Biyolog Dernekleri

Gerek daha evvel yayınladığım blog yazılarımda, gerekse internet ortamındaki e-posta listelerinde dile getirdiğim üzere, uzun zaman öncesinde “Türkiye Biyologlar Derneği” nden ümidimi kesmiştim. Hatta yaklaşık iki yıl evvel, yakın bir arkadaşımla yaptığımız sohbet esnasında, “Niçin biz yeni bir mesleki oluşuma gitmiyoruz?” önerisini bile ortaya atmıştım. Ancak araya zaman, korkular, çekinceler v.s. girdi. Ve bu öneri unutuldu, üzerine gidilmedi…

Son bir yıldır ise biyologların mesleki örgütlenmeleri önemli bir ivme kazandı. Türkiye Biyologlar Derneği’nin yönetim kurulu değişti, genel merkezini İzmir’e taşıdı; ayrıca ilaveten iki yeni dernek daha kuruldu. İnanıyorum ve temenni ediyorum ki, tüm bu mesleki örgütlenme çabaları ilerleyen süreçte, biz, biyologların menfaatine olacaktır.

Şimdi izninizle ağzımdaki baklayı çıkartmak istiyorum. “Taraf olmayan bertaraf olur” darbımeseli gereğince, bir süre evvel, Biyologlar Birliği Derneği yönetim kurulundan bir meslektaşla iletişime geçtim. Zaten uzun süredir kendilerinin çalışmalarını çeşitli ortamlar vesilesiyle takip ediyordum. Konuştum, tartıştım ve samimi olduklarına inandım. Tuz çölünde yol aldıklarının bilincindelerdi. İşleri zordu. Sıkıntılar çoktu. Yeni bir dernek olmalarının, dernekler yasası gereği kendilerine sağladığı dezavantajlar vardı v.s. Onlardan yana taraf olmaya karar verdim. Mesleki hakların savunulması ve mücadelesi için uygun ve samimi bir zemindi.

Elimden geldiği için, faydalı olabilmek adına web sitelerini yapmayı teklif ettim. Onların da bu yönde bir eksiklikleri varmış. Sağ olsunlar, güvendiler. Bende elimden geldiği, görgümün yettiği oranda bir site hazırladım ve hepbirlikte bu siteyi faaliyete soktuk. Site yaklaşık bir aylık süreçte, 700 küsür üyeye ulaştı. Elbette bu rakam Türkiye’deki biyologların sayısıyla kıyaslandığında son derece düşük, ancak üye sayısının zamanla artacağına ben şahsen inanıyorum.

Herneyse… Bir kaç gün evvel sitede bir mesaj dikkatimi çekti. Bu mesajda bir meslektaşımız, biyolog dernekleri arasındaki dağınıklıktan dem vuruyordu. Sonrasında ise gerek aynı sitede; gerekse farklı platformlarda, kurulan bu derneklerin, biyologların işlerini zorlaştırdığına dair söylemlere rastlamaya başladım. Türkiye Biyologlar Derneği varken, kurulan bu yeni dernekler de neyin nesiydi? Bu çokluk, bu dağınıklık işleri zorlaştırırdı….

Fazla laf kalabalığına girmeyi istemiyorum… Esasında söylenecek çok şey var ama, belki zamanı değil. Eğer Türkiye’de biyologlar 33 yıllık derneklerinden ümitlerini kesip, yeni bir mecra arayışına girmişlerse; bunda kabahat 33 yıldır, biyologların derdine derman olamayanlarda mıdır? Yoksa iyi niyetle çözüm arayışına girenlerde midir?

Önemli Not: Bu web sayfası benim şahsi malımdır. Düşünceler bana aittir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir