Bilim Adamı Eşittir (=) Tevazu

Omurgasız Hayvan Sistematiğiyle uğraşan zoologlar iyi bilirler… Genelde omurgasız canlıları tür seviyesinde teşhis etmek son derece zordur. Karmaşık sistematik karakterleri, ufak vücut boyları, benzer dış morfolojileri v.s. uzmanlarını çoğu zaman zorlar. Oysa geçmişte karşılaştığım bir çok uzman (?) kendilerine danıştığım bir tür hakkında ilk bakışta fikir beyan etmekten asla kaçınmamışlardır. Bu durum zannedersem; Bilim adamı = Tevazu denkleminin ülkemizde layıkıyla idrak edilememesinden kaynaklanıyor.

Şimdi genç meslektaşlarıma emsal olması bakımından yakın zamanda yaşadığım bir tecrübeyi paylaşmak istiyorum. Bir süre evvel Ankara’da bir mağaradan elime geçen bir Yalancı Akrep (Arachnida; Pseudoscorpionida) türünün, yine örneklendiği mağarada çekilmiş fotoğrafını, bilgilendirmek maksadıyla Dr. Mark HARVEY (Avustralya) ve Dr. Volker MAHNERT (Fransa) ‘e gönderdim. Her ikisi de, Dünya çapında Yalancı Akrep’ler üzerine otorite olmuş, hayatlarını bu minik hayvancıkların tanınmalarına adamış, çok değerli, saygın bilim adamlarıdır. Dr. Mahnert, bildiğim kadarıyla uzun yıllar boyunca Paris Doğa Tarihi Müzesinin müdürlüğü yaptı. Şu an emekli, ancak halen aktif olarak bilimsel çalışmalarına devam ediyor. Dr. Harvey ise henüz emekli değil.

Herneyse… Kendilerine gönderdiğim bu fotoğraflar üzerine bana dönüşleri şöyle oldu;

Görüldüğü üzere, her iki usta da, hayvanın türü hakkında kesin bir şey söylemekten çekinmişler. Sadece cins ve hatta familya seviyesinde fikir beyan etmişler. Birileri bu hususta farklı düşünebilirler, benimle aynı görüşü paylaşmayabilirler; ancak ben ustaların bu davranışını tevazu olarak değerlendiriyorum.

Uzun zamandır ülkemizde bilim adamı değil, akademisyen devlet memurları yetiştiğinden dolayı, böylesi güzelliklerle karşılaşmak pek olası değil. En azından bana denk gelmiyor…

 

“Bilim Adamı Eşittir (=) Tevazu” üzerine 2 yorum

  1. Araştırmacıların genelinin sadece öğrencilerinin yanındayken böyle (tevazuya tenezzül etmeyen kimseler) olduğunu sanıyordum. Hatta öğrencilerinin yanında bile kendinden emin bir şekilde “bilmiyorum” diyenlere rastladım ki benim kalbimde çok daha saygın yerleri var. Bilimle ilgilenen hiç kimse ilkokul öğrencisi gibi öğreticisinin her şeyi bilmesini beklemiyor. Bir kere yol gösterilince zaten gerisi geliyor.

  2. hoş bir noktaya parmak basmışsınız sayın Kunt. ben de işim gereği birkaç ekskürsiyonda bulunmuş ve orda öğrencilerin topladığı umumi omurgasıza canım, cicim, güzelim şeklinde “bilimsel” isimler verdiğine tanık olmuşumdur. bu da tevazu sanırım 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir