokh Navidpour. Bu internet güncesinin takipçileri yazarlardan Ersen Aydın Yağmur&#8217;un ismine aşinadırlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-3800"></span><a href="http://kovarex.com/scorpio/" target="_blank">František Kovařík</a> bildiğim kadarıyla esasen biyolog değil, sanırım mühendis (emin değilim). Bununla beraber bilhassa Ortadoğu Akrepleri üzerine Dünya&#8217;nın sayılı uzmanlarından. Victor Fet, Rus asıllı Amerikan vatandaşı. Makalenin yayınlandığı &#8220;Euscorpius&#8221; dergisinin iki editöründen bir tanesi. O da tıpkı &#8220;František Kovařík&#8221; gibi büyük bir akrep uzmanı. Çok iyi bir editör. ABD&#8217;ye göç etmezden evvel, SSCB döneminde uzun yıllar Türkmenistan&#8217;da bir milli parkın yöneticiliğini yapıyor. Bu süreçte Türk kültürüne aşina oluyor. Çok yönlü bir insan, tarihe ve özellikle arkeolojiye meraklı. Şair yönü de var. Sevdiğim bir hocam, ağabeyim. Shahrokh Navidpour, İran&#8217;lı. Hakkında çok fazla bilgi sahibi değilim. Son beş yıldan beri Victor Fet ve ekibiyle birlikte çalışıyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu kadar dedikodudan sonra gelelim <em>Mesobuthus eupeus</em> makalesine. Buthidae familyasından olan <em>Mesobuthus eupeus</em>, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Palearktik_b%C3%B6lge" target="_blank">Palearktik</a> bölgenin en geniş yayılımlı akrep türüdür (Türkiye&#8217;den, Çin&#8217;e. Kuzeyde Rusya&#8217;ya kadar). Vücutları sarımsı-kahverengi; yürüme bacakları açık sarımsı-kahverengidir. Karapaks özellikle karinaların bulundugu kısımlarda siyahımsı kahverengi olup, sırtta siyahımsı 5 tane boylamsal çizgi bulunur<span style="color: #ff0000;"><strong>*</strong></span>. Vakti zamanında her iki türü de evinde beslemiş birisi olarak şunu söyleyebilirim ki; <em>Mesobuthus eupeus</em> türü, Anadolu&#8217;nun en yaygın akrep türü (Ege, Akdeniz ve İç Anadolu) olan <em>Mesobuthus gibbosus</em> (Anadolu Sarı Akrebi)&#8217;tan, teknik detayları bir yana renk itibariyle kolaylıkla ayırt edilebilmektedir. </span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/01/mesobuthus_gibbosus.jpg" target="_blank"><img class="aligncenter size-full wp-image-3813" title="Mesobuthus gibbosus | Anadolu Sarı Akrebi" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/01/mesobuthus_gibbosus.jpg" alt="" width="260" height="194" /></a></span><span style="color: #000000;"><br />
<em> Mesobuthus gibbosus</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Günümüze kadar <em>Mesobuthus eupeus</em> türü ülkemizden <em>Mesobuthus eupeus eupeus</em> alt türü ile bilinmekteydi. Yeni yayınlanan makale bu durumda bir değişikliğe neden oldu. Şöyle ki, <em>Mesobuthus eupeus</em> türü artık ülkemizden iki alt tür ile bilinmekte. Araştırmacılar çalışmalarında; Adıyaman, Diyarbakır,Gaziantep,  Kahramanmaraş,   Mardin ve Şanlıurfa illerimizdeki <em>Mesobuthus eupeus</em> populasyonlarının daha evvel ülkemizden bilinmeyen <em>Mesobuthus eupeus phillipsii</em> alt türüne ait olduğunu duyurdular. <em>Mesobuthus eupeus eupeus</em> alt türü ise <em>phillipsii</em> alt türüne göre daha Kuzey illerimizde (Batıda Konya. Doğu&#8217;da Artvin) dağılım göstermekte. İki alt türü birbirlerinden ayıran doğal engel ise Toros dağlarının doğu uzantısı. Makalenin orjinaline ulaşmak için <a href="http://www.science.marshall.edu/fet/euscorpius/p2011_109.pdf" target="_blank">burayı</a> tıklayabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir savaş meydanı düşünün. Piyadeler, topçular, tankçılar, komandolar vs. Tüm bu askeri sınıflar içerisinde kimsenin görmediği, adları hemen hemen hiç anılmayan Levazımcılar, İstihkamcılar vardır. Levazımcılar yemek yaparlar; istihkamcılar mayın temizlerler, köprü kurarlar. Diğer sınıfların işlerini kolaylaştırılar. İşte ben biz sistematikçileri bu askeri sınıflara benzetiyorum. Biz gidip <em>Mesobuthus eupeus</em> bulacağız Şanlıurfa&#8217;dan. Onun dağılım alanını tespit edeceğiz, kendisini tanımlayacağız. Sonra bir gün bir <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Toksikoloji" target="_blank">toksikolog</a> Şanlıurfa&#8217;dan bir vakayı değerlendirecek (<a href="http://www.scielo.br/scielo.php?script=sci_arttext&amp;pid=S1678-91992005000400008" target="_blank">bakınız</a>) ve belki bir gün <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Farmakognozi" target="_blank">farmakognozist</a> bu türün zehirinden bir ilaç yapacak. Bu ilaç kansere deva olacak. Kim bilir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;">*</span> Yağmur, E.A. 2005. Gaziantep Akrepleri (Ordo: Scorpiones) ve Zoocoğrafik Dağılışları. Gaziantep Üniversitesi. Fen Bilimleri Enstitüsü. Yüksek Lisans Tezi.<br />
</span></p>
<p style="text-align: justify;">
<div><a href="http://www.eklebunu.com/ekle.php" onclick="window.open('http://www.eklebunu.com/ekle.php?k=araneae&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.dogatarihi.net%2Fmesobuthus-eupeus%2F&amp;t=Mesobuthus+eupeus', 'eklebunu', 'scrollbars=yes,menubar=no,width=620,height=520,resizable=yes,toolbar=no,location=no,status=no'); return false;" title="T&#252;m link payla&#351;&#305;m sitelerine ekleyin!" target="_blank"><img src="http://www.eklebunu.com/buton.php?bt=1&k=araneae" width="83" height="16" border="0" alt="EkleBunu Sosyal Payla&#351;&#305;m Butonu" /></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/mesobuthus-eupeus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilim Adamı Kimdir?</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/bilim-adami-kimdir/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/bilim-adami-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Jan 2011 22:38:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa Bilimciler]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=3782</guid>
		<description><![CDATA[Bilim İnsanlığı Tanımı Yanlış mı Yapılmaktadır? Prof. Dr. İbrahim Ortaş iortas {at} cu.edu.tr 24 Ocak 1990 tarihinde ülkemizin eğitim ve toplumsal bilinç düzeyinin bir göstergesi olan trafik kazasına kurban verdiğimiz Prof. Dr. Mahmut Sayın Hocamın bize bıraktığı en büyük miras bir bilim insanı olarak örnek yaşamıdır. Dünyanın sayılı üniversitelerinde öğrencilik, araştırma yapmış olan hocamızın yüksek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong>Bilim İnsanlığı Tanımı Yanlış mı Yapılmaktadır?</strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-3791" title="Prof. Dr. İbrahim Ortaş" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2011/01/ibrahim_ortas.jpg" alt="" width="168" height="200" /><br />
</strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong>Prof. Dr. İbrahim Ortaş<br />
iortas {at} cu.edu.tr</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">24 Ocak 1990 tarihinde ülkemizin eğitim ve toplumsal bilinç düzeyinin bir göstergesi olan trafik kazasına kurban verdiğimiz Prof. Dr. Mahmut Sayın Hocamın bize bıraktığı en büyük miras bir bilim insanı olarak örnek yaşamıdır. Dünyanın sayılı üniversitelerinde öğrencilik, araştırma yapmış olan hocamızın yüksek bilimsel kapasitesi kadar nitelikli bilim insanı davranışını geleceğin bilim insanı genç araştırıcılara düzenli olarak aktarılmasını önemsiyorum. En üst düzeyde bilginin üretildiği ve üretilen bilginin tartışılarak öğretildiği üniversite ortamlarında üniversite geleneklerine ve usta-çırak ilişkilerine uygun olarak hepimizin edindiği tecrübeyi gençlere aktarması yararlı olacaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-3782"></span>Dünyanın biricik tecrübesi ve benim de 30 küsur ülkede gezip gördüğüm olgu, iyi bilim insanlarının olduğu ve yönettiği üniversite ortamlarının canlı, üretken ve bir çok yönden bir hayli geliştiği görülmektedir. Üniversitelerin olduğu kentlerin, sosyal, estetik ve sanatsal olarak geliştiği, ticaretin canlı olduğu görülmektedir. Bu nedenle bilim adamı niteliğini ve aranan özellikleri aralıklarla içinde bulunduğumuz ortamlarda birlikte yaşadığımız hocalarımızda gördüğümüz örnek bilim insanı davranışlarını genç bilim adamı adaylarına hatırlatmak onların geleceklerini doğru kurgulaması ve üniversite geleneklerini yaşatması bakımından önemsiyorum.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong> Bilim Adamı Kimdir?</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir meslek olarak akademisyenlik lise sonrası eğitim verilen bir uğraşıdır. Bilim tarihi bilgimiz ilk üniversite kavramının Yunalı bilgin Platon tarafından Akademiye denilen bölgede satın aldığı alana bina yaparak bahçede insanları düşünmeye ve tartışmaya davet etmesi ile başladığı yönündedir. Bilgi ile ilgili sorun gönüllülük ekseninde gönül bahçesinde karşılıklı çıkarsız ve dostane bir ilişki ile yürütülüyor. Gönül bağına bağlı yürütülen eğitim de ast üst yok, bilgililer, az bilgililer var. Derste daha deneyimli olanlar konuşuyor, daha az deneyimli olanlar dinliyordu. Öğreten ve öğrenen birlikte hareket etmekte ve zaman zaman öğreten ile öğrenen yer değiştirler. Bilgili ve bilge olarak tanımlanan kişiler ile insan olma kâmillik arasındaki ilişkiden dolayı öğreticiler saygın bir konuma sahiptirler. Değerli olanlar, makam mevki sahipleri değil, bilgili olanlardır. Sanırım toplumların halen öğretmene, bilim insanına ve bilgi üretenlere verdiği önem buradan kaynaklanıyor.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong> Akademiye Gerçek Bir Özgürlük Ve Düşünce Açıklama Ortamıdır</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Akademiye da tabii öğreten de, öğrenen de tartışmaya katılmak için ciddi çaba içindeydiler, beyin jimnastiği yapıyor ve zamanın önemli bir kısmını konu üzerinde düşünerek geçiriyorlardı. Her konu sorgulanmakta ve cevabı aranmaktadır. Sokrat’ın denemelerindeki sorgulama ve verilen cevaplar ne yazık ki günümüz üniversitelerine parmak ısırtacak düzeydedir. Dünyayı anlamaya çalışan filozoflar akademide hiçbir etki altında kalmadan fikirlerini açıkça belirtiyorlardı. Leonardo da Vinci, “bilim adamları tıpkı Aristoteles ve Platon gibi, kendi düşüncelerini hiçbir etki altında kalmadan geliştirmeli ve savunmalıdır” diyor.<br />
Bu bağlamda düşünürler ve filozoflar genelde üniversiteye ve akademiye yakıştırılmışlardır. Bilim sorgulama sanatı olarak kabul edilirse, bilim adamı da iyi soru soran kişidir. Ahmet Cemal, “Nasıl Üniversiteli Olunur? adlı yazısında üniversitenin bir felsefe ortamı olarak, “Nedir?” sorusunun sürekli sorulduğu ve bilgi üreten organ olarak belirtiyor. Üniversitelilik anlayışını kavramış ve bu anlatılanlar ışığında üniversite hocası, birincil görevi mevcut “müfredat programlarını” sadece uygulamakla yetinen, araştırma yapmayan ya da belli “zorunlu” akademik unvanları bir defa aldıktan sonra, canı isterse artık emekliliğine kadar tek satır yayımlamadan sadece derslerine girip çıkan kişi değildir. Üniversite hocasını, “akademisyen” hoca ve akademisyen kılan, onun mesleğinin basamaklarında çıktıkça artan bir araştırma, bilgi üretme ve öğrencilerini de böyle bir üretime ortak etme yükümlülüğünü daha en baştan üstlenmiş olmasıdır. Araştırma yapmayan, eser vermeyen, bilgi üretimi eylemini gerçekleştirmeyen bir üniversite hocası ve akademisyen kavramı, Batı’nın üniversite geleneğine yabancıdır, çünkü o iklimlerde bu gelenek, bilim geleneği gibi çok daha genel ve önemli bir gelenek temeline dayanır” diyor.<br />
Dünya Üniversiteler Birliği’nin Eylül 1988′de onayladığı Lima Bildirgesi’nde belirtildiği gibi, bilim insanları, “Devletten ya da herhangi bir başka kaynaktan gelebilecek müdahale veya baskı endişesini taşımadan, bilgiyi araştırma, inceleme, tartışma, belgeleme, üretme, yaratma, öğretme, anlatma veya yazma yoluyla edinmelerinde ve iletmelerinde özgür” olmalıdır.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong> Akademiyada Bilim Yapmak Bir Yaşam Biçimidir</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilim yapmak, bilimsel bilgi oluşturmak, bilim insanı olmak son derece sorumluluk gerektiren, zor bir süreçtir. Bilim insanı bu anlamda rahatını düşünen, insan değildir. Rahatını düşünen insan gece uykusu kaçan, sorgulayan kişi değildir. Sorgulayan kişi her an bilgisini kontrol eden ve kuşkuya kapılan kişidir.<br />
Bir yaşam biçimi olan bilim insanı, bilimi kendine rehber almış, iç disiplini gelişmiş, analitik ve özgür düşünülebilen, üretebilen, ürettiğini başta öğrencileri olmak üzere paylaşabilen, otoriteye bağlı kalmadan ve hiçbir çıkar ilişkisine girmeden hareket edendir.<br />
Bilim insanı hakikatin peşinden koşan, hakikate ulaşmak için düşünme ve araştırma eylemi içinde olan yetişkin birey davranışlı kişidir. Bilim insanı ya kendisini konuya vermiş sorun ile yaşayan Yunus misali hakikatin peşinde koşan, onun dışında dünya malında gözü olmayan bir yaşam biçimine sahiptir.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong> Bilim Adamı Niteliği Nasıl Olmalıdır?</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Türk Üniversitelerinin kısa tarihinde üniversitelerde zaman zaman bilimsel atmosfer sekteye uğradığı için üniversite gelenekleri tam oluşamadı ve bilim insanlığı tanımı yanlış yapılmaktadır. Veya öyle bir imaj oluşmaya başlandı. Bilim adamlığı verilmiş bir iş veya görev değildir. Aynı zamanda bir öğretmenlik işi de değildir. Bilim adamlığı olgunlaşmış bir yapı olup beslenerek geliştirilmesi gereken bir yapıdır. Bilim insanı sürekli kendisini yenileyen, bilgi oluşturan ve derleyen ve elde ettiği bilgiyi paylaşan kişidir. Hareket halindeki bir bisiklete benzer, pedal salınmadığı andan itibaren yarıştan kopar ve bir daha kendi alanındaki gelişmeleri yakalaması ve geçmesi zor olmaktadır. Genelde öz güveni gelişmemiş kişilikler kendisinden başkasına güvenmeyen, otoriteye bel bağlayan bir yapıya sahiptirler. Bu tür kişilikler bilgiye ilgisiz, ezberci, sorgulama yapmadan söylenenleri kabul eder niteliği ile gelecek kuşaklara da yanlış örnek olacakları için öğretim üyesi seçiminde öz güvenli, yetişkin birey özelliği gelişmiş kişilerin tercih edilmesinde büyük fayda vardır.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong> Üniversite Yetişkin Birey Özelliğindeki Bilim İnsanı Niteliği Kazandırır</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilim adamlığı verilmiş bir iş değildir. Bilim adamı kendisini geliştirmiş, olgunlaşmış bir yapıdır. Bilim insanı yetişkin birey olarak, analitik düşünebilen, kültürel alt yapısı gelişmiş, evet ve hayırları olan, kişilik gelişimi sağlam, duygusal zekâlı, özgür ve bağımsız düşünebilen, yaratıcı, öğrenme becerisi iyi, bilgiden bilgi çıkarabilen, motivasyonu ile sürükleyici niteliği olan meraklı olduğu gibi merak oluşturabilen, araştıran ve sorgulayarak bilgi edinen, öz güveni gelişmiş, kendisine saygısı olan ve yaşamını anlamlı kılmak için sürekli çabalayan bir kişiliktir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilim adamının her şeyden önce biz merkezli, ortak akla güvenen ve yaşatan, sürükleyici vizyon oluşturan bir yapıda olması gerekir. Diğer taraftan analitik düşünme yeteneği gelişmemiş, başta tarih olmak üzere kültürel bilgi birikimi yetersiz, kalıpçı, taklitçi, ezberci, dogmatizme çok yatkın ve ondan etkilenen, evet efendimci, itaat kültürü yüksek, kişiliği sindirilmiş, yaşamına anlam katamayan kişiler ise bilim ortamına bilgi katacak düzeyde değillerdir. Ben merkezli kısır düşünen, bilgi paylaşamayan, vizyon oluşturamayan, otoriteye çıkar ilişkisi ile bağlı olan, kendi kendini gerçekleştirmeyen kişilikler ise bilime ve kültürel kalkınmaya katkı yerine bilim ve bilim ortamının nimetlerinden yararlanan kişiler olarak tanımlanırlar. Albert Einstein, “Bilim ve tekniğin mucizelerinden bilinçsiz olarak yararlanan ve bu alandaki bilgileri, bitkileri keyifle tüketen ineğin botanik dalı bilgisinden fazla olmayan herkes utanç duysun!”</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong> Bilim İnsanı Hakikati Arayandır</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Akademisyen her yönü ile kendisini geliştirmiş bir yapılanmadır. Son yıllarda akademik yaşamı hakikati arayan felsefi arayış yerine, meslek öğrenme alanı konumuna getirilmiş imajı verilmiştir. Çok sayıda öğrencinin üniversiteyi tercih etmesinin temelinde hakikati öğrenmek değil, bir meslek öğrenmeyi yeğlemesi yatmaktadır. Bilim insanı olmak için ciddi bilimsel bilgi üretmek, bilgiyi paylaşma aralayışı, akademik makale yaparak ve sıralamaya girerek akademik unvan alma üniversitede bir ölçü durumuna gelmiştir. Hal böyle olunca bilim adamı hakikati aramak sorgulamak yerine üniversiteyi anlamadan ancak aranan sayıda makale ile üniversitede kendine bir yer edinmektedir. Makale yazmak önemli ancak öncelikle ne aradığını bilmek, bilerek üretmek ve ürettiği faydaya dönüşüyorsa anlamalıdır. Artık makaleye dayalı akademisyenlik, makaleye bağlı gelişme neredeyse bir sektör durumuna geldiği için şekilden çok öze ve bilgiye dayalı akademisyenliğin yeniden güncellenmesi gerekir.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong> Bilim Ortamında Bilim İnsanın Amiri Olmaz, Bilim İnsanı Sorumluluğu İle Kendi Amirliğini Kendisi Yapar</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilim insanı “amiri olmayan bir memurdur” anlamına geldiği için bağımsız ve özgür kişi olması gerekir. Kişiliği gelişmiş bilim adamı kendini güvende hisseden kendi kendini temsil eden kişidir. Bilim adamı bilim disiplinine bağlıdır ve özgür birey olarak görevini bağımsız yapar. Aksi takdirde aykırı soruları sormaktan çekinir, bilinmeyenin araştırmaz, bulgusunu da özgürce savunamaz. Bu bağlamda bilim insanı bilim disiplini dışında hiçbir disipline de bağlı değildir. Onun içinde bilim insanın Akademiye gününden şimdiki zamana kadar, üniversite ortamında patronu ve ast üst ilişkisi yerine, eşit yurttaş ilişkisi içinde hele aynı düzeydeki kişilerin arasında kesinlikle bir denklik söz konusudur. Hatta bilimsel liyakat, akademik liyakatin önünde gelir.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong> Bilim İnsanı Kişisel Çıkardan Çok Bilimin ve İnsanlığın Çıkarını Korur</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilim adamı kendisi için, kişisel çıkardan çok insanlığın ve doğanın sorunlarına kendisini adamıştır. Eğer öyle olmasaydı, insanlık ne kıtları keşfederdi, ne de uzayın derinliklerinde aya gidebilirdi. Bilim insanının yaşamı bireysel anlayışın önüne geçmiş kişidir. İsrail devleti kurulduğunda Albert Einstein’a devlet başkanlığı teklifi götürülür. Einstein devlet başkanlığından çok fizik bilimin sorunları ile uğraşmanın önemini nazikçe büyük elçiye iletir. Bu bağlamda çoğu zaman bilim anlayışı ve ahlakı duruşu, küçük makam ve mevkilere pek uygun düşmemektedir. Bilimsel araştırma yapma yeri olan üniversitelerde bugün değer olarak kabul edilen mutlaka idari görev yapmak için yöneticilere yakın olma arayışı ve anlayışı üniversitelilik kültürüne ve geleneğine zarar vermiştir. Sık sık eleştiri konusu yapılan yönetim kadrolarında yer alan yardımcı pozisyondaki akademisyenlerin üst yöneticileri ile rahat konuşamamaları veya tersinden de yöneticilerin yardımcı veya emri altındaki aynı akademik pozisyonundaki kişilerle aralarına mesafe koymaları, karşılıklı bilgi paylaşımına girmemeleri en azında üniversite ortamında akademik düzeyde yerinin olmaması gerekir. En azından platoların Akademsinde ast üst, öğretici öğrenci ayrımı yoktu. Bir profesörün bir profesörün patronu olması, emir vermesi yerine, bilgisine başvurması veya yardım istemesi üniversite geleneğine daha uygundur.<br />
Doğal olarak günümüzde nüfusu itibarı ile birer kasaba ve ekonomik büyüklüğü ile birer holding büyüklüğündeki kurumlarda bilim ve idari sorunların koordineli işlemesi için bilim yöneticiliği de yapılacaktır. Üniversite dinamiklerinin bilim yöneticisi olarak seçtiği kişilerin kendilerine yardım edecek liyakat sahibi, işi bilen kişileri seçmesi önemli. Üniversitenin alt biriminden en üst birimine kadar görev alacak kişilerin seçiminde veya tercihinde siyasetin içine düştüğü duruma gelmeden liyakati ve bilgiyi dikkate almak kurumların sağlıklı işleyişine katkıda bulunacaktır. Hatta yeri geldiğinde bilim insanları ülke yönetimde de yer almalıdır. Ancak bu teklif karşı taraftan geliyorsa çok daha anlamlıdır. Bilim insanlarının da bir yere gelmek için payelerin en yükseği olan akademik liyakate uygun davranması gerekir. Aksi takdirde kamuoyunda itibarımız tartışılmaktadır. Bilim insanına her alanda aydın tavrı ve ilkeli duruş yakışır.<br />
Özet olarak, ülkemizin aydınlık geleceği bizler gibi rol modeli sahibi bilim insanlarının tutumuna bağlıdır. Her yönü ile kişiliği gelişmiş, özgüven sahibi, konusunu bilen, insana ve doğaya karşı sorumlu olan ve bunun gereğini bilimsel bilgi üreterek sağlayan, ancak bu arada öğrencisine ve çevresine de davranışları ile mesaj veren insanların varlığında ülkemiz daha sağlıklı gelişecektir. Gençliğin hocaları olan biz bilim insanlarının tutum ve ilkeli duruşunun topluma yol göstereceğine inanıyorum.</span></p>
<div><a href="http://www.eklebunu.com/ekle.php" onclick="window.open('http://www.eklebunu.com/ekle.php?k=araneae&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.dogatarihi.net%2Fbilim-adami-kimdir%2F&amp;t=Bilim+Adam%C4%B1+Kimdir%3F', 'eklebunu', 'scrollbars=yes,menubar=no,width=620,height=520,resizable=yes,toolbar=no,location=no,status=no'); return false;" title="T&#252;m link payla&#351;&#305;m sitelerine ekleyin!" target="_blank"><img src="http://www.eklebunu.com/buton.php?bt=1&k=araneae" width="83" height="16" border="0" alt="EkleBunu Sosyal Payla&#351;&#305;m Butonu" /></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/bilim-adami-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Guillaume Antoine Olivier</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/guillaume-antoine-olivier/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/guillaume-antoine-olivier/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2009 22:25:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa Bilimciler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=2925</guid>
		<description><![CDATA[Guillaume Antoine Olivier Guillaume Antoine Olivier (1756-1814), Fransız entomolog, araknolog. Aynı zamanda Tıp eğitimi de alan Olivier, Fransızların en büyük doğa bilimcileri arasında yer alır. Avrupa-İran arasında yer alan geniş coğrafyada altı yıl süren bir araştırma gezisinde görev aldı.  Türkiye, İran, Mısır ve bazı Akdeniz adalarından topladığı örneklerle 1798 senesinde Fransa&#8217;ya dönen Olivier, 1800&#8242;de Zooloji [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2926" title="Olivier Guillaume Antoine" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2009/08/Olivier_Guillaume_Antoine-237x300.png" alt="Olivier Guillaume Antoine" width="202" height="255" /></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Guillaume Antoine Olivier</span></h4>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Guillaume Antoine Olivier (1756-1814), Fransız entomolog, araknolog. Aynı zamanda Tıp eğitimi de alan Olivier, Fransızların en büyük doğa bilimcileri arasında yer alır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-2925"></span>Avrupa-İran arasında yer alan geniş coğrafyada altı yıl süren bir araştırma gezisinde görev aldı.  Türkiye, İran, Mısır ve bazı Akdeniz adalarından topladığı örneklerle 1798 senesinde Fransa&#8217;ya dönen Olivier, 1800&#8242;de Zooloji Profesörü olmaya hak kazandı ve  &#8220;School at Alfort&#8221; da göreve başladı. Entomologie ou histoire naturelle des Insectes (1808), Le Voyage dans l&#8217;Empire Ottoman, l&#8217;Égypte et la Perse (1807) başlıca eserleri arasında yer alır.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2940" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2009/08/Olivier-223x300.jpg" alt="" width="223" height="300" /></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Entomologie ou histoire naturelle des Insectes&#8217;den</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.dogatarihi.net/johan-christian-fabricius/" target="_blank">Johan Christian Fabricius</a> ile çok yakın arkadaş olan Olivier; <a href="http://www.dogatarihi.net/pierre-andre-latreille/" target="_blank">Pierre André Latreille</a> in de patronu ve hamisidir. Dev koleksiyonu günümüzde Paris Doğa Tarihi Müzesinde muhafaza edilmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kaynak: </strong>Essig, E. O. 1972. A History of Entomology. Hafner Publishing  Co., New York. 1,029 pp.</span></p>
<div><a href="http://www.eklebunu.com/ekle.php" onclick="window.open('http://www.eklebunu.com/ekle.php?k=araneae&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.dogatarihi.net%2Fguillaume-antoine-olivier%2F&amp;t=Guillaume+Antoine+Olivier', 'eklebunu', 'scrollbars=yes,menubar=no,width=620,height=520,resizable=yes,toolbar=no,location=no,status=no'); return false;" title="T&#252;m link payla&#351;&#305;m sitelerine ekleyin!" target="_blank"><img src="http://www.eklebunu.com/buton.php?bt=1&k=araneae" width="83" height="16" border="0" alt="EkleBunu Sosyal Payla&#351;&#305;m Butonu" /></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/guillaume-antoine-olivier/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Niyazi Lodos</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/niyazi-lodos/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/niyazi-lodos/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2009 01:14:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa Bilimciler]]></category>
		<category><![CDATA[Ünlü Türk Biyologları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=2907</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Dr. Niyazi Lodos 1921 &#8211; 10 Ekim 1997 Entomoloji dünyasından bir yıldız kaydı. Hocaların hocası, büyük insan, dünyaca tanınmış araştıncı ve binlerce öğrenci yetiştirmiş değerli eğitmen sevgili hocamız Prof. Dr. Niyazi Lodos&#8217;u kaybetmenin acısı içindeyiz. Tüm meslek camiamıza başsağlığı dileriz. Sevgili hocamız,   1921 yılında Manisa ilinin Akhisar İlçesine bağlı Yayaköy&#8217;de doğmuş, ilk ve orta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="aligncenter size-full wp-image-2908" title="Prof. Dr. Niyazi Lodos" src="http://www.dogatarihi.net/wp-content/uploads//2009/08/niyazi_lodos.jpg" alt="Prof. Dr. Niyazi Lodos" width="175" height="235" /></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong>Prof. Dr. Niyazi Lodos</strong><br />
<strong>1921 &#8211; 10 Ekim 1997</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Entomoloji dünyasından bir yıldız kaydı. Hocaların hocası, büyük insan, dünyaca tanınmış araştıncı ve binlerce öğrenci yetiştirmiş değerli eğitmen sevgili hocamız Prof. Dr. Niyazi Lodos&#8217;u kaybetmenin acısı içindeyiz. Tüm meslek camiamıza başsağlığı dileriz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-2907"></span>Sevgili hocamız,   1921 yılında Manisa ilinin Akhisar İlçesine bağlı Yayaköy&#8217;de doğmuş, ilk ve orta öğretimini İzmir&#8217;de tamamlamış ve 1946 yılında   Ankara    Üniversitesi    Ziraat Fakültesinden mezun olmuştur. Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsünde meslek yaşamına ilk adımım atan hocamız, askerlik hizmetini tamamladıktan sonra 1947-1950 yılları arasında kısa sürelerle Ankara Zirai Mücadele ve Karantina Müdürlüğü, Ziraat İşleri Genel Müdürlüğü Meyvecilik Şubesi ve Bornova Bölge Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü gibi kuruluşlarda görev yapmıştır. 1950-1955 yılları arasında çalıştığı Ankara Bölge Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsünde gösterdiği yüksek performans, yöneticilerin ve rahmetle andığımız Merhum Prof. Dr. Bekir Alkan&#8217;ın dikkatini çekmiş ve sevgili hocamız Bilim Adamlığı yolunda ilk adımlarını bu kuruluşta atmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Nitekim Prof. Dr. Bekir Alkan hocamızın danışmanlığı altında hazırlamış olduğu &#8220;Orta Anadolu&#8217;da meyve ağaçlarında zarar yapan Curculionidae (Hortumlu böcekler) türleri üzerinde sistematik araştırmalar&#8221; konulu doktora tezini başarıyla tamamlamıştır. Bu sırada Güneydoğu Anadolu Bölgesinde hububatta önemli zararlar oluşturan Süne&#8217;yle ilgili araştırmalar yapmak üzere Bakanlıkça Diyarbakır&#8217;a görevlendirilen Hocamız daha sonra Bölge Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsüne dönüştürülecek olan &#8220;Geçici Süne Araştırma İstasyonu&#8221;nu kurmuş ve bu kuruluşun yöneticiliğini üstlenmiştir. Süne üzerinde yaptığı biyolojik ve ekolojik çalışmalardan elde ettiği sonuçlar hâlâ başarıyla kullanılmakta ve uygulanmaktadır. Süneyle ilgili bu başarılı çalışmalar O&#8217;nu kısa zamanda civar ülkelerde de ünlendirmiş, nitekim Irak Hükümeti kendisini Irak&#8217;ta Süne sorununu çözmek için bir yıllığına &#8220;Sözleşmeli Araştırıcı&#8221; olarak istihdam etmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1957 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesine intisap eden hocamız, ileriyi çok iyi görebilme özelliğinin bir sonucu olarak Türkiye&#8217;de ilk kez &#8216;Bitki Sağlığı Bölümü&#8217; nü kurmuştur. Süne üzerinde yaptığı çok değerli çalışmalarını &#8220;Türkiye, Irak, İran ve Suriye&#8217;de Süne (<em>Eurygaster integriceps </em>Put.) problemi üzerinde incelemeler&#8221; başlıklı eserde bir araya getiren hocamız, bu eseriyle 1960 yılında &#8220;Üniversite Doçenti&#8221; ünvanını kazanmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Prof. Dr. Niyazi Lodos, bu ünvanıyla Ege Üniversitesinin &#8220;İlk Doçenti&#8221; olma şerefini de eline geçirmiştir. Prof. Dr. Niyazi Lodos, 1960-1962 yılları arasında Entomoloji ve Fitopatoloji Kürsüsü, 1962-1964 yılları arasında da Entomoloji ve Zirai Zooloji Kürsüsü Başkanlığı görevini sürdürmüştür. 1964 yılında fakültemizdeki görevinden ayrılan sevgili Hocamız, 1964-1969 yılları arasında özel bir anlaşmayla gittiği Ghana&#8217;da West African Cocoa Research Institute&#8217;de Entomoloji Departmanı şefi olarak ülkemizin adını başarıyla duyurmuştur. Prof. Dr. Niyazi Lodos, 1969 yılında üniversitemizdeki görevine yeniden dönmüş ve aynı yıl Profesörlüğe yükseltilmiştir. Bu tarihten itibaren Entomoloji ve Zirai Zooloji Kürsüsü ve Bitki Sağlığı Bölümü Başkanlıkları görevlerini sürdüren sevgili hocamız, 1982 yılında Yüksek Öğretim Kanunu gereğince ismi Bitki Koruma Bölümü olan bölümümüz Başkanlığına getirilmiş ve bu görevini emekli olduğu 1 Temmuz 1988 tarihine kadar sürdürmüştür.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Emekli olduğu günün ertesi gününden vefatına kadar bölümümüzdeki mesaisini düzenli bir şekilde sürdüren hocamız, hergün bölüm kapısını ilk açan kişiydi. Bu özelliğinden dolayı, hiç kimse O&#8217;nun emekli olduğuna inanamıyordu. Sevgili hocamızı her yönüyle anlatmanın olanaksız olduğunun bilinci içindeyim. Ancak sevgili hocamızı; herkese yardım elini cömertçe uzatan iyiliksever ve hümanist bir kişi; çok sayıda lisans ve lisansüstü öğrenci yetiştirmiş çok değerli bir eğitmen; adı hala spor çevrelerinde anılan komple bir sporcu ve en önemlisi dünyaca tanınmış bir bilim adamı olarak niteleyebiliriz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Prof. Dr. Niyazi Lodos&#8217;u, entomoloji bilimine katkılarından dolayı tüm bilim dünyası tanımaktaydı. İran, Irak, Fas, Gana, Çekoslovakya, Almanya, Fransa, İngiltere, ABD gibi ülkelerde kısa veya uzun süreli çalışmaları; bazılan yabancı dillere çevrilmiş ders kitaplan; 90&#8242;dan fazla yabancı dillerde yayınlanmış mesleki eserleri; Royal Society of Entomology, International Commission for Invertebrata Survey, World&#8217;s Heteropterists, Curculio, Auchenorrhyncha ve Cocoa Scientists gibi birçok uluslararası dernek ve kuruluşlara üye olması; Türkiye entomolojisiyle ilgili yabancı araştırıcıların herhangi bir başvurusuna hemen o gün yanıt vermesi O&#8217;nu gerçekten entomoloji biliminde zirveye çıkarmıştır. Bu arada yurdumuzda ilk kez bulunan ve bilim dünyası için yeni olan 31 böcek türünün<em> lodosi</em>, <em>lodosianus</em>, <em>isodol</em> ve <em>niyazii</em> gibi isimlerle anılması, O&#8217;nun bu meslekteki yerini belirten önemli göstergelerdir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sevgili Hocamız, Üniversiteye intisap ettiği 1957 yılından emekli olduğu 1988 yılma kadar 1000&#8242;den fazla lisans, 45 Uzmanlık ve Yüksek Lisans ve 15 Doktora öğrencisinden başka çok sayıda Doçent ve Profesör de yetiştirmiştir. Her aşamada öğrencisi olan bizler için, hocamızın vefatı bir anne-baba vefatı gibi çok acı olmuştur. Çünkü O, hepimizin manevi babasıydı. Aramızdan ayrılmış olmasına karşın O, hala mesleğimize hizmet etmeye devam etmektedir. Yayınlamış olduğu 170&#8242;den fazla eseri, bizzat kendisinin kurmuş olduğu <em>Türkiye Entomoloji Derneği</em> ve bu derneğin yayın organı olan <em>Türkiye Entomoloji Dergisi</em> bu konuda çalışanlara sürekli ışık saçmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sevgili Hocamız, mesleğimize yaptığı katkılar ve bıraktığı eserlerden dolayı geçen yıl Ege Üniversitesi Senatosu tarafından &#8220;Üstün Hizmet Madalyası&#8221;yla onurlandırılmıştır. Çok az kişiye nasip olan bu başarı, biz öğrencilerini de gururlandırmıştır. Büyük insan, sevgili Hocam; seni ve eserlerini unutmayacağız, çizdiğin yolda yürüyüp, seni kendimize rehber edinip eserlerinize eserler katacağız.</span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #000000;">Nur içinde yat, Büyük LODOS.</span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #000000;"><strong>Prof. Dr. Feyzi ÖNDER</strong><br />
E.Ü. Ziraat Fakültesi Dekan Yardımcısı</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kaynak:</strong> Önder, F. 1997. Entomoloji dünyası için çok büyük bir kayıp Prof. Dr. Niyazi Lodos. Türk. entomol. derg. 21(4):245-258.</span></p>
<div><a href="http://www.eklebunu.com/ekle.php" onclick="window.open('http://www.eklebunu.com/ekle.php?k=araneae&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.dogatarihi.net%2Fniyazi-lodos%2F&amp;t=Prof.+Dr.+Niyazi+Lodos', 'eklebunu', 'scrollbars=yes,menubar=no,width=620,height=520,resizable=yes,toolbar=no,location=no,status=no'); return false;" title="T&#252;m link payla&#351;&#305;m sitelerine ekleyin!" target="_blank"><img src="http://www.eklebunu.com/buton.php?bt=1&k=araneae" width="83" height="16" border="0" alt="EkleBunu Sosyal Payla&#351;&#305;m Butonu" /></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/niyazi-lodos/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karl-Wilhelm Verhoeff</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/karl-wilhelm-verhoeff/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/karl-wilhelm-verhoeff/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2008 00:19:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa Bilimciler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=2170</guid>
		<description><![CDATA[Uzun yıllar evvel, &#8220;İnsanlığın Asil Evlatları Kendilerini Doğaya Adamışlardı&#8221; başlıklı bir makale okumuştum. Makalenin bir yerlerinde Alexander von Humbolt&#8217;un da resmi vardı. Hayranlıkla bakakalmıştım o resme. Bilinmeyeni keşfe adanmış bir hayata duyulan hayranlıktı bu. Rahatlıklardan vazgeçişe, güzellikleri aramaya; insanlık için, yurt için, evren için sarfedilen çabaya duyulan hayranlık. O gün bugündür ben; ölen doğa bilimcilerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Uzun yıllar evvel, &#8220;İnsanlığın Asil Evlatları Kendilerini Doğaya Adamışlardı&#8221; başlıklı bir makale okumuştum. Makalenin bir yerlerinde Alexander von Humbolt&#8217;un da resmi vardı. Hayranlıkla bakakalmıştım o resme. Bilinmeyeni keşfe adanmış bir hayata duyulan hayranlıktı bu. Rahatlıklardan vazgeçişe, güzellikleri aramaya; insanlık için, yurt için, evren için sarfedilen çabaya duyulan hayranlık. O gün bugündür ben; ölen doğa bilimcilerin ruhlarının hâlâ aramızda var olduklarına inanırım.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-2170"></span>İşte bu yüzdendir her yıl mart ayının ikinci pazarı yerinde yeller esse de İncesu deresi civarında dolanmam. Hikmet hocayı görürüm, sevgili köpeği Nelli yürür ardı sıra. Gözleri mis kokan toprakta, Ankara Çiğdemi {<span style="text-decoration: underline;">Crocus</span> <span style="text-decoration: underline;">ancyrensis</span>} ararlar; iki yoldaş kıyasıya.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İstanbul&#8217;da, boğazda elinde bastonu, şahin bakışlı bir ihtiyar. Curt Kosswig&#8217;in bizzat kendisidir o; sohbet eder yelkovan kuşlarıyla. El eder sonra uzaklara, çok uzaklara. Selam verir adalarda Muzaffer, açıklarda Cemal ve İlham hocaya.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hayatının baharında yitip giden bir değerdir Neşet Şimşek. Anadolu bozkırını geçerken boydan boya, serin bir söğüt gölgesinde tahnit yaparken görürüm onu. Önünde çeşit çeşit kemirgenler, insektivorlar; az ötesinde Bahtiye hanım. Şu gelen iri yarı Alman, Hans Kumerloeve mi acaba? Saymakla bitmezki güzel evlatları insanlığın. İşte onlardan bir tanesi daha.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.nadiplochilo.com/myriadeceased.html" target="_blank"><img class="alignnone" title="Karl-Wilhelm Verhoeff" src="http://www.dogatarihi.net/images/karl_wilhelm_verhoeff.jpg" alt="" width="262" height="380" /></a></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Karl-Wilhelm Verhoeff</span></h4>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Karl-Wilhelm Verhoeff. Alman zoolog, myriapodolog<span style="color: #ff0000;">¹</span>, karsinolog. 1867 senesinde dünyaya geldi. Çiyanlar (Sınıf: Chilopoda, Centipedes), Kırkayaklar (Sınıf: Diplopoda, Millipedes) ve Karasal Isopodlar [Tespih  Böcekleri (Crustaceae; Oniscidea)] üzerine uzmanlaştı. Hayatı boyunca yayınladığı 671 adet bilimsel eserin büyük bir kısmını; kısa makalelerden ziyade, sayfa sayısı 2000&#8242;i aşan kitaplar oluşturuyordu. Bu çalışmaları esnasında binlerce omurgasız hayvan türünü bilim dünyası için yeni olarak kaydetti.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Verhoeff; 78 yıllık hayatı boyunca 1900 ve 1905 yılları arasında, sadece beş sene Berlin Zooloji Müzesinde (Zoological Museum of Berlin) çalışabilme imkanı bulmuştur. Özellikle 1. Dünya Savaşı sonrasında yaşadığı büyük maddi zorluklar ve yoksulluktan dolayı, zaman zaman muhteşem koleksiyonunu oluşturan örnekleri satarak, üç çocuklu ailesini geçindirebilmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1940&#8242;lı yıllarda Verhoeff&#8217;in Anadolu faunası üzerine yaptığı makaleler de ilgi çekici ve son derece önemlidir. Modern Türk Zoolojisi&#8217;nin kurucusu Curt Kosswig tarafından, Anadolu&#8217;dan toplanan kırkayak ve tesbih böcekleri bizzat Verhoeff tarafından çalışılmış ve bir çok yeni tür tanımını içeren sonuçlar farklı makaleler halinde bir kaç yıllık periyot içerisinde yayınlanmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Danimarka&#8217;lı meşhur myriapodolog Henrik Enghoff, 2007 senesinde kaleme aldığı &#8220;Türkiye&#8217;nin Kırkayakları {The millipedes of Turkey (Diplopoda)}&#8221; adlı makalesinde<span style="color: #ff0000;">²</span>; Verhoeff&#8217;in, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi dergisinde sırasıyla 1940 ve 1941&#8242;de yayınlanan &#8220;Über Diplopoden aus der Türkei&#8221; ve &#8220;Asiatische Beiträge V-VI.&#8221; adlı makalelerine atıfta bulunarak, Türk Kırkayaklarına ait ilk kontrol listesinin 61 tür ve bir çok alt tür kaydıyla Verhoeff&#8217;e ait olduğunu vurgular.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" title="The millipedes of Turkey (Diplopoda)" src="http://www.dogatarihi.net/images/turkish_millipedes.jpg" alt="" width="262" height="385" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yine &#8220;Asyanın Zoocoğrafyası ve Hayvan Sistematiği&#8221; ve &#8220;Türkiye&#8217;nin Kara Isopod&#8217;ları Hakkında III.&#8221; adlı makalelerinde Verhoeff&#8217;in, Türkiye&#8217;nin zoocoğrafyası ile ilgili önemli tespitleri vardır. Adı geçen makalelerde; özellikle Hatay, Toros dağları ve Orta Anadolu&#8217;nun yüksek dağ sistemlerinde yaşayan bazı tesbih böceği türleri ve doğal engellere dikkat çekmiştir<span style="color: #ff0000;">³</span>.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><em>Cylisticus anatolicus</em>, <em>Porcellionides istanbulensis</em> türleri ve <em>Turkonethes</em> cinsi tesbih böcekleri ile <em>Amblyiulus kosswigi</em>, <em>Megaphyllum adanense</em>, <em>Megaphyllum turcicum</em> türü kırkayaklar; Verhoeff tarafından Anadolu&#8217;dan tanımlanan onlarca canlıdan sadece bazılarıdır.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.dogatarihi.net/images/isopod.GIF" target="_blank"><img class="alignnone" src="http://www.dogatarihi.net/images/isopod_kucuk.GIF" alt="" width="261" height="425" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Karl-Wilhelm Verhoeff, 6 Aralık 1945 günü intihar ederek hayatına son verir. 78 yaşında, hayatı yokluklar içerisinde geçmiş olsa da, mesleğinde çok başarılı olan bir insan niçin intihar eder?  Bu hususta ne yazık ki en ufak bir bilgiye ulaşamadım.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilimsel mirası, Bavyera Eyaleti Zooloji Koleksiyonu&#8217;na teslim edilir. 1962&#8242;de bu kurum tarafından hayatı ve bilime olan katkılarının anıldığı küçük bir kitapçık yayınlanır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;">¹</span> Myriapodoloji: Zoolojinin, Kırkayak ve Çiyanları inceleyen alt bilim dalı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;">²</span> Enghoff, H. 2007. The millipedes of Turkey (Diplopoda). Steenstrupia 29 (2): 175–198.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;">³</span> Anadolu Diyagonali kavramı ilk olarak 1971 senesinde Peter Hadland Davis tarafından &#8220;Güneydoğu Asya Bitki Yaşamı Sempozyumu&#8221; nda ortaya atılmıştır (Aydın, S. 2004. Anadolu Diyagonali: Ekolojik kesinti Tarihsel-Kültürel bir Farklılığa İşaret Edebilir mi? Kebikeç. 17:117-137). Oysa bana göre Verhoeff, Davis&#8217;ten çok daha önce Anadolu Diyagonali&#8217;ne dikkat çekmiştir. Bilindiği üzere; Kosswig de coğrafik engellerden sıkça dem vurur. Acaba kim kimden etkilendi? Kim bilir? </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Önemli Not:</strong> Karl-Wilhelm Verhoeff&#8217;in fotoğrafını kullanmama izin veren Kuzey Carolina Eyalet Üniversitesi&#8217;nden hocam ve meslektaşım, myriapodolog <a href="http://www.nadiplochilo.com/index.html" target="_blank">Rowland Shelley</a> ve Henrik Enghoff&#8217;un yazıda bahsi geçen makalesini bana gönderen Bulgar myriapodolog Pavel Stoev&#8217;e teşekkürlerimi bildiririm.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Hatırlatma: </strong>Anadolu&#8217;nun Kırkayak faunası, Çiyan faunasına oranla myriapodolojik açıdan görece daha iyi çalışılmıştır. Kırkayaklar ülkemizde 135 tür ile temsil edilirlerken (</span><span style="color: #000000;">Enghoff, 2007)</span><span style="color: #000000;">; çiyan faunamıza dair güncel bilgiler söz konusu değildir. Benim bildiğim kadarıyla Anadolu Çiyanları üzerine yapılan en önemli çalışmalar İtalyan</span><span style="color: #000000;"> myriapodolog Marzio Zapparoli&#8217;ye aittir.</span><span style="color: #000000;"> Zapparoli, 1999&#8242;da Anadolu&#8217;nun Çiyan faunasına dair bir kontrol listesi de vermiştir</span><span style="color: #000000;"> (Zapparoli, M. 1999. The present knowledge of the Centipede fauna of Anatolia, Biogeographia-Biogeografia dell&#8217;Anatolia, vol. XX: 105- 177)</span><span style="color: #000000;">.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Türk araştırmacılara gelince: konu üzerinde sadece Zahide Önal tarafından 1996&#8242;da yapılan &#8220;Eskişehir Ovası Chilopoda (Myriapoda) Faunasının İncelenmesi&#8221; başlıklı yüksek lisans tezi ve 2003&#8242;de Mete Mısırlıoğlu tarafından Turkish Journal of Zoology&#8217;de yayınlanan &#8220;Eskişehir İlinden Bazı Chilopoda (Myriapoda) Kayıtları&#8221; adlı makale mevcuttur. Karasal Tesbih Böcekleri üzerine çalışan Türk araştırmacıya ise ben şu ana kadar denk gelmedim (tatlısu ve denizel tesbih böcekleri çalışılıyor). </span></p>
<p style="text-align: justify;">
<div><a href="http://www.eklebunu.com/ekle.php" onclick="window.open('http://www.eklebunu.com/ekle.php?k=araneae&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.dogatarihi.net%2Fkarl-wilhelm-verhoeff%2F&amp;t=Karl-Wilhelm+Verhoeff', 'eklebunu', 'scrollbars=yes,menubar=no,width=620,height=520,resizable=yes,toolbar=no,location=no,status=no'); return false;" title="T&#252;m link payla&#351;&#305;m sitelerine ekleyin!" target="_blank"><img src="http://www.eklebunu.com/buton.php?bt=1&k=araneae" width="83" height="16" border="0" alt="EkleBunu Sosyal Payla&#351;&#305;m Butonu" /></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/karl-wilhelm-verhoeff/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>John Ray</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/john-ray/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/john-ray/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Nov 2008 22:09:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa Bilimciler]]></category>
		<category><![CDATA[Botanik]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=2149</guid>
		<description><![CDATA[John Ray İngiltere&#8217;de sıklıkla Doğa Tarihinin babası olarak işaret edilen John Ray zamanının en önemli Doğa Bilimcisi olmasının yanında aynı zamanda çok önemli bir filozofdur. John Ray, 1627 yılının Kasım ayında İngiltere&#8217;nin Essex şehrinin Black Notley kasabasında dünyaya geldi. Babası demirci ustası, annesi bitkiler vasıtasıyla insanları iyileştiren bir hanımdı. Ray&#8217;in son derece derin olan doğa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" title="John Ray" src="http://www.dogatarihi.net/images/john_ray.jpg" alt="" width="169" height="229" /></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">John Ray</span></h4>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İngiltere&#8217;de sıklıkla Doğa Tarihinin babası olarak işaret edilen John Ray zamanının en önemli Doğa Bilimcisi olmasının yanında aynı zamanda çok önemli bir filozofdur. John Ray, 1627 yılının Kasım ayında İngiltere&#8217;nin Essex şehrinin Black Notley kasabasında dünyaya geldi. Babası demirci ustası, annesi bitkiler vasıtasıyla insanları iyileştiren bir hanımdı. Ray&#8217;in son derece derin olan doğa sevgisinin (bilhassa bitkiler) gelişiminde annesinin etkisi büyüktür.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-2149"></span>1644 yılında Cambridge Üniversitesine girdi. Kısa zamanda dil bilim, matematik ve doğa bilim üzerinde uzmanlaştı. 1649&#8242;da akademi üyesi, 1651&#8242;de okutman, 1658&#8242;de dekan yardımcısı oldu. 1660&#8242;da Anglikan kilisesinde papazlığa atandı ancak çok geçmeden siyasal sebeplerden dolayı Cambridge üniversitesinden ayrılmak durumunda kaldı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1660 ila 1671 yılları arasında İngiltere&#8217;yi baştan başa dolaştı, bir çok arazi gezisine katıldı. Yine bu yıllar arasında bir kere de Avrupa&#8217;ya seyahat düzenledi. Bu arazi çalışması esnasında bir çok fosil, bitki ve hayvan numunesi topladı. Embriyoloji ve Bitki fizyolojisi alanında deneysel çalışmalar yaptı. Suyun bitkiler için olan yaşamsal önemini kanıtladı. Bu çalışmaları sayesinde ünlenen Ray, 1667 yılında dünyanın ilk bilimsel cemiyeti olan Londra&#8217;daki Royal Society&#8217;ye katıldı. Sağlığının kötü olması sebebiyle gençlik yıllarında sık yaptığı arazi çalışmalarını, hayatının son on yılında yapamamış buna rağmen dil bilim, din bilim ve doğa tarihi üzerine kitap üzerine kitap yazıp döneminin Oldenburg, Hooke ve Lister gibi bilim adamlarına öncülük etmiştir.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.dogatarihi.net/images/historia_plantarum.jpg" target="_blank"><img class="alignnone" title="Historia Plantarum" src="http://www.dogatarihi.net/images/historia_plantarum_kucuk.jpg" alt="" width="188" height="314" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">John Ray, çiçekli bitkileri &#8220;Monokotiledon ve Dikotiledon&#8221; olmak üzere sınıflandırmış ve botanik biliminde hala geçerliliğini sürdüren bir kategorizasyonun mucidi olmuştur. En önemli eseri <em>Historia Plantarum</em> olan Ray, 17 Ocak 1705&#8242;de hayata gözlerini yummuştur. 1844&#8242;de adına ithafen kurulan <a href="http://www.jri.org.uk/" target="_blank">Ray Society</a> günümüzde halen faaliyetlerini sürdürmektedir.</span></p>
<div><a href="http://www.eklebunu.com/ekle.php" onclick="window.open('http://www.eklebunu.com/ekle.php?k=araneae&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.dogatarihi.net%2Fjohn-ray%2F&amp;t=John+Ray', 'eklebunu', 'scrollbars=yes,menubar=no,width=620,height=520,resizable=yes,toolbar=no,location=no,status=no'); return false;" title="T&#252;m link payla&#351;&#305;m sitelerine ekleyin!" target="_blank"><img src="http://www.eklebunu.com/buton.php?bt=1&k=araneae" width="83" height="16" border="0" alt="EkleBunu Sosyal Payla&#351;&#305;m Butonu" /></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/john-ray/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Henri Milne-Edwards</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/henri-milne-edwards/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/henri-milne-edwards/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 23:27:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa Bilimciler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=2056</guid>
		<description><![CDATA[Henri Milne-Edwards Büyük Fransız doğa bilimci, zoolog, karsinolog¹. 23 Ekim 1800&#8242;de, şu an Belçika sınırları içerisinde yer alan Bruges şehrinde doğdu. Babası İngiliz Wiliam Edwards, annesi Fransız Elisabeth Vaux&#8217;du. Mevcut yönetime muhalif olan babası uzun yıllar boyunca hapis yattı. Bu tip ailevi nedenlerden ötürü ilk gençlik yıllarının büyük bir kısmını Fransa&#8217;nın çeşitli kentlerinde geçirdi. Paris&#8217;de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" title="Henri Milne-Edwards" src="http://www.dogatarihi.net/images/milne_edwards.jpg" alt="" width="252" height="262" /></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Henri Milne-Edwards</span></h4>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Büyük Fransız doğa bilimci, zoolog, karsinolog<span style="color: #ff0000;">¹</span>. 23 Ekim 1800&#8242;de, şu an Belçika sınırları içerisinde yer alan Bruges şehrinde doğdu. Babası İngiliz Wiliam Edwards, annesi Fransız Elisabeth Vaux&#8217;du. Mevcut yönetime muhalif olan babası uzun yıllar boyunca hapis yattı. Bu tip ailevi nedenlerden ötürü ilk gençlik yıllarının büyük bir kısmını Fransa&#8217;nın çeşitli kentlerinde geçirdi. Paris&#8217;de Fizyolog olan ağabeyi William Edwards&#8217;dan Fizyoloji dersleri aldı. Napoleon Bonaparte&#8217;ın düşmesinden sonra ailecek yeniden Paris&#8217;e yerleştiler.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-2056"></span>Ağabeyinin etkisiyle olsa gerek, tıbba olan eğiliminden dolayı 1823 senesinde Paris&#8217;te, Tıp eğitimini tamamlayarak Tıp Doktoru ünvanını aldı. Ancak onun asıl tutkusu Doğa Tarihi ve özellikle alçak yapılı hayvan grupları üzerine çalışabilmekti. Bu büyük tutkusunu bastıramayarak efsanevi zoolog Baron Georges Cuvier&#8217;nin öğrencisi oldu. Aynı tarihlerde dönemin önde gelen doğa bilimcilerinden Jean Victoire Audouin&#8217;in de dostluğunu kazandı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Laura Trézel ile evlendi. Bu evliliğinden dokuz çocuğu oldu. Bu dokuz çocuktan bir tanesi olan Alphonse Milne-Edwards da ornitho-osteology, ornitho-myology ve mammaloji alanına sağladığı önemli katkılarla bilim tarihindeki yerini almış önemli bir doğa bilimcidir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Henri Milne-Edwards, ilk çalışmalarından olan &#8220;Recherches Anatomiques Sur Les Crustaces&#8221; adlı eserini 1829 senesinde Fransız Bilimler Akademisine sunar. Bu çalışması 1826-1828 yılları arasında, dostu Jean Victoire Audouin&#8217;le birlikte, Normandiya kıyılarında yaptıkları iki arazi gezisinin sonuçlarına dayanır ve Baron Georges Cuvier&#8217;nin de büyük övgüsünü alır.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" title="Baron Georges Léopold Chrétien Frédéric Dagobert Cuvier" src="http://www.dogatarihi.net/images/georges_cuvier.jpg" alt="" width="252" height="337" /></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Baron Georges Cuvier</span></h4>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1832 senesinde Collège Central des Arts et Manufactures&#8217;de doğa tarihi ve hijyen profesörü olur. 1841&#8242;de dostu Jean Victoire Audouin&#8217;in ölümü üzerine, onun halefi olarak Paris Doğa Tarihi Müzesi&#8217;nin (Muséum National d&#8217;Histoire Naturelle) Entomoloji bölüm başkanlığına; 1862&#8242;de ise, bu seferde Isidore Geoffroy Saint-Hilaire&#8217;nin halefi olarak Zooloji bölüm başkanlığına atanır. Makalelerinin büyük bir kısmını, uzunca bir dönem editörlüğünü de yaptığı &#8220;Annales des Sciences Naturelles&#8221; dergisinde yayınlar. En önemli çalışmalarından olan &#8220;Histoire Naturelle des Crustacés (Kabukluların Doğa Tarihi)&#8221; i üç cilt halinde 1837-1841; &#8220;Histoire Naturelle des Coralliaires (Mercanların Doğa Tarihi)&#8221; i ise 1858-1860 seneleri arasında bastırır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Cirripedoloji&#8217;nin kurucusu, İngiliz doğa bilimci Charles Darwin 1852&#8242;de yayınladığı &#8220;Living Cirripedia&#8221; adlı eserinin ikinci cildini Henri Milne-Edwards&#8217;a ithaf eder ve &#8220;Histoire Naturelle des Crustacés&#8221; i över<span style="color: #ff0000;">²</span>.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.dogatarihi.net/images/darwin_2.jpg" target="_blank"><img class="aligncenter" src="http://www.dogatarihi.net/images/darwin.jpg" alt="" width="130" height="194" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Henri Milne-Edwards, 1856&#8242;da Royal Society tarafından, zoolojiye sağladığı önemli katkılardan dolayı Copley madalyası (Copley Medal) ile onurlandırılır (ilk kez 1731&#8242;de verilen bu madalya tarih boyunca; Benjamin Franklin, Michael Faraday, Charles Darwin, Louis Pasteur, Albert Einstein, Francis Crick ve Stephen Hawking gibi bilim adamlarına da verilmiştir)<span style="color: #ff0000;">³</span>.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" title="Copley Medal" src="http://www.dogatarihi.net/images/copley_medal.jpg" alt="" width="251" height="118" /></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Copley Madalyası</span></h4>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">29 Haziran 1885&#8242;de, Paris&#8217;de hayata gözlerini yumar. Başta <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kabuklular" target="_blank">Kabuklular</a> (Crustaceae) olmak üzere denizel omurgasızların keşfine adadığı hayatının anısına, sağlığı boyunca ve ölümünden sonra bir çok deniz canlısına ismi verilerek onurlandırılır. Bir amfipod türü olan <em>Glossocephalus milneedwardsi </em>Bovallius, 1887; bir mercan familyası olan Edwardsiidae; Tardigrada filumundan Milnesiidae familyası ve <em>Milnesium</em> cinsi bunlardan sadece bir kaç tanesidir.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="aligncenter" src="http://www.dogatarihi.net/images/glossocephalus_milneedwardsi.jpg" alt="" width="255" height="291" /></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><em>Glossocephalus milneedwardsi</em></span></p>
<p style="text-align: center;"><img class="alignnone" title="Eriocheir sinensis" src="http://www.dogatarihi.net/images/eriocheir_sinensis.jpg" alt="" width="251" height="155" /></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Henri Milne-Edwards tarafından 1853&#8242;de tanımlanan<br />
<em>Eriocheir sinensis</em><span style="color: #ff0000;"><sup> 4</sup></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;">1 <span style="color: #000000;">Karsinoloji (Carcinology): Kabukluları (Crustaceae) inceleyen zoolojinin alt bilim dalı.</span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;">2 <span style="color: #000000;">Buradaki mevcut bilgi;  1993&#8242;de yayınlanan ve editörlüğünü Frank Truesdale&#8217;in yaptığı &#8220;History of Carcinology&#8221; kitabında, William Newmann tarafından, 349-435. sayfalar arasında yer alan &#8220;Darwin and Cirripedology&#8221; adlı bölümden alınmıştır. Cirripedology; Kabukluların (Crustaceae), <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Barnacle" target="_blank">Cirripedia</a> altsınıfına dahil olan canlılarını inceleyen zoolojinin alt bir bilim dalıdır.</span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;">3 <span style="color: #000000;">The Royal Society ağ sayfasından<span style="color: #000000;">.</span></span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;">4 <span style="color: #000000;">P. Clark et al. , The first record of <em>Eriocheir sinensis</em> from the Basrah Area of Southern Iraq. Aquatic Invasions (2006) Volume 1, Issue 2:51-54.</span><br />
</span></p>
<div><a href="http://www.eklebunu.com/ekle.php" onclick="window.open('http://www.eklebunu.com/ekle.php?k=araneae&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.dogatarihi.net%2Fhenri-milne-edwards%2F&amp;t=Henri+Milne-Edwards', 'eklebunu', 'scrollbars=yes,menubar=no,width=620,height=520,resizable=yes,toolbar=no,location=no,status=no'); return false;" title="T&#252;m link payla&#351;&#305;m sitelerine ekleyin!" target="_blank"><img src="http://www.eklebunu.com/buton.php?bt=1&k=araneae" width="83" height="16" border="0" alt="EkleBunu Sosyal Payla&#351;&#305;m Butonu" /></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/henri-milne-edwards/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Halil Ethem Eldem</title>
		<link>http://www.dogatarihi.net/halil-ethem-eldem/</link>
		<comments>http://www.dogatarihi.net/halil-ethem-eldem/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2008 11:20:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadir Boğaç Kunt</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa Bilimciler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dogatarihi.net/?p=1893</guid>
		<description><![CDATA[Halit Ethem Eldem Avrupa&#8217;da ilk doktora yapan ve Darülfünun&#8217;da ilk jeoloji ve mineraloji muallimi (profesörü) olan Halil Ethem Eldem&#8217;in çocukluğu İstanbul&#8217;da, gençliği Avrupa&#8217;da geçmiştir. Halil Ethem orta öğrenimini babasının (İbrahim Ethem Bey) elçi olduğu Berlin&#8217;de, yüksek öğrenimini de babasının isteğine uyarak kimya ve yerbilimleri dallarında İsviçre&#8217;de Zürih Üniversitesi&#8217;nde yapmış ve sonra da Bern Üniversitesi&#8217;ne giderek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img class="alignnone" title="Halil Ethem Eldem" src="http://www.dogatarihi.net/images/halil_ethem_eldem.JPG" alt="" width="174" height="314" /></span></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Halit Ethem Eldem</span></h4>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Avrupa&#8217;da ilk doktora yapan ve Darülfünun&#8217;da ilk jeoloji ve mineraloji muallimi (profesörü) olan Halil Ethem Eldem&#8217;in çocukluğu İstanbul&#8217;da, gençliği Avrupa&#8217;da geçmiştir. Halil Ethem orta öğrenimini babasının (İbrahim Ethem Bey) elçi olduğu Berlin&#8217;de, yüksek öğrenimini de babasının isteğine uyarak kimya ve yerbilimleri dallarında İsviçre&#8217;de Zürih Üniversitesi&#8217;nde yapmış ve sonra da Bern Üniversitesi&#8217;ne giderek kimya dalında doktor unvanı almıştır. Bu çalışma temel bilimler dalında Avrupa’da yapılan ilk Türk doktorasıdır. Bu doktoranın konusu, ayrıntısı ve belgeleri Prof. Dr. İhsan Ketin ve Prof. Dr. Erdal İnönü&#8217;nün araştırmaları ile gün ışığına çıkarılmıştır. Kimya dalında yapılan bu doktora çalışması Türkiye&#8217;de bilimsel araştırmaların başlangıcı, tarihsel gelişimi ve bilim tarihi açısından ayrı bir önem taşımaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-1893"></span><span style="color: #000000;">Halil Ethem 1885&#8242;de yurda dönünce, ilk yıllardaki resmi görevleri yanında Darüşşafaka Lisesi&#8217;nde (1885-1893), Mektebi Mülkiye&#8217;nin Lise kısmında (1894-1901), Hendeseyi Mülkiye&#8217;de (1894-1909) hocalık yapmış ve 1900’de açılan yüksek muallim mektebi (Darül-Muallimini Aliye) fünun şubesi tabakatülarz (jeoloji) profesörlüğüne 40 kuruş maaşla getirilmiştir. 1901’de Darülfünunu Şahane’nin Tabii İlimler Bölümü’ne İlmimaadin ve Tabakatülarz (Jeoloji ve Mineraloji) profesörlüğüne 600 kuruş maaşla atanarak Avrupa’da öğrenim gördüğü konularda dersler vermiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Halil Ethem, 1885 yılında ilk Türk bilim doktoru olarak yurda dönmüş fakat Dr. ünvanını hiçbir yerde, hiçbir yapıtında kullanmamıştır. Halil Ethem kimya dalında doktora yapmasına karşın kimya ile pek az uğraşmış ancak yurda dönüşünün ilk yıllarında (1885-1892) Darüşşafaka Lisesi’nde kimya ve jeoloji dersleri okutmuş, orada bir kimya laboratuarı yaptırmış ve sonra kimya ile ilgisini kesmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Mineraloji ve jeoloji konusunda ise ilgisi daha uzun sürmüş, bu konuda araştırma ve inceleme yapmamış veya yapmak istememiş fakat bu dersleri orta ve yüksek öğretimde 24 yıl (1885-1909) okutmuş ve ayrıca bazı jeolojik araştırmalara da katılmıştır. 1894 yılında Anadolu demiryolu yapılırken, Halil Ethem’in Viyana Teknik Üniversitesi’nde hocası olan Prof. Frans Toula, İstanbul-İzmit demiryolu boyunca çalışma ve araştırmalar yapmak için İstanbul’a gelmiştir. Toula, İstanbul’a gelince eski öğrencisini bulmuş, onunla beraber demiryolu boyunca jeolojik incelemeler yapmıştır. Toula bu çalışmalar sırasında, Gebze dolaylarından topladığı Triyas fosillerini incelemiş, türlerini saptamış ve buluşlarını 1896’da yayınlamıştır (Toula, F. 1896, Beitr. z. Pal. u. Geol. Oster. d. Orients, band X, heft IV). Toula bulduğu yeni fosillerden bazılarını örneğin: <em>Rhynchonella ethemi</em> ve <em>Acrocordiceras halili</em> isimlerini vermiştir. Böylece Halil Ethem&#8217;in yerbilimleri dünyasında zaman zaman da olsa hatırlanmasına, unutulmamasına neden olmuştur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Darülfünun’da hoca olduğu yıllarda (1903), zamanın sadrazamı Avlonyalı Ferit Paşa, Hicaz demiryolu boyunca, kurulacak tesisler ve burada yaşayacak insanlara gerekli suyun bulunması için yeraltı suyu araştırmaları yapmak, alınan sondaj makinalarını kullanmak ve su bulmak için Halil Ethem&#8217;i görevlendirmiş fakat Halil Ethem kendisinin bu işte yeterli olmadığını, sağlığının da bu işlere uygun bulunmadığını söyleyerek görevi kabul etmemiştir.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.dogatarihi.net/images/ibrahim_ethem_doktora.JPG" target="_blank"><img class="alignnone" title="Halil Ethem Eldemin Doktora Tezinin Kapağı" src="http://www.dogatarihi.net/images/ibrahim_ethem_doktora_kucuk.JPG" alt="" width="198" height="314" /></a></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Halil Ethem Eldem&#8217;in Doktora Tezinin Kapağı</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Halil Ethem mineraloji ve jeoloji ders kitapları yanında 1896&#8242;da &#8220;Hareketi Arza (depreme) Dair Birkaç Söz &#8221; isimli bir kitap da yayınlamıştır. Nadir bulunan bu kitap İstanbul’da Süleymaniye Genel Kitaplığı’nda, İzmirli İsmail Hakkı Bölümü&#8217;nde bulunmaktadır. Bu yapıt, yazarın 28 Haziran 1894’de İstanbul’da meydana gelen çok şiddetli deprem hakkında Sabah Gazetesi’ne (19 Ağustos, sayı 1806) yazdığı makalenin genişletilmiş şeklidir. O tarihlerde, Türkiye’de yaşayan insanların çoğu bilgisizlikten dolayı depremi ve nedenlerini çok değişik ve garip şekillerde açıklamaktaydılar. Halil Ethem, birçok Avrupa orijinli kitaplardan yararlanarak yazdığı bu yapıtta depremin oluş nedenlerini ve etkilerini açıklamıştır. Halil Ethem Bey’in büyük bir emek ve araştırma sonucu hazırlanan yayınları 60&#8242;dan fazladır. Bunların isimleri, yayın yerleri, Türk Tarih Kurumu tarafından, 1947’de yayınlanan &#8220;Halil Ethem Hatıra Kitabı&#8221; Cilt 1, S.299-302&#8242;de, yayın tarihine göre verilmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kaynak:</strong> Avşaroğlu, N. 2001. Türkiye’de  Maden  Mühendisliği  Eğitimi  Tarihçesi.</span></p>
<div><a href="http://www.eklebunu.com/ekle.php" onclick="window.open('http://www.eklebunu.com/ekle.php?k=araneae&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.dogatarihi.net%2Fhalil-ethem-eldem%2F&amp;t=Halil+Ethem+Eldem', 'eklebunu', 'scrollbars=yes,menubar=no,width=620,height=520,resizable=yes,toolbar=no,location=no,status=no'); return false;" title="T&#252;m link payla&#351;&#305;m sitelerine ekleyin!" target="_blank"><img src="http://www.eklebunu.com/buton.php?bt=1&k=araneae" width="83" height="16" border="0" alt="EkleBunu Sosyal Payla&#351;&#305;m Butonu" /></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dogatarihi.net/halil-ethem-eldem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

