Ana sayfa İletişim adresi Abonelik

Akrepler Uçar mı?

Akrepler Uçar mı?

Kuşlar uçar, Kelebekler, Yarasalar… Hatta Necla Demir hocanın İhtiyoloji kitabından hatırladığım kadarıyla bazı balık türleri de göğüs adalelerini kasıp gevşeterek uçma benzeri bir eylem gerçekleştirebiliyordu. Peki ya akrepler uçar mı?

Ben bu savı henüz çok yeni duydum. Ersen söyledi. Anadolu’da böylesi bir inanış varmış.  İlginç. Milli Eğitimimiz Biyoloji eğitimine gereken önemi vermemeye devam ededursun, acaba daha ne tip saçmalıklar duyacağız 21. yüzyıl Türkiye’sinde doğaya dair.

Elbette uçamaz akrepler; lacivert gecelerin bilge baykuşları, iki mavinin beyaz müjdecileri martılar gibi. Onlar, renkli kanatları ve masmavi gövdeleriyle dere boylarında süzülen yusufçuklara özenirler belkide; ama uçamazlar.

Peki Anadolu’da, akreplerin uçuyor olabileceğine dair bir savın oluşmasına sebep olan şey nedir? Bunun için herhangi bir akrebin vücudunun, alttan görüntüsüne bakmak kâfi olacaktır.

Androctonus crassicauda‘da vücudun alttan görünümü

Sternum (a), genital operkulum (b) ve tarak organı (c)

Yukarıdaki resimde görüldüğü gibi, akrep vücudunun alt tarafında tarak organı adını verdiğimiz; rengi, uzunluğu, şekli, üzerindeki dişlerin sayısı v.s. türlere göre değişiklik gösteren ve göreceli olarak kuş kanadını anımsatan son derece hassas bir duyu organı vardır. Bilhassa boyca iri türlerde, tarak organı da vücuda orantılı olarak büyük ve belirgindir. Kuvvetle muhtemel Anadolu’da kimileri, bu yapıyı kanat olarak algılayıp, akreplerin uçabileceği savını ortaya atmış olabilir. Oysa doğayı ve barındırdığı canlıları, bilgelikle gözlemleyip, onlarla dostça yaşamayı sosyo-kültürel evrimleri süresince öğrenen Toros yörüklerimiz; akreplerin tarak organlarını rahatsız ettiklerini bildiklerinden dolayı çadırlarının girişine, korunmak amacıyla kıl keçe sererler.

Ne güzel değil mi?

Serkan Altuntaş demiş,

1 Eylül 2008 @ 19:11

Aslında çok kızmamak lazım. Bana biraz mitolojideki Pegasus’u hatırlattı. Ne o şekilde bir canlı uçabilir ne de var olmuştur. Bir diğer örnek Chimera, ki genetik kitabımda kendisinden halen bahsedilir. Yarı aslan yarı yılan falan.
Bütün bu bilgilerin gerçek doğa ile alakası yok ancak insan oğlunun hayal aleminde taşıdığı ve bence çoğu önemsenecek kadar değerli bilgiler. Tabi hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu anlayabilecek akıldaysak.
Masallar da var Anadolu’da ama her çocuk öğrenir on - on iki yaşına geldiğinde dünya da bir Kaf dağı olmadığını. Ama rahmetli babaannem seksen beşinde inanmıyordu “ne Kaf var, ne ardı” dememe.

cihan demiş,

1 Eylül 2008 @ 22:35

vay be böyle bir inanış olduğunu ilk defa duyuyorum. ilginç

Kadir Boğaç Kunt demiş,

2 Eylül 2008 @ 03:51

Sevgili Serkan,

Babaanneni rahmetle anarken; kafdağı ve ardındaki masal ülkesine, 36 yaşıma rağmen ben de hâlâ inanmaktayım. Hatta bu akşam hanımla, “Narnia Günlükleri” serisinin iki filmini birden izledik. Bir sürü doğa üstü yaratık…

Chimera, Pegasus, Minotaurus v.s. bunlar daha ziyade antik Yunan kültürüne ait mitler. Bizde malum bir Şahmeran efsanesi vardır; yarı yılan, yarı insan…

Lakin benim bir biyolog olarak kızmama neden olan konu insanların uçan akrepler olabileceğine inanması değil. Akreplerin bir duyu organı olarak kullandıkları vücut parçalarının, kanat sanılması. Arada ince bir çizgi var. Umarım meramımı anlatabilmişimdir.

;)

Meriç ÇAKIR demiş,

9 Eylül 2008 @ 08:48

Sayın hocam ülkemiz doğaya ve biyolojiye okadar uzakki böyle komik inanışların olması çok doğal. Bir kaç sene önce et yiyen örümcek “Solifugae” diye bir canlı çıktı. Fakat kimse iç anadoluda bunlardan çok olduğunu ya bilmiyordu yada kimse zahmet edip açıklama yapmadı. Bu canlıda zehirsiz olmasına rağmen hakkında o kadar çok efsane vardırki Balıkesir’de Pelitköylü bir vatandaşla konuşurken bu canlılara “Dana böğürden” dediklerini ve Çankırıda ise “Böğü” ismi verdiklerini öğrendim ve inanılmaz efsaneler anlattılar.

Eğer bu canlı suya düşerse bir gölü bile zehirleyebilirmiş ?!
Bu canlı tarafından ısırılan dana’nın eti yenmezmiş!

Çevremizde o kadar güzel, etkileyici ve bir o kadarda hayranla ve zevkle izlenecek ve incelenebilecek canlı varki… halen ülkemiz bilim adamları neden konu sıkıntısı çeker bilmiyorum?

Serkan Altuntaş demiş,

23 Eylül 2008 @ 20:01

Anlıyorumdur diye tahmin ediyorum. Ama birden merak ettim benim gibi biyolojiden mezun olmaya yaklaşmış ya da mezun olmuş biyologlar üstünde benzer bir sorgulama yapsak. Acaba ne oranda saçmalarız?

Bitki fizyolojisi hocamız daha geçen sene bize “güya doğa bilimcisiniz” diyordu biz ise kızıyorduk. Bana kalırsa epeyce haklı.

Doğayı sadece ev edinmiş kimselerin hata yaptığını görüyoruz ama doğayı ilgi alanı seçmiş kimselerin böylesi saçmalaması kabul edilebilir olabilir mi?

ümit yenigün demiş,

23 Eylül 2008 @ 23:45

ben akrepler hakkında bilgi sahibi degilim ama 3 gün önce bir akrep yakaladım tabi ki akrep avına cıkarak degil ama evimde yakaladım bır kabın içine koydum halen yaşıyor yarın dogaya bırakmayı düşünüyorum o sizin bahsetmiş oldugunuz akrebin alt taraftaki tarak belki akrebin zıplamasına yarıyordur ben şahit oldum

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemesi · Geri İzleme URI

Yorum Yapın

Yorum yaparken dikkat edilmesi gereken hususlar;

Türkçe yazım kurallarına lütfen uyunuz.

Yorumlar onay gerektirmektedir. Ekranda belirmiyor diye aynı yorumu defalarca kez göndermeyiniz.

Konu dışı; "Süper, Helal" benzeri tek satırlık yorum yapmayınız.

Küfür ya da hakaret ederken IP numaralarınızın kayıt altına alındığını ve gereği durumunda yasal mercilere başvurma hakkımı saklı tuttuğumu lütfen hatırlayınız.

Yorum yapmanız, onaylanacağı anlamına gelmemektedir. Belirtilen hususlara dikkat edilmesi durumunda yorumunuzun yayınlanmaması için herhangi bir neden de bulunmamaktadır. Bu yazılanlara ek olarak yasal uyarı sayfasını da ziyaret etmenizi tavsiye ederim.