Bitki Kaçakçılığı

Facebook’da kurulmuş olan “Bitkilerimiz Çalınıyor, Bitki Hırsızlığına Dur Demeliyiz” adlı bir gruba denk geldim bugün. Grubun tanıtım yazısı aşağıda. Biraz amatörce yazılmış olmasına rağmen samimi ve doğru bir isyan. Kamuoyu oluşturmak için destek vermek lazım. Hatta bana kalsa fauna ve flora kaçakçılığına karşı ülke çapında  topyekün bir seferberlik başlatmak lazım.

Dünyanın bitki cenneti olan Anadolu’da bitki yağmasına karşı hiçbir önlem yok. Bitki kaçakçılığının faturası milyarlarca dolar zarar. Türkiye’de dünyanın hiçbir yerinde olmayan 3500 endemik bitki bulunuyor ve bu bitkiler yıllardır köylülerle işbirliği halinde kaçırılıyor. Bitkilerimiz yurtdışındaki laboratuvarlarda, gen bankalarında değerlendiriliyor. Bazı Türk bilim adamları da farkında olmadan casuslarla işbirliği yapıyor. Kaçakçılar kimler? Hangi Ülke öncülük ediyor?

Bir bitkinin gen haritası çözülüp bir bölgeden başka bir bölgeye nakli sağlanabilir. Mesela, Dünya üzerinde sadece Japonya’da yetişen bir bitkiden bir örnek alıp, genlerini çözerek Türkiye’de yetiştirebiliriz. Ayrıca o bitki ile ilgili ilaçlar üretmek, o bitkiyi ortadan kaldıracak virusler üretmek, o bitkinin genlerine başka genler de monte ederek o bölgedeki başka bitki türlerini ortadan kaldırmak mümkündür. Bir bitkiyi “Canavar Bitki” haline getirmenin şu anki teknoloji ile çok kolay olduğunu düşünebiliriz. Yani bu genleri çözülmüş bitkiler tekrar bir tarlaya ekildiğinde içerdikleri genetik bilgi sayesinde o bölgedeki bitki örtüsünü yok etmekte ve o bölgedeki diğer bitki örtüsünü belirli böcek türlerine veya mantar türlerine zayıf hale getirebilmektedirler.

İşte arkadaşlar “Turist” kimliği adı altında dağlarımıza yaylalarımıza gezmeye gelen şahıslar aslında birer bilim adamı-birer bitki kaçakçısıdırlar. Mesela birkaç ay önce, Bolu ve çevresinde “casusluk yaptıkları” veya “komando eğitimi gördükleri” iddia edilen İsrailli turistler (!) gündeme gelmişti. Bunun da bitki kaçakçılığıyla ilgisi olabileceğini belirtelim. Dağlarımıza özgü 1000’lerce çeşit çiçek mevcut, bu bir çok ülkenin dikkatını çekmiştir ve son yıllarda özellikle Rize’ye gelen yabancı turist sayısı sürekli artış göstermektedir, bu belki iyi karşılanabilir fakat araştırıldığı zaman bu kişilerin özellikle belirli bir ülkeden geldikleri ve dağlarımızda gece-gündüz araştırma yaptığı ortaya çıkmaktadır, bunun delilleri de mevcuttur.

Rize Turizm Müdürlüğü’nün verilerine göre, Rize’ye gelen turistlerin ülkelere göre dağılımları incelendiğinde, İsraillilerin yüzde yüzden fazla bir artışla ilk sırayı aldıkları görülüyor. Yerli halk ve yaylacılık yapan insanlar bu konularda bilgi sahibi olmadığından, “turist” dediğimiz kişiler bu insanlara iyi niyetle yanaşıp, çiçeklerin ve bitkilerin yerlerini rahatlıkla öğrenebilmektedirler. Çoğu ülkede Bitki Kaçakçılığı’na karşı, bu bölgelere giriş ve çıkışlar kontrol edilmektedir. Ama bizde durum nasıl?

Mesela, “Küresel ısınma, Kaçkar dağlarındaki bitki türlerini tehdit ediyor mu?” sorusuna şu cevabı veriyor: “Kaçkarlardaki başka bir tehlikeden söz edeyim. Binlerce İsrailli turist geliyor. Her on kişiden üçü doğa casusu. Hacettepe’den genç bir asistan grubu bu durumu belirlemiş ve börtü böcek toplarken, İsraillileri jandarmaya teslim etmişler. İsrail, dünyanın en büyük gen laboratuvarlarına sahip… Ve yeryüzünde en önemli casusluk alanlarının başında son yirmi yıldır doğa casusluğu geliyor. Çünkü bu kadar hızlı kirlenmenin karşısında insanlığın yabani gen kaynaklarına ihtiyacı var.”

Sadece Kaçkar dağları değil, Toroslardan Cudi dağına kadar Türkiye’nin neredeyse tamamı bu tehlikeyle karşı karşıya. Dağlarımız, ovalarımız, yaylalarımız adeta sebil olmuş… Doğa turları vs. adı altında yabancılar bitki türlerimizi yağmalıyor, yurt dışına, kendi ülkelerine kaçırıyor. Tabii işin içinde uluslar arası ilaç firmaları da var. Endemik bitki hırsızlığına karşı alınması gereken birçok önlem var. Öncelikle, sınır kapılarında daha dikkatli olmak… Sonra, özellikle endemik bitkilerin olduğu bölgelerde yaşayan halkı uyarmak, konuyla ilgili eğitmek… Yine, o bölgelere giriş ve çıkışları kontrol altına almak. Bize düşen görev, halkımızı ve sivil toplum örgütlerini bu basit gibi görünen ama çok büyük önemi olan konularda bilgilendirmek olmalıdır. Herkesi bu konuda duyarlı olmaya davet ediyoruz.

Grubun sayfasına ulaşmak için lütfen tıklayınız. Gruba üyelik Facebook hesabı gerektirmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir