Arachne'nin Hikayesi

1812 yılında, Fransızların efsanevi doğa bilimcisi “Baron Georges Cuvier”; Hayvanlar aleminin, Eklembacaklılılar şubesinin, Keliserliler alt şubesine yeni bir sınıf ilave eder. Örümcek, Akrep ve Böğü gibi eklembacaklı hayvanları dahil ettiği bu sınıfı; Arachnida olarak isimlendirir.

Her doğa bilimci biraz şairdir. Birde bunu üzerine Baron Cuvier’in incecik ruhu eklenince, üstadın güzel güzeli “Arachne” yi hatırlamadan geçmesi elbette beklenemezdi. Arachne bir isim. Bahtsız ve muzdarip genç bir kızın ismi. Arachnida sınıfı bu isimden köken alır. İyi ama neden?

Olimposlular arasında Vulcanus nasıl maden işleri zanaatının piri ise Minerva da (Athena) dokumacılık divası olarak bilinirdi. Dokuduğu kumaşların incelik ve güzelliğinden o kadar emindi ki, basit bir köylü kızın dokumacılıkda kendisine üstünlüğünü iddia ettiğini öğrenince çılgına dönmüştü. Doğruca onun yaşadığı kulübeye koşarak aralarında bir yarışma yapılmasını isteyerek meydan okudu. Arachne Tanrıça ile yarışmayı fütursuzca kabul etti. Her ikisi de dokuma tezgâhlarını karşılıklı kurup, çözgüleri üzerlerine gerdiler; çalışmaya başladılar. Gökkuşağının tüm renklerini taşıyan iplik çilelerinin yığınları ile altın ve gümüş lifleri etrafa dizilmişti. Minerva o zamana kadarki en üstün performansı ile harika bir eser vücuda getirdi; ancak, işini aynı zamanda bitiren Arachne’nin dokuduğu kumaş ondan asla aşağı kalmıyordu. Gazap içindeki ilâhe dokunmuş kumaşı baştan aşağı yırttı ve elindeki mekiği kızın kafasına kafasına vurdu. Bu çok ağır aşağılanma ile onuru kırılan zavallı kız kendini astı. Bunun üzerine kalbi biraz yumuşayarak pişmanlık duygusuna kapılan Minerva onu ipten alıp boynuna tılsımlı bir sıvı serperek bir örümceğe dönüştürdü. Örümcek olarak yaşama dönen ve sanat becerisi kendisine iade edilen Arachne ağ örmeye devam etti.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir