Bir Dostun Ardından

Ulaş’ın Günlüğünden Aynen Alıntıdır…

6 yaşındayken tanışmışsınızdır onunla. İlk başlarda bir köpekten çok sıçana benzer. Daha sütten bile kesilmemiştir evinize geldiğinde 3 haftalıktır. Anneniz biberonla beslerken siz bir saniye bile yanından ayrılamazsınız. O kadar tatlıdır ki o biberondan sütü içmeye çalışırken. İlk başlarda sepeti vardır kaybolmasın diye. Çünkü eşek sıpası 2 dakika boş bıraktığınızda ya bir yatağın altında ya koltuğun arkasında ya da dolabın içinde kaybolmaktadır. İsmini koyduğunuz gece dün gibi aklınızdadır. Siz çocuk aklınızla illa Lassie olsun istersiniz adı. Çünkü cinsi Lassie cinsidir o zaman bildiğiniz kadarıyla. Ama daha sonra baba otoritesiyle ”Lady” konur adı.

İşte böyle başlar tanışıklığınız ve o büyürken sizde onunla büyürsünüz. O bir köpek değildir sizin için oyun arkadaşıdır, sırdaştır ve sizin bir kardeşiniz vardır artık.Tek kişilik yatağınızı kardeşinizle paylaşırsınız her gece, o da her gece gelir yanınıza uzanır kafasınıda yastığa koyar. 13 yıl boyunca eve her gün seramoniyle girersiniz çünkü kardeşiniz kapıda sizi bekliyordur ve görüşmeyeli isterse 1 saat isterse 1 hafta olmuş olsun o seramoniler hiç degismez, hep içtendir gürültülü ve coşkulu. Kız arkadaşınızdan ayrıldığınız bir gün yatağınızda içten içe ağlarken bir sızlanma gelir kulagınıza. Gözlerinizi açtıgınızda uzun bir burun görürsünüz suratınıza kadar sokulmuş. O da ağlıyordur sizinle. Sonra patisini uzatır yatağa ”hadi gel ağlama” der gibi. Ve sırf o üzülmesin diye ağlamayı kesersiniz sizde. Bir bira alıp dışarı çıkarsınız kardeşinizle beraber, deniz kenarına gidip buz gibi havada acınızı ve onunla beraber büyük bir mutluluğu yaşarsınız. Ne olursa olsun sizin yanınızdadır o her şeyiyle. Uzanıp öpersiniz burnundan sonra bi daha ve bi daha.

Sonra bir gün üniversite için İstanbul’a taşınırsınız onu Antalya’da bırakıp. Sanki bu gidişin diğerlerinden farklı olduğunu anlamıştır o da. Son gece gelip sizinle yatmaz. Küser size. Haklıdır aslında ama bir şey gelmez elinizden. Giderken sarılır öpersiniz. Sonrasında ayda 2 kere Antalya’ya gitmenizin sebebinin kız arkadaşınız olduğunu sanır herkes. Aslında hiç alakası yoktur kardeşiniz ordadır en büyük sebebi odur katlandığınız bu yolculukların.

Bu şekilde yoluna koyarsınız işleri o da artık giderken küsmez size anlamıştır çaresiz olduğunuzu . Üniversitede 2. yılınızdır artık. Yine bir Antalya ziyaretini bitirip İstanbul’a dönece[iniz gün kardeşinizde bir farklılık görürsünüz. Durmadan aglar gitme der gibi bakar gözlerinizin içine ama siz geri zekalı gibi uçağı kaçırma telaşıyla onu adam akıllı öpüp saramadan gidersiniz ” 2 hafta sonra görüşürüz bir tanecik kızım” diyerek. Aradan 1 hafta geçer. MSN’de bir arkadaşınızın küçük kardeşinden ileti gelir.İletiyi okursunuz o an sizinde kalbiniz durur ”Lady ölmüş” .

”Ne” ”Ne”dersiniz önce şuursuzca. Sonra annenizi ararsınız açmaz, kuzeninizi ararsınız:

-Can doğru söyle Lady öldü mü?

-(sessizlik) hayır.

O hayır aslında evettir. Anında anlarsınız, telefonu kapatıp hıçkırıklara boğulursunuz. Hayat sizin için anlamsızlaşmıştır o an ve onsuz siz her zaman yarım yaşacaksınızdır.

Canım kızım benim, köpekler sahiplerini beklermiş derler. Sende orda bekle kardeşini eninde sonunda gelicem. Yine kudurucaz, yine hoplıycaz, yine paçama yapışıcaksın, ben seni yine ”kudurgan otum benim” diye sevicem. Lady’m.

Gittin şimdi sen yoksun yanımda

Bir şey istemem neye yarar hatıralar?

“Bir Dostun Ardından” üzerine 2 yorum

  1. Yalın, gösterişsiz bir yazı…. Ama itiraf edeyim uyndırdığı duygular yazının yalınlığıyla taban tabana zıt. Biz neden severiz köpekleri, gelişimimizin bir evresinde yanımıza kattığımız bu hayvanı böylesine özel yapan nedir? Sadakati mi, doğaya özlemimiz mi? Bilmiyorum…

    Güçlü, mağrur, inatçı, yoldaş, arkadaş… Anadolu’nun bozkırından kopardığımız ve bizi ölesiye seven kangalımız. Hiç bir zaman kulübesinde uyumayan, yağmur ve kara aldırmadan bahçe duvarının üzerinde uzanıp saatlerce uzaklara bakan “Dost”um…

    Elimizde yitip giderken bile asaletin gözlerindeydi, seni hiç unutmayacağm!

  2. benimde köpeğim 2 yıllık sahibi olduğum pamuk öldüğünde dünyam basıma yıkılıp hıçkıra hıçkıra ağlamıştım ama sonunda onun yokluğuna alıstım

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir