Biyoloji Bölümleri İsyandaymış

Melih Cevdet Anday, Rosenber’lere ithafen kaleme aldığı “Anı” adlı şiirinin bir dörtlüğünde “Nice aşklar arkadaşlıklar gördüm, Kahramanlıklar okudum tarihte // Çağımıza yakışan vakur, sade davranışınız geliyor aklıma” der. Bir bilim adamına dair “kahraman, vakur davranış” denilince benimse aklıma hep Frédéric Joliot-Curie’nin 8 Kasım 1940 günü, Collège de France’ın koridorlarında Nazi subaylarının karşısına dikilip “zulüm devam ettikçe laboratuvarlarını kapatıp, derslerini tatil edeceğim” dediği an gelir.

İki gündür önümde, Dünya’da tanımlanmış 3821 örümcek cinsinden belki en ilginç olanına ait yeni bir tür duruyor. Tanımlamaya başlayacağım. Lakin bir türlü yoğunlaşamıyorum. Evrimsel süreçte bozkır göçeri, savaşçı atalarımdan intikal eden genler ha babam dürtüyor beni. Susma diyorlar!

Efendim dün, A. Murat Eren, onun makaleleri ve Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’nin resmi/yarı-resmi (?) haber sitesi olan Çomu.tv hakkında bir yazı kaleme almıştım (buradan). Bugün aynı adlı adresten yayın yapan site, yine A. Murat Eren hakkında bir yazı yayınladı.

Biyoloji Bölümleri İsyanda!… Yazılım Bilmesi Doktora programına alınması için yetermi?

Bilgisayar Mühendisliğinden Mezun olup, 2 yıl Bilgisayar Mühendisliğinde Yüksek Lisans yaptıktan sonra Amerika’da Biyoloji alanında doktoraya başlayan A. Murat Eren büyük bir tartışmaya neden oldu. Acaba her kişi para karşılığı Amerika’da hiçbir bilgiye sahip olmadan doktora yapabilirmi? Üniversitemizdeki adını vermek istemeyen bir çok akademisyenlere sorduk aldığımız cevapda isyan vardı: “Türkiye’de bu mümkün değil. Biz doktoraya alacağımız kişinin o konuda eğitim almış veya araştırma merkezlerinde çalışmış olması gerekir. Bizim öğrencilerimiz Bilgisayar Mühendisi olmasada biyoloji ile ilgili bazı yazılımları yapabilecek düzeydeler. Görüntü işleme dışında bir çok işimizi kendimiz yapabiliyoruz. Bilgisayar Mühendisliği veya buna benzer başka alanlardan da olsa bu bölümlere doktora öğrencisi alma taraftarı değiliz, almamamızın sebebi biyoloji veya o lanalarda eğitim yapmadığı için bilgi yetersizliğidir. Aldık farz edelim , muhakkak lisans derslerinden önemli olanları almasını, Yüksek lisanda yapılan dersleri almalarını ve sonra Doktora derslerini alması gerekir. Eğer almazsa ve mezun olup bir üniversitede Biyoloji ile ilgili alanlarada Yrd.doç, olarak atandığında bu kişi bölümümüze zarar verir. Bilim ahlakı ve bilim etiği olarak bu yanlıştır. Biyoloji alanında hiçbir eğitim almadan A. Murat Eren’i alan üniversiteyi inceledik, doktora programında alması gereken o kadar ders varki, A. Murat Eren’in doktora süresi buna yetmez. Biz bu durumu YÖK etik kuruluna bildireceğiz. Bizce etik değil, bilimsel anlamada bir facia. Şunu anlardım, PHD sini bilişim alanında yapardı, biyoloji ile ilgili bir konuda biyologlarla ortak çalışıp bir makale yapabilirdi, bunu anlarız ve destekleriz. Fakat ne olursa olsun yazılım biliyor diye Biyoloji bölümünde doktora programına almayız. ” dedi (buradan).

Türkiye’deki Biyoloji Bölümlerinin işi gücü yok, her türlü sorunlarını hallettiler; A. Murat Eren’i tartışmaya başladılar. Bak sen! Miskali zerre akademik kültürü olan bir kimse bu yazılanları okuyunca sadece güler ve geçer. Amerikan ekolü nedir? Alman ekolü nedir? İngiliz ekolü nedir? PhD nedir? Acaba yukarıda ki satırları kaleme alan kişi bunları biliyor mu? Sitenizi ziyaret eden talebelerinizi, çalışanlarınızı, sadece kendi kafa yapınızda olanları bu yazdıklarınıza inandırabilirsiniz. Bel altından vurmayı kesin artık.

Şimdi iş Biyoloji camiasına gelip dayanınca farklı bir boyut kazanıyor. Öncelikle A. Murat Eren, Biyoloji alanında değil bilgisayar bilimlerinde doktora yapıyor. Yapadabilirdi. Bugün ODTÜ, Boğaziçi üniversiteleri gibi eğitimde Amerikan ekolünü benimsemiş kurumların doktora öğrencilerinin kökenlerini inceleyecek olursanız içlerinde mühendisken, Biyoloji bölümünde doktora yapan ve hatta çok başarılı da olan bir çok kişiye denk gelirsiniz. Yine benim şahsen tanıdığım meslektaşlarımın (biyolog) içinde Felsefe, Sosyoloji, Antropoloji gibi sosyal dallarda doktora yapanlar oldu. Bu tip kaideler üniversiteler arasında değişebilir. Ayrıca hocanın (danışmanın) tercihi de son derece önemlidir. Kalıplar, kalıplar, kalıplar. Bir bilim adamına değil, lakayt devlet memuruna yakışacak sözler, cümleler.

Diyorlar ki; “Üniversitemizde, ismini vermek istemeyen akademisyenlere sorduk”. Buradan ve yazının devamından kendi Biyoloji bölümlerinin öğretim üyelerine sordukları anlaşılıyor (aksiyse isim versinler). Bu öğretim üyeleri şunu belirtiyorlar; “Bizim öğrencilerimiz Bilgisayar Mühendisi olmasa da Biyoloji ile ilgili bazı yazılımları yapabilecek düzeydeler”. Merak ettim doğrusu (yazılım nasıl yapılır? onu ayrıca merak ettim), bırakın öğrencileri kendi bölümlerinde kaç araştırma görevlisi (toplam 13 tane var) en basit yazılım olan SPSS’i mükemmelen kullanabiliyor?

Ve yine belirtiyorlar ki; “Yüksek lisanda yapılan dersleri almalarını ve sonra Doktora derslerini alması gerekir. Eğer almazsa ve mezun olup bir üniversitede Biyoloji ile ilgili alanlarada Yrd.doç, olarak atandığında bu kişi bölümümüze zarar verir”. Biz Türkiye’de Biyoloji bölümlerine kimlerin hangi kıytırık doktora tezleri ve yayınlarla Yard. Doç olarak atandığını gayet iyi biliyoruz. Doçentlik sınavlarında dönen dolapları, ahbap çavuş ilişkilerini, proje kavgalarını. Kimse Biyoloji’yi savunmak adı altında A. Murat Eren’e çamur atma sevdasına ve hatasına düşmesin. O bölümde şahsen tanışıklığım olmasa da  “Prof. Dr. Veysel Aysel” gibi çok değerli bir botanik üstadının bulunduğunu biliyorum. Yine şahsen tanımasam da “Prof. Dr. Varol Tok” un iyi bir herpetolog ve iyi bir ağabey olduğunu arkadaşlarımdan çok duydum. Umarım ÇOMÜ. Biyoloji bölümü olarak bu saçmalıklara daha fazla bulaşmazlar ya da adlarının ima yolu ile anılmalarına mani olurlar.

Son olarak… Allah selamet versin, ellerinden öperim orta okulda Tarih öğretmenimiz “Ali Rıza Gönüllü” hoca sık sık uyarırdı bizleri; “isminize layık olun” diye. 18 Mart Üniversitesi’nin yöneticileri; 18 Mart, Türk milletinin hafızasında kutlu bir gündür. İsminize layık işlerle anılmanızı temenni ediyorum. Zira farkında mısınız bilmiyorum? Lakin Çomu.tv sitesinde yapılan yayınlarla battıkça batıyorsunuz.

Vesselam…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir