Biyolog

20. Ulusal Biyoloji Kongresi’nde, Biyolog tanımının kamu personel yasasında aşağıda verilen şekilde yer alması oy birliği ile karara bağlanmıştır.

Biyolog Tanımı: “Biyolog, bütün canlı varlıkları, birbirleri ve çevreleri ile olan etkileşimlerini, bilimsel yöntemlerle inceleyen, bu yöntemler sonucunda elde ettiği verileri eğitim, tarım, orman, sağlık, çevre, gıda, endüstri, biyoteknoloji vb. alanlarda uygulayan ve uygulatan, bu sonuçları rapor haline getirerek imzalama yetkisine sahip olan kişidir.”

“Biyolog” üzerine 11 yorum

  1. biyologların tus a girme hakkı kaldırıldı ama tıpla daha az ilgili olan kimya mezunları hala girebiliyor çıldırmamak işten değil neden derneklerimiz gereken baskıyı yapamıyor her zaman biyologlar kaybeden durumda kalıyor. ABD de en gözde 2. meslek seçilen ve medeni ülkelerin bilimsel gelişmesine yön veren biyologluk neden ülkemizde görmezden geliniyor anlamıyorum. tek bildiğim daha organize bir şekilde hareket etmemiz gerektiği. ben bireysel olarak hukuki yönden neler yapılabiliyorsa yapacağım ama elbette bir meslek odası ya da derneği her zaman için daha etkili olur, bu da bir gerçek…

  2. Değerli Meslektaşım,

    Yakınmalarınızı anlayabiliyor, hak veriyor ve size katılıyorum. Türkiye Biyologlar Derneği’nin TUS hususunda herhangi bir çalışması oldu mu? Bilmiyorum! Bununla beraber, Biyologlar Dayanışma Derneği ve Biyologlar Birliği Derneği’nin konu üzerinde epey çaba sarf ettiğini yakinen biliyorum. Bilhassa Biyologlar Dayanışma Derneği…

    Lakin dernekler üye adetleri ve gelirleri ile güçlü ve söz sahibi olurlar.
    Bunu yıllarca Türkiye Biyologlar Derneği’nin çeşitli şubelerinde ve komisyonlarında görev almış; bir derneğin kurucusu ve kurucusu olduğu derneğin halen başkanlığını yapan birisi olarak söylüyorum.

    Hasılı kelam… İşaret ettiğiniz gibi dernek çatıları altında organize olmazsak
    [daha çok] adam yerine konulmayız… haklarımız gasp edilir vs…

    Not: Mevcut üç derneğimizden hangisine resmen üyesiniz?

  3. Merhaba,

    İsmim Deniz. Biyoloji öğretmenliği mezunuyum. Kuşları ve kelebekleri çok seven ve onlarsız bir Türkiye’nin olmayacağına inanan biriyim. Ki Türkiye gibi tür zengini bir ülkede bu türlerin Türk insanı tarafından araştırılıp,yayınlanmasını ihtimamla isteyen ve bunları yaparken de oldukça yansız ve dikkatli olunmasını her zaman bekleyen bir araştırmacı olarak -bir kariyerim yok- Türkiye’de bu sahalara özel üniversitelerimizin de vermesini bekliyorum. Evet Genetik önemli ama Zooloji ve Botanik de değersiz değil. Hatta Türkiye için öncelik sırası var. Ve bence bu türler ile ilgili taksonomi kitapları hazırlansa ne kadar güzel olur (du). Bir de bunların değerleri insanımıza anlatılabilseydi! Özlemim Türk insanının yabancı belgesellerin dışında kendimizden olan çekimlerle televizyon başına getirilmesi (olurdu). İnşallah Allah bu günleri de bizlere gösterir.

  4. Merhaba,
    Türkiye’de yaşayan canlıların(kelebek,böcek vb.) fizik yönleri hiç araştırılmamış.Oysa Amerika kendi ülkelerinde yıllarca bunların vücut organizasyonlarını kullanarak(aynen değil zaten aynısını üretmek saçma olur) ne robot sistemleri ve teknolojileri geliştirmişler.Mekatronik mühendisliği bunun bir benzeri,tabi değerini bilene.Basit çatı sistemlerini söylemedim.Daha karışık sistemler kurmuşlar.Onun için bu tür araştırmalar önce gerekli teknoloji ile desteklenmeli.Sonra bundan teknoloji üretmişler.Örneklerini görmek zor değil.Eş tanımalar da,koloni oluşturma ve kışa hazırlık gibi şeyler üzerine de bir ara çalışmışlar.Bir sonuç çıkarmışlar.Sonuca gelince,maddi kazanç elde etmek.

  5. İyi Günler,
    Eskiden hep derlerdi;bak,Amerikalılar,uzaya(Aya) çıktı.Daha biz..Bu laf değişti,artık.Çünkü;Japonlar,küçük bir robot yapıp çoktan Ay yolculuğuna hazırlamışlar bile.Herhalde,bak Japonlar aya,robot bile yolladı.Deyip,sonunu tekrarlayacağız herhalde.Olsun.ODTÜ gibi,teknik üniversiteler olduğu sürece,yakalama ümidi ve azmi hep olacak.Çünkü;bu tür teknik üniversiteler,bu teknolojiyi üretebilecek kapasitede.Tabi bilime harcanacak büyük paralar ve çalışabilecek daha güçlü(liyakatli) kadrolar her zaman olacak.O kadar üniversite öğrencisi(hiç böyle çok olmamıştı),bazen hep bir sele(bu bazen herkesin istediği bir imkan veya herkesin ulaşmak istediği kısıtlı bir mevki oldu.Sınavları kasdettim) kapılıp,ilgi ve kabiliyetleri de bu sele koyup gittik.Nerelerde kayboldu kim bilir.Sona bağlarsak,zor.Olsun bakalım,onlar için de zor.Daha büyük sorunlarla onlar da uğraşıyor.Belki bizimkisi,onların yanında hiç bile.

  6. Merhaba,
    Bilim veya bilimsel yazılar.Bir zaman herşey zannederdim.Sonra ne mi öğrendim,bu yolda bir öğrencinin en dikkat edeceği şeyin,”Kul Hakkı” olduğunu öğrendim.Evet,bilim yapan bir öğrenci kesinlikle kul hakkına girmemeye dikkat etmeli.Kul hakkı yedikten sonra,bilimin ne değeri var ki!Kötü aslında kötüdür,onun alkış alması tebriklere boğulması bir şeyi yani haram/kul hakkı olduğunu değiştirmez.Onun için,sevdiğim arkadaşlarımı bu konuda hep uyarırdım.Öncelikle,yediğimiz içtiğimiz ve cebimize giren para helal olmalı.Ayrıntılara girmedim.Birşeyi de kasdetmedim.Haramdan,kuduz köpekten kaçar gibi kaçtım.Bunu mu,üniversitemde ki hocalarımdan -Buca Eğitim Fakültesi,Biyoloji Bölümü- öğrendim.Deniz,herşey hakkınla olmalı oğlum,derlerdi.Hakkınla.Hakkınla.Onun için,her sonucu Sen’de bitir.Gönül,bu derde sabreder.

  7. Günaydın,
    Eski bir Osmanlı Alimi hakkında,bir Alim,”Bize,konuşacak birşey bırakmamışsın.” diye serzenişte bulunuyor.Bırakmış bırakmış.Hatta,o alim ilim öğrencilerine de yol açmış.Ve sadece,1 ay yaptığım öğretmenlikte de birşey öğrenmiştim.Öğretmen taraf tutamaz,öğrencilerin içinde bir öğrenciye ayrıcalıklar tanıyamaz,ne kendini ne de öğrencisini-ne kadar etki altında da kalsa kul hakkına itemez(orası lise idi,ya ilerisi!Hiç düşünmek istemem)(onu sevse de),adaletli davranmak(?,herşey de)(hem sen kim oluyorsun ki,kendi kafanda ki adaleti işletiyorsun),gayri meşru yollara hiçbir şey de başvurmamak(?).Ve geriden bakan ,hiçbir mahzun gönlün ahını(Ah.Beddua gibidir) almamak için,adaletli davranmak.Ben,bunları öğrendim.Öğrencilere,öğrencilerin penceresinden bakmak.Can yakma ki canın yanmasın.

  8. Selam kelam,
    Atanamamış bir öğretmen veya rehberlik yapmayı seven bir öğrenci olarak yazmak istedim.Üniversite-yok bir öğrenci anlatıyor.Cinsiyet;erkek ve kız.Şu son zamanda,bayanlar oldukça hırslılar.Erkek öğrencilerin onları yakalaması için oldukça hırslı olmaları gerekiyor.Rekabet etmekten ziyade,önce rakip olun(olabilirseniz tabi).Ve çağın öğrenci hastalığı,göz ile zina etmek -hiç kızma ben doğruyu yazmaya çalıştım- ne kadar tehlikeli ve zararlı olduğunu anlatmaya çalıştım.Bu davranış,öncelikle unutkanlık ve zihin tahribi yapıyor.Zaten,internet büyük bir problem.Herkes biliyor.Yüzeysellik,adı üstünde internet işte.Soruna gelelim,bir diploma -kaç yıl sürerse sürsün bu iğrenç davranışa harcanmaz.Bir de hayat zor iken.Dış ülkeler mi sence vermiyorlar mı dini eğitim!Bir Hristiyan bilim adamı belki de çok iyi yani dinini çok iyi bilen bir kişidir.Belki o yönlerine hiç bakmamışsın.Bilimi,dışarda putlaştıran hiç kimseyi görmedim.Ve bu bakışların,insanın kalbine bir tas lağım dökmek gibi olduğunu da hatırlatmak gerekir herhalde.Düşünsene damarlarda lağım akıyor.Bunlar lazım mıydı peki?Sence?
    Kitapları mı diyorsun,yüzeysel tabi.
    Kayseri’de bir hocamdan dinlemiştim;bilim insanı fotoğrafını çekmek için ta kutuplara gitmiş 1 ay boyunca görüntüyü beklemiş.Kitabında da izin alınmadan kullanılamaz diyordu.
    Bir şeye de ha dikkat edin.Arabanızın önüne de kimse taş koymasın.Bir sürü yolu var herhalde.Yanlış yönlendirme,başka öğrenci yanında küçümseme,kızağa çekme,uyandırmama,geri plana koyma.Onları kendi haline bırak.Belki karakteri öyledir.Ne yapacak,Allah’ın kaderinin önüne mi geçecek!Allah,onlara her zaman kötü bir son hazırlamıştır unutma.Yangın gibi,tırın altına girmek vb. gibi.Daha pisleri varsa ben bilmiyorum.Allah da var .
    Yazıya son kelimeleri yazarken,iyi biyologlar her zaman ODTÜ’den çıkar deyip,ODTÜ’nün yapısı hiç bir zaman bozulmasın.Kişi motiflerine bile ellenmesin.Eklemelere ihtiyaç yok.Bırak gölge de yapma.Şunu da yazayım,yüksek notlar o kişinin bir bilim insanı olacağını göstermez.Hatta Avrupa’da üniversitede yüksek not ortalamasına sahip öğrencilere diplomasını verip evine gönderiyorlarmış.Bilim,şu arkadan bakanların -düşük veya orta not ortalamasına sahip olanların- diyorlarmış.Ben inanıyorum,artıköğrencilerde uyandı.Art niyetli lafları çabuk anlarlar.Onun için,dershaneler kapatıl(a)masın.Asıl oralarda öğrenci yönlendirme ve rehberlikler yapılıyor.Bunu yazarken hiç bir siyasi endişem yok.Olmaz da.Üniversite hazırlık dershanelerinde yapılan rehberliğin yerini hiçbir şey tutmaz.Tutmayacak da.
    Tamam.

  9. Kıştan Selamlar,
    Öyle büyük bir kariyerim olmadığı için sadece geçtiği dar yolları yazıp,yorumlamayacağım. 1.Yüksek lisans başvurumu,Samsun Ondokuz Mayıs Ü. Fen Fakültesi,Biyoloji bölümüne yaptım. Kurul,alınmadınız yazısını okuyup,döndüm geldim.1 yıl sonra,tekrar Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi’ne başvuru yaptım. Kurul,alınmadınız yazısını okuyup,tekrar döndüm. Sonra,Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi,Biyoloji Bölümü. Kurul, Vanlı olan bir bayan hoca ile bayağı bir tartıştım. Bu kısmına hiç yorumum yok.O kadar öfkeyi unutmak için,kış vaktinde dönen otobüsü ,muavinin içirdiği fazla çay ve kahveden dolayı 5 defa durdurdum. Arkadaş,ben dondum vallaha,lafını hiç unutmadım dediği halde,Bir kahve daha içer misin? lafına,Otobüs ne zaman duru? diye sormak doğru olur herhalde. Sonra Kayseri,Erciyes Üniversitesi, Biyoloji Bölümü. Kurul,bu kısmı yazmıyorum. Yoruma gerek var mı? Sonra mı,Erciyes Üniversitesi,Ziraat Fakültesi. Kurul,aldılar. Yanlız her kurulun arkasında yorumsuz dedim.
    Peki benim gibi biri,üniversitede hocalık için baş vuru yapsa,kaç başvuruda Kabul Edildi yazısını okuyabilir?
    Peki neden?

  10. Günaydın,
    Bir sürü problemin dışında,bu da mı ne deme.Çocuklarda şizofreni.İlinois Eyalet Üniversitesi’nden bir psikolog,bunun öngörüsünü yapmıştı da bu kadar aşağı ineceğini hiç düşünmemişti.Orta yaşı anlarız da küçük bir çocuğun bu çeşit bir problemin ağında kalmasını düşünmek çok kötü.Bu hastalık daha çok,bir insanın yüksek bir duvarı aşmak için kendisini zorlaması gibi bir şey.Bilmez ki,duvarın arkası onun için ne kadartehlikeli olan şeylerle dolu.O ağdan kurtulmak bir çocuk için zordur.Ölçüsünü bilemem.Zor işte.Çağın hastalığı asıl budur:Çocuklarda şizofreni.Psikologun sözlerine tekrar dönelim,çağın ilerlemesi yaşantıyı değiştirdiği.Nerdeyse herşeyi.Büyük küçük kavramı bile.Evet ,fazla açamadan konuşuyorum.Lütfen mazur görün.İnternet,büyük aile kavramının nerdeyse bitme noktasına gelmesi.Eskiden çocuklara atanıza saygılı olun.Ata kelimesi ile dede,büyükanne,büyükbaba gibi şeyler kastedilmiş.Eğitim seviyesinin -bunu anlatmak güç- düşmesi,değer verilen şeylerin anlam çerçevesinin değişmesi -para,hayatın anlamı vb.- ve tabi ki,geleneklerde bozulma ve doğru-yanlış kavramında ki çabuk değişmeler ve bunun da toplumu etkileyecek şekilde anlam verilmesi.Gençlere gelince,belki onlar bunun pek farkında olamayabilirle fakat üçük bir çocuğun buna benzer bir problemin ağına düşmesi,ileride büyük ve nerdeyse çözülmesi zor sorunların ilk izlenimlerini vermektedir.Çocukların dünyasımı?Çocukların dünyasıda değişmiş.Daha ağırlaşmış.Daha farklılaşmış. Ve yeni çözümler bekliyor gibi.

  11. Bu güne kadar en çok canımı yakan demeyeceğim,en çok üzüldüğüm şey diyeceğim.Lafı, Söz Sultanı’ndan aldım.Eğer bu söz benim canımı da yaksa demem gerekirmiş.Çünkü;bir sürü insanın bu gibi şeylerle harcanıp gittiğini gördüm-harcanmayanlar da bir kalkanın altında duranlardı herhalde.

    ”Bir şeyde şüphe varsa,o harama çıkar.” Hz.Muhammed

    Garibanların,gariplerin,mazlumların ve yetimlerin sığındığı söz budur.Zorbalıkla hak gaspı yapanlara karşı.İkinci bir ihtimal, hiç bir zaman yoktur.
    İnşallah,bir gün,zorbalardan haklar sökülüp alınır.Liyakatli kişiler,hakkettiği yerlere gelir.

    Not:Yazıyı mı niye yazdım.Bazı kapılardan, küstürülüp kovulan çok kişiler gördüm.Yazım tamamen şahsidir.Kendi hayatımdan yazdım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir