Ana sayfa İletişim adresi Abonelik

Mart, 2008 için arşiv

Tür İsimleri İtalik Yazılır

Tür İsimleri İtalik Yazılır

Tür İsimleri İtalik Yazılır

Doğa Bilimlerinin gelişmesinde amatör gözlemcilerin rolü çok büyüktür. Dünya’nın hemen her ülkesinde amatörler, doğa ile doğa bilimciler arasında köprü görevi görmüşler ve kendi kişisel gözlemlerini onlara aktararak bilimin gelişmesine çok önemli katkılar sağlamışlardır.

Yazının devamı »

Şiir Gibidir Alanya

Şiir Gibidir Alanya

Yeni Alanya Gazetesi‘nin bugünkü sayısında Nermin Adalı’nın yazısını okudum az evvel. Ben hayal meyal hatırlarım Nermin Hanımı. Önceleri İskele caddesindeydi dükkanı. Sonraları Damlataşa taşındı zannedersem. Yazısının sonuna bir şiir eklemiş. Bir Alanya şiiri. Çok hoşuma gitti, duygulandım. Yüzlerce kilometre öteden bir anda nergis, zinbit, yasemen kokuları doluştu odama. Alanya düştü hatırıma. Ağladım…

Yazının devamı »

Bafra’da Doğa Katliamı

Denizleri, ormanları katlettik sıra dağlara geldi. Buyrun seyreyleyin… Haberin kaynağına ulaşmak için lütfen tıklayınız…

~~~~~~~~

İşte Bir Doğa Katliamı

Aşağıda remini gördüğünüz tepe, Derbent Barajı yanındaki DSİ’ye ait piknik alanın ve gölün hemen arkasında bulunuyor. Bu tepe AY-BET şirketi tarafından taşocağı yapılmak üzere Devletten alınmış. Firmanın araçları şu anda tepenin ortasından yol açımına başlamışlar. Edindiğimiz bilgilere göre açılan yol hizasının üstü yerle bir olacak.

Yazının devamı »

Mahir Abi…

Mahir Çayan

Mahir Çayan

“Hatırla Sevgili” dizisinin bu akşamki bölümünde “Mahir Çayan” ve arkadaşlarının 30 Mart 1972′de Kızıldere’de öldürülmeleri (?) canlandırıldı. Allahtan Figen Urfa’da görevde. Karı koca bir olunca daha çok ağlıyoruz. O ağlıyor, ben onun ağlamasına ağlıyorum. Ağlaşıp gidiyoruz…

Mahir abi 1945 doğumlu. Babamdan bir yaş büyük neredeyse. Yani şimdi yaşasaydı 63 yaşında olacaktı. Görkemli bıyıklarına ak ne güzel yakışırdı ama. Çocukları olurdu, torunları hatta. Eklemleriyle oldum olası sorunluydu arası, belki sızısı çok olurdu ama olsun. Yaşasaydı iyi olurdu. Daha güzel olurdu Dünya, bu ülke…

Boycott China

Boycott China

Fazla söze ne hacet?

Insel Prinkipo

Bencileyin faunistik araştırmalar yapan bir çok Türk zooloğun ortak derdidir, eski yer (lokalite) isimleri. Zira, özellikle Cumhuriyet öncesinde ülkemize gelen araştırmacıların çoğu, yer isimlerinin ya Fransızca telaffuzlarını ya da Yunanca isimlerini vermişlerdir. Örneğin; “İzmir” ismine imkanı yok rastlayamazsınız. Mutlaka Smyrna olarak geçer. Uludağ; Olympus Bithynicus‘dur. İşte bunların içerisinde, beni en çok zorlayanlarından bir tanesi; Insel Prinkipo.

Yazının devamı »

Çalı Nedir?

Çalı

Toprak seviyesinden itibaren aynı ya da yakın kalınlıklarda birçok gövdesi bulunan ve en çok beş metreye kadar boylanabilen odunsu bitkilere “Çalı” adı verilir.

Kaynak: Necati Güvenç Mamıkoğlu. Türkiye’nin Ağaçları ve Çalıları.

Geçmiş Zaman Olur ki…

16.10.2001/Alanya

Şu an açım. Sigarasızım.
Hava soğuk, donuyor ayaklarım. Çayımın limonu yok. Allah’tan şekersiz içerim bu mereti. Ya şekerli içeydim, ne halt ederdim? O da yok zira…
Sene 1995. Mayıs ayı. Yine aynı halde, Ankara Sincan’da ki evimdeyim. Yalnız değilim çok şükür. Yanımda ev arkadaşım Sırrı.

Yazının devamı »

Sayın Şenpolat; duygularıma tercüman oldunuz…

Ahmet Kemal Şenpolat yazılarını ve eylemlerini uzun zamandır internet üzerinden takip ettiğim önemli bir hayvan hakları savunucusu, avukat, ideolog. Onun tarafından, bugün yollanan bir e-postayı paylaşmak istiyorum.

Yazının devamı »

Gavur Limanı, Alanya, Deniz Kabukları

Alanya

Güneş, ağır ağır yol alıyor istirahatgâhina doğru, terk ediyor Alanya’yı. Gavur limanındayım. Balık tutuyorum güya. Kovam boş.
Dostluğumuz eskilere dayanır Gavur limanıyla. Küçük bir çocukken, çoğu zaman evden kaçıp, çam kabuğundan yonttuğum sandalları onun berrak sularında yüzdürürdüm.
Çok sürmezdi denizler kurdu Kadir reisin hakimiyeti. Çabucak geçiverdi zaman. Hava kararır, anacığımın kucağı çağırırdı beni. Yol görünürdü eve.
Aradan yıllar geçti. Geçen her yıl denize olan sevdamı kat ve kat arttırdı. Öyle ki zaman içinde denize ait olan her şeyi sevdim. Ama en çok balıkları ve yürek şeklindeki deniz kabuklarını. Deniz balıkların gözyaşıydı zira. Kabuklar ise ölen denizcilerin yürekleri.
Yine karardı hava. Bir tanecik balık yakaladım. Oda minicik bir şeydi. Serbest bıraktım.

« Önceki Yazılar · Sonraki Yazılar »